Sivil toplum örgütlerinden ortak rapor

Sivil toplum örgütlerinden ortak rapor
Sivil toplum örgütlerinden ortak rapor

Ceylan Önkol'un annesi Saliha Önkol, acı haberle yıkıldı.

Diyarbakır Lice'ye bağlı bir mezrada yaşan 12 yaşındaki Ceylan Önkol, evinin 250 metre uzaklığında feci şekilde öldürüldü. İddiaya göre Ceylan askeri karakoldan atılan havan topu mermisiyle can verdi. Genelkurmay bu iddiayı yalanladı. Ancak sivil toplum örgütleri temkinli: Yetkililer olayın aydınlatılması için hassasiyet göstermiyor. Bu olayın üstü örtülmesin, katillerin peşi bırakılmasın


Cem EMİR - Serdar SUNAR)

DİYARBAKIR’ın Lice İlçesi’ne bağlı Şenlik Köyü Paşaçiya Mezrası’nda karakoldan atılan havan mermisiyle öldüğü iddia edilen 12 yaşındaki Ceylan Önkol olayına ilişkin İnsan Hakları Derneği, Diyarbakır Barosu, Mazlum Der ve Diyarbakır Tabip Odası ortak bir rapor hazırladı. Ortak raporda savcılığın ve güvenlik güçlerinin ihmali olduğunu belirtilerek, olayın açığa çıkarılması için gerekli hassasiyetin gösterilmediği ileri sürüldü.
Diyarbakır’ın Lice İlçesine bağlı Şenlik Köyü Paşaçiya Mezrası’nda 28 Eylül tarihinde karakoldan atıldığı iddia edilen havan mermisi yüzünden 12 yaşındaki Ceylan Önkol’un ölümüyle ilgili olay yerinde incelemelerde bulunan İnsan Hakları Derneği, Diyarbakır Barosu, Mazlum Der ve Diyarbakır Tabip Odası hazırladıkları ortak raporu açıkladı. İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi’nde, Mazlum Der yöneticisi Mustafa Sarıhan, Diyarbakır Barosu avukatlarından Önder Üngür ile birlikte basın toplantısı düzenleyen İHD Yöneticisi Burhan Zorooğlu, “Olay yerine heyet olarak gittiğimiz esnada da halen Ceylan Önkol’un iç organlarının ve elbiselerinin yanmış bir şekilde yaklaşık 150 metrekarelik bir alana yayılmış olduğu ve olay yerinde bulunduğu görülmüştür” dedi.


İÇİŞLERİ BAKANINA ÇAĞRI
Ceylan Önkol’un ölümünde önemli bir ihmalkarlığın yaşandığını belirten Zorooğlu, yetkililerin, köy imamını olay yerine göndererek fotoğraf ve görüntü çekmesini istemesinin anlaşılır olmadığını kaydetti. Savcı ve diğer yetkililerin olaydan üç gün sonra patlamanın olduğu yere gittiklerini hatırlatan Zorooğlu şöyle konuştu:
“Demokratik açılım çalışmalarını yürüten İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın görev alanında bulunan bu olayın üstü örtülerek, sorumlularının açığa çıkarılmaması gibi bir durumla karşılaşmak istemiyoruz. Bu nedenle hükümeti, özel olarak da İçişleri Bakanlığı’nı bir an önce bu olayı aydınlatmaya ve Ceylan’ın katillerinden hesap sormaya çağırıyoruz.”


