Sivil toplum Maçka'da buluştu

Sivil toplum Maçka'da buluştu
Sivil toplum Maçka'da buluştu
Sivil Toplum dün Küçükçiftlik Parkı'nda buluştu. Kadın hakları savuncularından çevrecilere, eşcinsellerden IMF karşıtlarına kadar 100'ü aşkın sivil toplum örgütü deneyimlerini paylaştı

MEHMET ÖZDOĞAN

 

İSTANBUL - Maçka Küçükçiftlik Parkı iki günde mülteci sorunlarıyla ilgilenenlerden IMF karşıtlarına, eşcinsel ve kadın hakları savunucularından çevrecilere kadar 100’e yakın sivil toplum örgütünü ağırladı. ‘Sivil Sesler Festivali’ne katılanlar ‘Ne kadar örgütlüyüz?’ diye sordu. Ünlü Kongre Vadisi’nin hemen altında yer alan festival alanında ‘kampanya hazırlama’, ‘etkili eylem düzenleme’ gibi konularda atölye çalışmaları yapıldı.  Hırvatistan, Yunanistan ve İsviçre’den aktivistlerin de destek verdiği festivalde sergi, paneller düzenlendi.
Festival panelinin açılışında söz alan Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Sektör Yöneticisi Lise Pate vatandaşlık tanımı yaptı: ‘Karşılıklı saygıya ve şiddetten uzak olmaya dayanan; toplumun, bütün siyasi ve sosyal süreçlere katılımının sağlandığı aktif vatandaşlık.’
İki günlük festival, Sivil Toplum Geliştirme Merkezi tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği tarafından desteklenen ‘Türkiye’de Sivil Toplumun Gelişiminin ve Sivil Diyaloğun Gelişmesinin Desteklenmesi’ projesi kapsamında gerçekleştirildi.  Merkezin Finans ve İhale Birimi Hibe Yöneticisi Gazali Çiçek sivil örgütleri hibe programları ile desteklemeye devam edeceklerini açıkladı. 

Gençler-yaşlılar savaşı
‘Dünyadan sivil sesler’ panelinde bir araya gelen, Hırvatistan, Yunanistan ve İsviçre’den kadın, çocuk hakları ve gençlik alanında çalışma yapan aktivistler deneyimlerini paylaştılar.  ‘Eylem Halinde Vatandaşlar’ isimli Yunan Sivil Toplum Örgütü’nün kurucu üyesi olan Xenica Koutentaki, Sivil Sesler Festivali’nde gerçekleştirdiği atölyede gençlerin aktif katılımlarının nasıl sağlanacağını konusunu gündeme getirdi.
Koutentaki’ye göre şu anda gençlik olaylarıyla konuşulan Yunanistan’da zenginler ve yoksulların yanı sıra gençler ve yaşlılar arasında da bir tür savaş var. Ülkede işsizlik oranı yüzde 24. Halkın yüzde 50’den azı AB oylamalarına katılıyor. Gençlerin yerel yönetimlere güvenmediğinin de altını çizen Koutentaki,  gençlik örgütlerinin pozitif gücü tercih etiğini söyledi. 

Çocuklar için yeni stratejiler
Festivale İsviçre’den katılan Alan Graham Kikuchi-White ise çocuk hakları alanında yaşadığı deneyimleri paylaştı. SOS-Kinderdorf International İrtibat ve Savunma Ofisi’nin üyesi olan White, ayrımcılık ve sosyal adalet konusunda savunuculuk konularında yaptıkları çalışmaları anlatarak örgütlerin her zaman pozitif gündemlerle ve yeni stratejiler geliştirerek çalışmaları gerektiğini vurguladı. Birleşmiş Milletler’in Cenevre’deki birimlerinde, özellikle de Çocuk Hakları Komitesi ve İnsan Hakları Konseyi’nde temsilcilik görevlerini yürüten White, ebeveyn bakımından mahrum olan veya mahrum kalma riskine sahip çocukların haklarının uluslararası insan hakları tartışmalarında gündeme getirilmesini sağlamak için çalışmalar yürütüyor.
White festivalde uluslararası örgütler için insan hakları alanında nasıl raporlama yapılması gerektiği konusuna bir atölye çalışması yaptı.

