'Şirketler geleceklerini törpülüyor'

Mayadrom'un yan bloklarından birinde serin, sakin, yeşil bir ev köşesi. 1957 doğumlu Elvan Cantekin, bulunduğu köşeden sükûnetle krizi seyrediyor.
Haber: ŞEBNEM İYİNAM / Arşivi

Mayadrom'un yan bloklarından birinde serin, sakin, yeşil bir ev köşesi. 1957 doğumlu Elvan Cantekin, bulunduğu köşeden sükûnetle krizi seyrediyor. Kasım krizinden bir hafta önce işini kaybetti. Akademik bir geçmişi var. Orta Doğu Teknik Üniversitesi mezunu, inşaat yüksek mühendisi. Doktorasını Amerika'da verdi. Amerika'da çeşitli üniversitelerde araştırmacı olarak görev yaptı. Türkiye'ye döndükten sonra bir süre mühendis olarak çalıştı.
Hayatının kırılma noktalarından biri, Habitat organizasyonunda görev almayı ka-
bul etmek oldu. Bugün Konferans Vadisi diye tanımladığımız alanda (Lütfü Kırdar, Cemal Reşit Rey, Muhsin Ertuğrul, Hilton Canvention Center'ın bulunduğu alan) doğru dürüst bir altyapı yokken, kolları sıvayan
ve 18 bin kişinin katıldığı bir konferansı gerçekleştiren Koordinasyon İdaresi'nin başkan yardımcısı. Konferans bitip, raporların hazırlanmasından sonra ayrılıyor oradan.
Teknolojik altyapıya yakınlığı onu bu kez fuarcılığa yönlendiriyor ve Elvan Cantekin iletişim bilgi, teknolojileri üzerine yayın yapan bir kuruluşun, IDG'nin fuarcılık bölümünün başına geçiyor. Bir müddet sonra, fuarcılığa CNR'de devam ederken genel müdürü olan kişi DHL'ye geçerek, kendisiyle beraber çalışmak istediğini söylediğinde, Elvan Cantekin de DHL cirosunun önemli bir bölümünü yöneten Endüstri Geliştirme Müdürlüğü görevini seve seve kabul ediyor.
CV'sine güveniyor
Ardından DHL'de yeni bir yapılanma gerçekleşiyor ve o yapılanmadaki organizasyon
içinde amaçlanan yerde olmadığını görüyor ve bunu takip eden süreç sonunda kasım ayının ilk haftasında DHL ile yolları ayrılıyor.
Akademisyen bir geçmişi olduğundan birtakım araştırmalar için zaman bulabileceğini düşünerek aldırmıyor, yirmi küsur senedir aralıksız çalışan biri olduğu için kendine zaman ayırabileceğini, bunu bir fırsat olarak değerlendirebileceğini düşünüyor. Birkaç gün öncesine kadar olası bir krizi dostları ve arkadaşlarıyla yorumladığı halde, zamanlamanın bu denli kötü olacağını düşünmüyor tabii. Birikimine, tecrübelerine ve CV'sine güveniyor.
Acı tecrübe
"Bu kriz herkesi vurdu, fakat sanıyorum beyaz yakalıların diğer krizlere oranla bu krizde yaşadıkları onlar için biraz daha acı bir tecrübe oldu. Beyaz yakalılar içerisinde de özellikle orta ve üst-orta düzey yönetici konumunda olanlar. Onlar kurumların geleceklerini temsil eden, şirketlerin günlük işleyişinden çok, şirketlerin geleceğe yönelik projelerinden sorumlu kesim. Onlar bu projeleri geliştiren, yeni düşünceler ortaya koyup uygulayan, dolayısıyla da şirketleri bir adım daha ileri taşıyanlardı. Tabii bu karamsarlık ortamında şirketin geleceğiyle ilgili şeyler düşünmek, planlar yapmak bir anlamda lüks olarak değerlendirilmeye başladı. Birçok şirket için, bu profesyoneller refah dönemlerinin elemanları olarak algılanıyor. Dolayısıyla bulunduğumuz noktada da öncellikle bu grup profesyoneller feda edildi. Kişisel kanım, bu tür davranan şirketler geleceklerini törpülüyorlar. Kendileri için krizin süresini daha da uzatıyorlar. Öte yandan işini kaybeden yetkin, üretken olabilecek profesyoneller. Şu anda bu insanların çoğu bir alınganlık, bir huzursuzluk, bir kenara itilmişlik duygusuna kapıldılar."
Beklentisizlik krizi
Elvan Cantekin'e ne zaman sonlanacağı belli olmayan bu krizi yaşayan bir profesyonel olarak duygularını sorduğumuzda yalın gerçekleri vurguluyor.
"Yok oluş değil söz konusu olan, çaresizlik. Bir beklentisizlik krizi. İlk etapta işe bütçeyi yeniden gözden geçirmekle başlıyorsun. Sonra toleranslarını gündeme getiriyorsun. Kafamda şekillendirdiğim kariyer planının ne kadar dışına taşabilirim gibilerden düşüncelere dalıyorsun. O noktada yetkinliklerin, birikimin, tecrüben ve benzeri şeyler aklına geliyor ve bunlardan fedakârlık etme düşüncesi son derece rahatsız ediyor insanı. O zaman belirli direnme noktaları tespit ediyorsun. Ve orada kalıyorsun."
Elvan Cantekin yaşadığımız günleri bozgunun sonundaki panik havasına benzetiyor.