KÜÇÜK KIZIN CESEDİ 6 SAAT OLAY YERİNDE KALDI

Olay yerinde incelemelerde bulunan ve izlenimlerini raporlaştıran sivil toplum örgütlerinin yaptıkları tespitlere ilişkin hazırladığı raporu açıklayan Diyarbakır Barosu Avukatlarından Önder Üngür şu bilgileri verdi:
“Lice Abalı Jandarma Karakolu’na tahminen 15 kilometre mesafede, kuşbakışı ise 7-8 kilometredir. Kuzey istikametinde Yayla Jandarma Karakolu bulunmaktadır. Olayın meydana geldiği yerin doğusunda Tapantepe Taburu, kuşbakışı 3-4 kilometre mesafededir. Olayın meydana geldiği yer dağın yamacı ve direk Tapantepe Taburu’nu cepheden gören bir mevkide bulunmaktadır. Olayın meydana geldiği yerdeki meşe ağaçlarının boyu 2.5-3 metreyi geçmemekle birlikte ormanlık alan sık değil, seyrektir. Yıllardır çobanların hayvanlarını otlattığı bir alandır. Olay maktulün kendi evlerine 200- 250 metre mesafededir. Bu alanın doğu ve güneydoğu istikametinden bakıldığında her noktası net bir görüş mesafesinde olduğu heyetimiz tarafından tespit edilmiştir. Maktulün elinde ağaç dallarını kesmekte kullanılan orak şeklinde keskin bir alet bulunduğu tespit edilmiştir. Maktulü öldüren bu cisim, elindeki metal dediğimiz orak şekildeki aleti de eğimli ve bükülmüş olarak tespit ettik. Maktulün infazı sonucu vücudundan kopan et parçaları 150 metrekarelik alana yayıldığı görülmüştür. Olay yerinde yaptığımız incelemede etrafa yayılmış metal parçaları ve maktule ait giysi parçaları yanmış ve pamuk hale gelmiş vaziyetteydi. Tanık beyanları ve otopsi raporunda geçen bilgilere göre, maktulün cesedi saat 11.30’dan 17.30’a kadar 6 saat boyunca olay yerinde kalmıştır. Bu süre içerisinde herhangi bir yetkili olay yerine gelmezken, savcılık tarafından olay yerinde yapılması gereken otopsi, Abalı Jandarma Karakolu'nun nizamiyesinde savcı ve doktor kontrolün de yapılmıştır. Cumhuriyet Savcısı ve güvenlik güçleri, güvenlik gerekçesiyle olay yerine gitmezken, Abalı Köyü imamı görevlendirilerek, kamerayla görüntü çekmesi için olay yerine gönderilmiştir. Olay yerinde yapılmayan otopsi, 6 saat sonra Abalı Jandarma Karakolu nizamiyesinde yapılmıştır. Otopsi savcının nezaretinde karakola getirilen bir doktor, hastane temizlik görevlisi ve adliyede hizmetli olarak çalışan bir şahıs tarafından yapılmıştır. Cumhuriyet Savcısı’nın olayın yaşanmasından 3 gün sonra olay yerinde inceleme ve tespitte bulunduğu öğrenilmiştir. Köylülerin görgü ve bilgisine göre, havada bir ses duyulduğu ve sesten hemen sonra bir patlamanın yaşandığı beyan edilmiştir. Maktul Ceylan Önkol’un adli muayene tutanağında da belirtildiği gibi batın bölümünün tamamen parçalanmış olduğu, baş ve ellerde kesikler olduğu, bacak ve ayaklarda da kesikler olduğu belirtilmektedir.”


ALINAN NUMUNELER YETERLİ Mİ?

Avukat Önder Üngür, öncelikle Ceylan Önkol’un vücuduna isabet eden mermi ya da patlayıcının bir an önce tespit edilmesini istedi. Avukat Üngür patlamadan 3 gün sonra olay yerine giden Cumhuriyet Savcısı’nın aldığı numunelerin olayı ayrıntılı bir şekilde aydınlatamaya ne kadar yardımcı olacağını sordu.


MECLİS OLAYI ARAŞTIRMALI

Ceylan Önkol’un ölümüyle ilgili Lice Cumhuriyet Savcılığı'nın ve güvenlik güçlerinin ihmalinin olduğunu düşündüklerini ifade eden Üngür şöyle konuştu:
“Ulusal ve uluslararası hukuk ilkelerine göre bu olayın açığa çıkarılması ile ilgili olarak gerekli hassasiyet ve duyarlılık gösterilmemiştir. Yaşam hakkı, Türkiye’nin altına imza attığı uluslararası hukuk ve insan hakları metinlerinin temel öğelerine göre korunan haklardandır. İnsan haklarına riayet etme hukuk olmanın temel gereğidir. Bu nedenle idari ve adli makamlar olay ve failleri hakkında etkin bir şekilde soruşturma yapmalıdır. Hükümet ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu olayı ivedilikle araştırmalıdır.”