Sivil toplum çalışanı para kazanmalı 
‘Örgütlü Sivil Toplum’ panelinde de, sivil toplum örgütü çalışanlarının ‘gönüllü veya ücretli’ olmak arasındaki kırılgan çizgide takıldıklarına dikkat çekilirken, söz alan Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Laden Yurdagüler, sivil toplum örgütünün birçok ülkede ‘3. sektör’ olarak kabul gördüğünü, nüfusu 51 milyon olan İngiltere’de 460 bin ücretli sivil toplum örgütü çalışanı olduğunu dile getirdi. Yurdagüler şöyle konuştu: “Türkiye’de bir sivil toplum örgütünde çalışan biri mutlaka, ‘bu zaten gönül işi değil mi, para kazanman mecburi mi?’ sorusuyla karşılaşıyor. Ancak bizim de ödememiz gereken kiralar, faturalar var. Bu yüzden ‘toplu iş sözleşmesi’ sivil toplum örgütleri için geçerli olmalıdır. İngiltere’de sivil toplum örgütlerinin aylık gelirleri yüzbinlerce avro. Türkiye sivil toplum kuruluşunun ‘Üçüncü sektör’ olduğunu kabullenemedi...’

Eylemin etkisi marjinalliğinde saklı
Festivalin en çarpıcı etkinliklerinden biri de ‘Etkili Eylem Nasıl Yapılır?’ atölyesiydi. Genç Sivillerin düzenlediği atölyede, geçmişten örnekler de verilerek, etkili eylemin ‘sıradışılık’ ve basın mensuplarına kolaylık yaratacak yer ve zaman seçimleriyle mümkün olacağı belirtildi. Genç Sivillerden Turgay Oğuz ‘etkili eylem’i şöyle anlattı: “Hızlı davranmak, doğru sloganı bulmak ve manşeti vermek gibi ‘olmazsa olmaz’lar bir yana, farklıyı bulmak en önemlisi bir eylem için... Örneğin biz, 1 Mayıs’ta herkes ‘Taksim’e gidip, polisle çatışalım’ yolunu seçerken, The Marmara Hotel’de bir oda tutup, tam da medyanın meydanda olduğu sırada pencereden ‘Buradan ateş edenler bulunsun!’ pankartı açtık ve en çok ilgiyi de o gördü.”
Midyeci Esmer-ay’ın ‘Cadı bohçası’ 
Sivil Sesler Festivali’nde İlk gün etkinlikleri  Kürt bir erkek çocuğunun Kars’ın bir köyünden Beyoğlu sokaklarına uzanan ‘kadın kimliği’ni bulma çabasının konu alındığı transeksüel Esmer-ay’ın ‘Cadının Bohçası’ adlı gösterisiyle son buldu. Beyoğlu’nda midye satan Esmer-ay, gösterisini Kürtçe bir türküyle açtı.
Sığınmacılar ve Göçmenler Dayanışma Derneği  de oradaydı. Genel Koordinatör İbrahim Vurgun, ‘Kocasının bağırsaklarının sökülüşünü izlemeye mahkûm edilen bir kadından, ‘İtalya’ya götürüyoruz’ seni diye kandırılıp İstanbul’a terk edilen mültecisine kadar her türlü yaşam hikâyesiyle karşı karşıyayız.
Türkiye, jeopolitik konumu gereği ‘mülteci’ potansiyeli oldukça yüksek bir ülke... Ancak konuyla ilgili örgütlenme oranı da bir o kadar düşük’ diyerek çalıştıkları alanın ülkedeki önemine dikkat çekti.