"Eski filmlerde olur hani. Bir bozgun vardır, insanlar ne yapacaklarını bilemeden
ortalıkta koşuştururlar. Bazıları da geri çekilir, oturduğu yerden sessizce olanı biteni seyre dalar. Şu anda çevremde gördüğüm
tablo bu. İplerin kimin elinde olduğu kimse tarafından bilinmemekte, her şey kontrolü-nüzün dışında. Piyasada müthiş bir kargaşa, kaos. O noktada ben biraz geri çekilip biraz durulsun bakalım diyebiliyorum.
Ama bazıları için bu mümkün değil."
Oğlum mutlaka etkilendi
Elvan Cantekin'e bir erkek olarak evde
oturma psikolojisi üzerine soru sorduğumda,
"Ben zamanımın önemli bölümünü ev dışında geçiriyorum hâlâ. Eskiden çok geç çalışma saatlerim vardı. Özellikle fuarcılık dönemlerimde senelerce eve geç gelmek durumunda kaldım. Şimdi kendime ve oğluma zaman ayırma olanağı buldum. Oğlumla çok güzel bir diyaloğa girdik. Uzun yıllar beraber tatile çıkmamıştım, onunla bu fırsatları yakaladım.
Bu süreç içersinde benim çalışmıyor olmam mutlaka oğlumu etkiledi. Bana yansıtmıyor olabilir, ama model olarak etkilemiş olması lazım. Fakat çocuklarımız bütün bunların da ötesinde şeyleri değerlendirir oldular. Benim oğlum 14 yaşında ve ülke içinde bazı şeylerin bir türlü düzelemediğini gözlemliyor. Çocukların beklentilerinin de hemen hemen sıfırlandığı günleri yaşıyoruz. Onların 'Ben büyürken krizde şunlar olmuştu, şimdi şöyle önlemler almalıyım' gibilerden sonuçlara varacağını zannetmiyorum. Krizden gelecekte kullanacakları bir şeyler öğrenmelerini bekleyemeyiz onlardan, onlar olsa olsa yaşadıkları bu güvensizliği hatırlayacaklardır büyüyünce."
Son zamanlarda daha uzun süre izleme olanağı bulduğu televizyondaki ekonomi yayınları hakkında da ilginç yorumları var Elvan Cantekin'in.
"Bir defa bu kriz bir magazin krizi haline geldi. Yorumcular at yarışı anlatır gibi borsadaki iki puanlık artışı ya da düşüşü anlatıyorlar. Sanki yangın yerinden sürekli canlı yayında gibi heyecanlı bir ses tonu, bitmek bilmeyen bir beklenti modu. Sürekli sansasyon arayışları. Tuhaf bir ekonomik veri bombardımanı, sanki Türkiye'de yaşayan herkes borsayla dakika dakika ilgilenirmiş gibi bir tutum. Hasbelkader, ekonomiyle ilgili kim varsa, televizyonda yorumcu olarak ortaya çıkmış konuşuyor. Aynen depremde çeşit çeşit jeofizik mühendisinin ortaya çıkışı gibi. Verilen mesajların doğruluğu, ne gibi sonuçlar doğuracağı hiç düşünülmüyor. Bazı şeylerin bu kadar yaygınlaşmasının anlamı olmadığını düşünüyorum."
İşi olan da huzursuz
Elvan Cantekin, yaşanan günlerin bunalım noktasını maddi olarak açıklayamıyor. "Bugün çalışan kesim arasında krizin baskısını kat kat beter yaşayan insanlar olduğuna
inanıyorum" diyor. "Yani işsiz olan kadar, işi olan da huzursuz. Bu insanların bir kısmı kariyerlerinde çok hızlı yükselip, hızla belli noktalara geldi. Yaşam standartları değişti, dünya görüşleri değişti ama hafızalarından silemezler birtakım şeyleri. O yüzden spekülatif hareketler dışında kalamıyorlar, geri çekilip bakamıyorlar. Sakin değiller bence, şu anda piyasaya hâkim olan da bu duygu işte"
Kaos ortamı
Beklentilere gelince şöyle özetliyor Elvan Cantekin: "Şu anda Türkiye bambaşka bir
enerji seviyesine geçti. Burada bir stabiliteinin oluşması gerekir. Biz onu bekleyeceğiz daha. Bu kaos ortamı, birbiriyle karışmaması gereken şeylerin birbirine karışmış olması, bugünkü krizi diğerlerinin üstünde bir boyuta taşımış durumda. Güven için belli bir sürecin yaşanması gerekiyor. Akademik bir geçmişim var. Araştırmacı olarak öğrenmeye yöneldim hep, yeni bir şeyler üretebilmenin zevkini yaşadım. Bunları çevreme verebildim. Her zaman 'Şunu şöyle yapsak, nereye geliriz?'i hesapladım. Bunun üzerine şunu koysak, bulunduğumuz durum nasıl yönlendirilir, nasıl iyileştirilir fikrine özen göstermiş bir insandım. Açıkçası böyle bir kriz döneminde yapılması gereken bu; panikten de tamamiyle kabuğuna çekilip hareketsiz kalmanın da yarar yok. Benim arzuladığım kariyere devam etmem için belli ekonomik faaliyetlerin oluyor olması lazım. Bu pırıltının ise ne zaman ortaya çıkacağı belli değil, kimsenin bu konuda somut bir beklentisi yok."