TSK AÇIKLAMASI



TSK, Diyarbakı'ın Lice ilçesinde yahatını kaybeden 12 yaşındaki Ceylan Önkol'un ölümü ile ilgili açıklama yaptı
Haftalık basın bilgilendirme toplantısında Tuğgeneral Metin Güralp, TSK olarak gencecik bir çocuğumuzun ölümünden son derece üzgünüz, olay hakkındaki soruşturma devam etmektedir. Ancak yapılan ilk incelemede, bölgedeki askeri birliklerden o saatte her hangi bir havan atışı yapılmadığı tespit edildi' dedi.
Öte yandan toplantıda, bugün bazı gazetelerde çıkan Genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanlarının, TBMM'nin dünkü açılış törenine katılması ile ilgili yapılan yorumlar da değerlendirildi.
Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreteri Tümgeneral Ferit Güler, TBMM'nin yeni yasama yılı açılış toplantısına Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ve Kuvvet Komutanlarının katılmasına özel anlamlar yüklenmesi ve bu doğrultuda değerlendirmeler yapılmasının doğru olmadığını söyledi.


ÇOCUKLAR CEYLAN İÇİN YÜRÜDÜ
Ceylan Önkol için Demokratik Toplum Partisi (DTP) tarafından Van'da organize edilen yürüyüşe çocuklar da katıldı. Yürüyüş sonrası yapılan basın açıklamasını da 13 yaşındaki bir kız çocuğu okudu.
Cumhuriyet Caddesi’ndeki Belediye binası önünde toplanan kalabalığın çoğunluğunu kadın ve çocuklar oluşturdu. Ellerindeki Türkçe ve Kürtçe pankartlarla yürüyen çocuklar ve kadınlar, sık sık terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan lehine slogan attı. Aralarında DTP Van Milletvekili Özdal Üçer’in de bulunduğu topluluk Valiliğin bulunduğu Beşyol Kavşağı'na gelerek basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını 13 yaşındaki Pınar Kurt okudu.
Ceylan Özkol, olayının Türkiye’nin başka bir yerinde olması halinde yetkililerin bu kadar sessiz kalmayacağını belirten Kurt, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bazen tek bir olay, bütün bir ülkeyi anlatır. Bu ülke, bir roketle bir kız çocuğunun paramparça edebildiği bir ülke. Bir sosyal demokrat, bir siyasetçi, bir insan olan Deniz Baykal, ‘Kürt açılımının içi boş, doldursunlar konuşalım’ diyordu. Ceylan’ı vuran roket o açılımın içini doldurmuyorsa hiçbir şey dolduramaz. Açılım denen şey bu işte. Bu kızın ölmemesi açılım. Buna karşı mısınız? Bunun içini boş mu buluyorsunuz? Başbakan o roketin bir askeri birlikten atıldığının ortaya çıkmasından çekindiği için ağzını açmıyor. Gazze’de ölen çocuklara Türkiye’de sahip çıkmak kolay. Türkiye’de ölen çocuklara Türkiye’den sahip çıkın.”
Eylemci grup, basın açıklamasının ardından sesizce dağıldı.  (dha)


Ceylan’ın ölümünü duyuran Taraf gazetesinin haberi şöyleydi:

“Ceylan’ım paramparça oldu. Neden çocuğum durduk yere öldürülüyor? Ben kime hesap soracağım?”
Bu feryatlar Diyarbakır’ın Lice ilçesinde önceki gün 14 yaşındaki kızını kaybeden anne Saliha Önkol’a ait. Küçük Ceylan, Lice’ye bağlı Şenlik köyü Hambaz mezrasında hayvanları otlatırken, karnına isabet eden patlayıcı nedeniyle hayatını kaybetti. Ceylan’ın ailesi, çevreden bir yerden mezraya doğru ağır silahla atış yapıldığını, kızlarını bu ateş sırasında meydana gelen patlamada kaybettiğini düşünüyor.

Kime ne zararı vardı
Ceylan’ın cesedi, olay yerinde saatlerce bekledikten sonra yetkililerin gelmemesi üzerine yakınları tarafından karakola götürüldü. Karakol kapısında bekleyen ve güçlükle ayakta duran anne Saliha Önkol’un ağıtları yürek yaktı: “Ceylan’ımın kime zararı vardı? Neden öldürüldü? Ben şimdi kızımın ölümüne neden olanı nasıl bulacağım? Kime hesap soracağım. Sadece hayvanları otlatıyordu. Başka bir suçu yoktu. Daha 14 yaşında ve onu paramparça olmuş bir şekilde gördüm. Ben buna nasıl dayanacağım? Kızımızın hesabını kim kimden soracak? Neden çocuğum durduk yere öldürüldü?”

