'Silivri'de fermanı önceden kesmişler'

'Silivri'de fermanı önceden kesmişler'
'Silivri'de fermanı önceden kesmişler'

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan Ergenekon sanıklarına söz hakkı tanınmadığını söyledi.

Ergenekon davasının görüldüğü Silivri'de açıklama yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, "Delili sahte, şahidi gizli, mahkemesi özel, kararları önceden belli bir mahkeme olduğu ortaya çıktı. Silivri'de fermanı önceden kesmişler" dedi.

İSTANBUL - Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nin önünde geçen Pazartesi günü meydana gelen olaylar nedeniyle ertelenen Ergenekon Davası'na bugün devam ediliyor. Olaylar sırasında yıkılan yerleşke çevresinde bulunan dikenli teller onarıldı, çelik bariyerler de yerlerine konuldu. Sabahın erken saatlerinden itibaren CHP , Hak ve Eşitlik Partisi (HEPAR), İşçi Partisi ve Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) üyeleri yerleşkeye geldi. 8 Nisan'da binlerce kişinin doldurduğu alanda küçük grupların olduğu gözlendi. Jandarma arama noktasında rutin kontrollerine devam etti. Yerleşkenin çevresinde de çok sayıda ekip konuşlandırıldı. Olaylardan arta kalan malzemelerin büyük bölümü toplandı. Jandarma, duruşma salonunun girişinde görev yapan basın mensuplarına revani ikram etti. 


"SADECE USULÜ YERİNE GETİRMEYE ÇALIŞIYORLAR"
Ergenekon Davası'nda pazartesi günü yaşanan olaylı duruşmanın ardından bugün görülen duruşmayı CHP Genel Başkan Yardımcıları Bülent Tezcan, Umut Oran ile milletvekilleri Ali Özgündüz, Mahmut Tanal, Nur Serter ve Birgül Ayman Güler'in de bulunduğu 18 milletvekili izledi. Duruşmada taleplerin alınmasının ardından dışarıda açıklama yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, mahkemenin sanıklar hakkındaki tutumunun değişmediğini ve söz hakkını ısrarla kestiğini söyledi. Tezcan, "Burasının delili sahte, şahidi gizli, mahkemesi özel, kararları önceden belli bir mahkeme olduğu ortaya çıktı. Silivri'de fermanı önceden kesmişler sadece usulü yerine getirmeye çalışıyorlar. Ancak ona bile tahammül edemeyen bir yargılama sistemi var. Buradan adalet çıkmayacağını bir kere daha gördük" dedi. Mahkeme heyetinin avukatlarla ağız münakaşasına girdiğini ve adeta çatışma ortamı yarattığını belirten Tezcan, "Buradaki çatışma ortamında savunma hakkının kullanılabilmesi mümkün gözükmüyor. Usule yönelik talepler alınırken mahkeme başkanının sanıkların sözlerini sık sık kestiğini görüyoruz. Sanıklar mütalaanın iade edilmesini istiyorlar. Sanıklar mütalaanın neden iade edilmesi konusunda gerekçelerini açıklayacaklar ama mahkeme bu gerekçeleri dahi dinleme konusunda tahammülsüz" diye konuştu. 


"MAHKEME SANIKLARI KANDIRDI"
Bugüne kadarki 5 yıllık yargılama sürecinde sanıkların delilerin değerlendirilmesi konusunda oyalandığını belirten Tezcan, şöyle devam etti: "Bugüne kadar yargılama devam ederken delil toplama aşamasında çeşitli dosyalar, belge istendi, gizli tanıklar dinlendi ama sanıkların delil değerlendirmesi mahkeme tarafından hep ertelendi. Mahkeme sanıkları kandırdı, aldattı ve 4-5 yıl boyunca daha sonra diyerek bu noktaya getirdi. Sanıklar örgüt tespit edilmeden hükümeti devirmeye yönelik suçlamaya karşı müebbet istenmesini bir oyun olarak adlandırarak itiraz ediyorlar. Ayrıca mahkeme avukatlar ve sanıklar arasında bilgi alışverişini yasaklamış durumda. Avukatlar sanıklara hiç bir şekilde bir şey veremiyor. Böyle bir savunma olmaz. Avukatlarla sanık doğrudan doğruya savunma esnasında bilgi alış verişi akışında bulunmak zorundadır. Bu savunmanın temelidir. Mahkeme, mübaşire avukatla sanık arasındaki yazışmayı okutacak noktaya gelmiştir. İçeride yargılama adı altında oyun oynanıyor." 


