Sincan'da tank yürüten paşa Sincan'dan memnun!

Sincan'da tank yürüten paşa Sincan'dan memnun!
Sincan'da tank yürüten paşa Sincan'dan memnun!

Emekli Korgeneral İzzetin İyigün ve eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz ün de (altta), aralarında bulunduğu 9 kişi tahliye oldu.

Sincan'da tankları yürüten komutan olarak bilinen İzzettin İyigün, Sincan Cezaevi'ne övgüler yağdırdı. İyigün, "Sıcak su var, yemekler güzel, bahçe iyi" dedi.
Haber: MESUT HASAN BENLİ / Arşivi

28 Şubat davası kapsamında tutuklanan ancak geçen perşembe günü tahliye edilen, emekli Korgeneral İzzet İyigün Radikal’e konuştu. Birçok hak ihlali ve kötü koşullarıyla gündeme gelen Sincan Cezaevi’ni öven İyigün, haklarındaki hükümeti devirme suçunun çok ağır bir suçlama olduğunu söyledi.
28 Şubat sürecine ilişkin davada önceki gün aralarında eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz’ün de bulunduğu 9 sanık tahliye edildi. Tahliye edilen sanıklardan Kamuran Orhan ve İlhan Kılınç dışındaki sanıkların dünkü duruşmaya katılarak, tutuksuz yargılanan sanıklar bulunduğu sıralarda yerini aldı. Dünkü duruşmada davanın iddianamesinin okunmasına devam edildi.

‘Devlet ebet müddettir’

Duruşma öncesinde eski YÖK Başkanı Gürüz, özgürlüğüne kavuşmasını “Tanrı Türk milletine ve devletine zarar vermesin devlet ebet müddettir” sözleriyle değerlendirdi. Tahliye edilen isimler arasında 28 Şubat döneminde tankları yürüten komutan olarak bilinen İzzettin İyigün de vardı. Radikal’e konuşan İyigün, çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. İyigün, bir çokhak ihlali ile gündeme gelen Sincan F Tipi Cezaevi’ne övgüler yağdırdı. Cezaevinde sürekli sıcak su bulunduğunu ve koşulların kötü olduğu iddiasının doğru olmadığını savunan İyigün, şöyle konuştu: “Ben düzene, emre uyan biriyim. Ziyaretlere giderken ya da çıkarken ayakkabıların çıkartılması gerekiyor. Ancak görevliler bize ‘çıkartmanıza gerek yok’ diyorlardı. Ancak ben de ‘olmaz kural ne ise onu uygularım’ diyerek ayakkabılarımı çıkartırdım. 30 metrelik havalandırma bahçesinde günde 800-900 tur atıyorudum. Has bahçe diyorduk buraya. Cezaevi koşullarında herhangi bir sorun yoktu. Ne zaman musluğu açsanız sıcak su vardı. Ne zaman zile bassınız görevli gelip ‘buyurun bir şey mi istediniz’ diyorlardı. Binanın fiziki koşullarının ilişkin bir sorun yoktu. Cezaevi koşulların kötü olduğu yönündeki açıklamalar yalan! Mesela yemeklerden hiç müşteki olmadım. Yemeği çok temizdi. Sivil bir şirket tarafından dağıtılıyordu.”
Cezaevinde görevlilerin kendileriyle yakından ilgilendiklerini de söyleyen İyigün, “Bayram günleri müdür bile gelip şeker tutuyordu. Cezaevi savcısı gelip denetimlerde bulunuyordu. Bir gün şekerim düştü. Zile bastım, hızır gibi yetiştiler hemen hastaneye götürüldüm. Ancak ıslah amacıyla bu yöntem kullanılabilir mi onu kafamda tartıştım. Havalandırmadayken diğer siyasi tutuklu ve hükümlülerin sloganlarını duyardım. O sloganlar içimi acıtırdı” dedi.
Hükümeti yıkma suçlamasının kendilerine yapılabilecek en büyük iftira olduğunu da öne süren İyigün, şöyle devam etti: “Suç işlemiş olsak yatmasını biliriz. Bize yöneltilecek en ağır iftira Türkiye Cumhuriyeti’ni hükümetini yıkmaktır. Bu suçlama bana idam cezası kadar ağır geliyor. Bana çok ağır geldi. Demokrasiye yürekten bağlıyım.”

‘Vallahi amaç başkaydı’

28 Şubat döneminde Sincan’da tanıkların yürütülmesi olayına da değinen İyigün, “Tankların yürütüldüğü gün EDOK komutanıydım. Akşam geç vakitte emir verildi. Zaten Kara Kuvvetleri Komutanlığı önce birliğe talimat vermiş. Sonra’da bana haber verdiler. Bu boyutta bir işlemin bir günde yapılması imkansızdı. Kış vakti… Sayı indirelim önerisinde bulundum. Ancak kabul edilmedi. Alay komutanını çağırdım. Tankların hepsini yürütebilecek misiniz diye sordum. Çok zor dediler. Ben de o zaman askeri araçlarla birlikte 40 aracı çıkartın dedim. Tankların yürütülmesi amacı, üst komutanlık, kısa sürede tankların hareket kabiliyeti olup olmadığını ölçmek istiyordu. Başka bir niyet yoktu. Gözdağı vermek için yürütüldüğü söylendi vallahi öyle bir şey yok” diye konuştu.
Cezaevinde bulunduğu sürede Gezi olaylarını da yakından takip ettiğini söyleyen İyigün, “Gezi olayları sırasında gurur duydum. Onları destekleyen halk grubuyla bu seviye gelmiş olması çok memnuniyet vericiydi. Türkiye’nin imajı değişti. Duran adam, kırmızılı kadın eylemleri çok yaratıcıydı” dedi.