Parçaları ağacın tepesindeydi
Ağabey Rıfat Önkol ise atılanın fosfor mermisi olduğunu ve bunun bilinçli bir şekilde yapıldığını ileri sürerek şunları söyledi: “Karın bölgesine isabet etmiş. Kız kardeşimin parçalarını ağaçların tepesinden topladık. Vücudundaki bazı parçaları kendi elimizle çıkardık. Ceset başında bekleyerek ağıt yaktık. Altı saat boyunca savcı ve doktorun gelmesini bekledik. Bazı milletvekillerini aradık. Sonunda savcı, can güvenlikleri olmadığı gerekçesiyle cesedin Abalı Karakolu’na getirilmesini istedi. Biz de başka köyden tabut bularak, ceset parçalarını battaniyeye sararak kendi imkânlarımızla Bingöl’e bağlı Abalı Karakolu’na götürdük. İnsan hayatı bu kadar ucuz mu? Neden sahiplenen olmuyor?”

Geri döndüklerine pişmanlar
Patlamanın meydana geldiği Şenlik köyü ve bazı mezralar, 1993 yılında boşaltılmış, köylüler de çevre iller başta olmak üzere büyük şehirlere göç etmişlerdi. Olayda hayatını kaybeden Ceylan Önkol’un ailesi de göç eden ailelerden.

Altıncı sınıfa geçecekti
Patlamada hayatını kaybeden 14 yaşındaki Ceylan Önkol bu yıl altıncı sınıfa geçecekti. Okulda gösterdiği başarıyla bilinen Ceylan, hayvancılıkla geçimini sürdüren ailesine de yardım ediyordu.

Yetkililer gelmedi, imam kaydetti
14 yaşındaki Ceylan Önkol’un hayatını kaybettiği patlama yerine hiçbir yetkili gelmemiş. Savcının can güvenliği nedeniyle olay yerine gelmediği öğrenilirken, otopsinin ise devlet hastanesinde çalışan bir temizlikçi ile Lice Adliyesi’nde görevli bir memur tarafından gerçekleştirildiği kaydedildi.
İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi yetkilisi Serdar Çelebi, yaptıkları incelemelerde olay yerinde herhangi bir çukur görmediklerini, dolayısıyla patlamanın mayından kaynaklanmadığını söyledi. Tanıkların önce havadan süzülen bir uğultu sesinin geldiğini ardından ise patlamayı duyduklarını anlattığını aktaran Çelebi şöyle dedi: “Dolayısıyla havan topu veya başka bir silah olabilir. Olay olduktan sonra köylüler, adlî mercilere haber veriyor. Ancak kimse gitmiyor. Abalı Karakolu’ndan bir imama ve bir köylüye fotoğraf makinesi ve kamera verilerek olay yeri kayda aldırıldı. Daha sonra hastane ve adliyeden bir yetkili karakola gelerek adlî rapor hazırladı. Raporda, patlayıcı madde sonucu ölümün gerçekleştiği ve parçalanmış cesetten patlayıcı maddeler bulunması nedeniyle otopsiye gerek duyulmadığına karar verildi.”
Çelebi şöyle devam etti: “Bingöl-Diyarbakır sınırındaki Tapantepe Karakolu’ndan atıldığı ileri sürülüyor. Bu karakol hâkim bir noktada ve olay yerini görebiliyor. Gerek güvenlik görevlilerinin olay yerine gitmemesi, gerekse otopsinin yapılış şekli dolayısıyla faillerin bulunması konusunda etkin bir soruşturma yapılmadığı kaygısındayız.”
Ceylan Önkul’un ölümü ile ilgili olarak Diyarbakır Özel Yetkili Savcısı “terör” kapsamında soruşturma yürütecek.
Bölgeye yakın Yayla köyü Eskiköy mezrasında 19 Temmuz 2008’de meydana gelen baskında dört kişi yaşamını yitirmişti. Olay hâlâ aydınlatılamadı.