"KOĞUŞA BİLGİSAYAR SOKULMAYAN BİR ORTAMDA NASIL SAVUNMA YAPILACAK"
Ergenekon Davası'nda hukuk olmadığını ve savunma hakkının tamamen ihlal edildiğini anlatan Bülent Tezcan, "Sanıkların günde 2 saat bilgisayar kullanabilme hakkı vardır. Sanıklara esas hakkında mütalaa dijital ortamda cd olarak verilmiştir. 2 bin 271 sayfa olarak verilen mütalaayı hem okuyacaklar hem de duruşmalar devam edecek. Günde 2 saat bilgisayar kullanma hakkı olan, koğuşa bilgisayar sokulmayan bir ortamda nasıl savunma yapılacak. Bu doğrudan doğruya savunma hakkını gasp edilmesidir. Kısıtlanması değil adil yargılanma hakkını ihlalidir" diye konuştu. Tezcan, 4. Yargı Paketi'nin görüşüldüğünü ve adil yargılama noktasındaki adaletsizliğin giderilmesinin istendiğini kaydederek, "Görüşülmesi gereken hususlar bunlar. Adalet Bakanı Sadullah Ergin'e buradan çağrı yapıyoruz: Gelsin Silivri yargılamalarını 1 saat izlesin eğer hala avukatken ettiği yemin aklında ise ve bunları söylüyorsa konuşalım" dedi. Davanın mahkemece kafasında karara bağlandığını vurgulayan Tezcan "Burada bu davanın soruşturmasının önceden planlandığını biliyorduk. Şimdi delili sahte, şahidi gizli, mahkemesi özel, kararları önceden belli mahkeme olduğunu da gördük. Fermanı önceden kesmişler sadece usulü yerine çalışıyorlar. Ancak ona bile tahammül edemeyen bir yargılama sistemi var. Biz bu hukuksuzlukları takip etmeye devam edeceğiz. Buradan adalet çıkmayacağını bir kere daha gördük" diye konuştu.

Silivri Cumhuriyet Savcılığı'nın CHP'li milletvekilleri hakkında soruşturma başlattığını söyleyen ve Başbakanın dokunulmazlıkların kaldırılabileceğini anımsattığının sorulması üzerine Tezcan, "Buyursun ne istiyorsa yapsın. Biz başbakanın kulu kölesi değiliz. CHP milletvekilleri adaletin ve hukukun savunulması gereken her yerde vardır. Başbakanın tehditleri belki kendi milletvekillerini korkutabilir. Belki bazı yazarları korkutur, gazete patronlarına talimat verebilir ancak biz CHP milletvekillerini korkutamaz. Meclis orada ise biz de buradayız" dedi. 


"CHP OLAYLARI ÖNLEMİŞTİR"
Umut Oran ise, iktidarın CHP'yi suçlayan açıklamalarına yönelik, "8 Nisan'da CHP milletvekilleri burada olmasaydı daha vahim olaylar yaşanırdı. Olayların asıl sorumlusu duruşma öncesi yaptıkları açıklamalarla hükümet ve yetkililerdir. CHP milletvekilleri buraya gelmesiydi çok daha beklenmeyen olaylar olurdu. Hem duruşma öncesi İçişleri Bakanlığı ile hem güvenlik güçleri ile hem de mahkeme heyeti ile görüştük. Biz burada sağ duyulu olmasaydık burada olumsuz olaylar olurdu. İktidar partisi 8 Nisan öncesi ve sonrası provoke eden açıklamalar yaparak ortalığı kışkırtmıştır. Bu duruşmalar bir kanaldan canlı olarak verilerek kamuoyu aydınlatılmalı ve bilgilendirilmelidir. Hem iktidar hem de bizim görevimiz adaletin eşit dağıtılması olmalı. Başbakan oturduğu yerden ahkam keseceğine gelip buradaki düzeni, usulsüzlükleri ve insan hakları ihlalini yerinde görsün" dedi. Oran, ayrıca "Başbakan önce kendi dokunulmazlığını kaldırsın. Kalpazanlık ve sahtekarlıktan fezlekesi hala duruyor" diye konuştu. 


Haluk ATALAY / DHA