Siyasi sistem yenilenmeli

TÜSİAD'ın demokrasi raporunda Siyasi Parti Yasası'nın değişmesi ve fikir özgürlüğünün artırılması istendi. AB ile uyum için 10 başlık altında toplanan reformların çıkması da talep ediliyor.

İSTANBUL - Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) 'Türkiye'de Demokratikleşme Perspektifleri ve Avrupa Birliği Kopenhag Siyasal KriterleriGörüşler ve Öncelikler' başlığıyla hazırladığı raporu bir basın toplantısıyla açıkladı.
Toplantıda konuşan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, Türkiye'yi 'düzlüğe çıkarmak için' çok geç olmadan siyasi reformların yapılmasını istedi, "Kopenhag Siyasi Kriterleri'nin Ulusal Program'da yeterince kapsanmış olduğunu maalesef göremedik. Bunlar, demokratik standartların yükseltilmesi konusunda siyasilerimizin inandırıcılığı ve samimiyetine gölge düşürüyor" dedi.
Özilhan, derneğin dile getirdiği siyasi reformların, üye olmak için uğraşılan AB'nin siyasi kriterleriyle örtüştüğünü belirtti ve "Ancak bu güne kadar siyasi kriterlerin yerine getirilmesi konusunda, hükümetlerin ve Meclis'in istekli ve kararlı davrandığını söylemek ne yazık ki mümkün değil" görüşünü dile getirdi. Siyasi Partiler Yasası'na ilişkin bir soru üzerine, Özilhan, Türkiye'nin siyasi kilidinin çözülmesi için bu değişikliğin yapılması gerektiğini ifade ederek, "Bunun mücadelesini de yapacağız. Değiştirmek için her türlü baskımız devam edecek" dedi.
TÜSİAD'ın Siyasi Kriterler Çalışma Grubu Başkanı Can Paker ve Çalışma Grubu üyesi Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Süheyl Batum tarafından hazırlanan raporda, siyasal kriterlerin AB'ye uyumu için Türkiye'nin Ulusal Program'ında ele alınması gereken reformlar, şu 10 başlık altında açıklanıyor:
Siyasi Partiler Kanunu
"Siyasi partiler sistemindeki sorunlar, siyasi yapıda tıkanıklığa, demokrasinin zafiyete uğramasına ve partiler ile toplum arasındaki mesafenin açılmasına neden olur. Bu nedenle, siyasi partilerin kuruluşu, faaliyeti ve örgütlenmesi ile ilgili düzenlemeler, partilerin fikir özgürlüğü üzerindeki kısıtlamalar elden geçirilmeli. Lider hegemonyasının parti yapısı ve giderek siyasi sistemin işleyişini bozması engellenmeli, parti içi demokrasiyi işletecek düzenlemeler mutlaka yapılmalı.
Seçim sistemi
Mevcut seçim sistemi, yönetim istikrarsızlığını neredeyse teşvik ediyor; son 10 yıldaki ekonomik krizlerde önemli bir paya sahip.
Seçim sistemi reformu, partileri ittifaka ve ortak hükümet programı oluşturmaya teşvik etmeli, seçmenlerin ilk parti tercihiyle yetinmeyip, diğer tercihlerini de dikkate alarak çoğunluk seçmenin istemediği azınlık iktidarına izin vermemeli. Makul bir baraj üstünde oy alan ya da birkaç seçim bölgesinde milletvekilliği kazanan her partinin aldığı oy oranına yakın olmasa bile en azından parlamentoda temsili sağlanmalı. Bu özelliklere en yakını, nispi takviyeli
iki turlu dar bölge seçim sistemidir.
Yasama dokunulmazlığı, Meclis soruşturması
Anayasal düzenlemeler, yasama ve yürütme organı üyelerinin hesap verebilirliğini ortadan kaldıran, onları ayrıcalıklı konuma taşıyan anlayışta. Yasama dokunulmazlığı kapsamı, adli takibat ve yargılamaya mani olmayacak şekilde daraltılmalı. Meclis soruşturması da, benzer bir bakışla yeniden biçimlendirilmeli.
Ölüm cezası
Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan'ın da imzalamasıyla 43 ülke arasında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ek 6 numaralı protokolü imzalamayan tek Avrupa Konseyi üyesi Türkiye. Bu protokol imzalanıp onaylanmalı ve protokoldeki gibi, savaş ve benzeri durumlar hariç, mevzuatımızdan idam cezası çıkarılmalı.
Düşünce ve ifade özgürlüğü
Başta ilgili anayasa hükümleri, Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Kanunu olmak üzere yasal düzenlemeler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin içtihadı dikkate alınarak
değiştirilmeli. Düşünce ve ifade özgürlüğüyle yakından ilişkili basın-yayın özgürlüğünü ihlal eden mevzuat da elden geçirilmeli.
Küresel yaşam ve bireysel özgürlük
Ulusal Program'da, kültürel hakların iki önemli konusu ana- dilde eğitim ve televizyon-radyo yayını konusunda açıklık yok. Türkiye bu alanda gerekli mevzuat değişikliğini yapmazsa, demokratik performans açısından Bulgaristan, Macaristan, Estonya, Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri gerisine düşecek. Anadilde yayın hakkı, düşünceyi açıklama ve basın özgürlüğüyle yakından ilgili. Bu nedenle Anayasa'daki dil yasakları ve mevzuattaki sınırlamalar kaldırılmalı.
İşkence ve kötü muamele
İşkence ve kötü muamele iddiası ve olgusunun önlenmesi için Ceza Kanunu başta olmak üzere ilgili yasalarda değişiklikler yapılmalı, işkence ve kötü muamele iddialarına konu olan devlet görevlileri soruşturulmalı, yargılanmalı ve işkence yapanın cezalandırılmasını kolaylaştıracak mevzuat değişikliği yapılmalı.
MGK
Türkiye'de gerek anayasal boyutta, gerek fiilen MGK'nın siyasal sistemdeki rolü, AB tarafından sorgulanıyor. MGK'nın tartışılması
değil, kurulun AB standartlarına ve KOB'da yer alan siyasal kriterlere uygun duruma getirilmesi gerek. Bu uyarlama için her şeyden önce, kurulun sivil üye sayısının artırılması mutlaka sağlanmalı.
Genelkurmay Başkanı, tüm silahlı kuvvetleri temsilen, Milli Güvenlik Kurulu'na tek başına katılmalı. Kurulun Anayasa'nın 118. maddesinin değiştirilmesi ve danışma kurulu niteliğinin vurgulanması gereklidir. MGK ve MGK Genel Sekreterliği Kanunu'nun da değiştirilmesi gereklidir.
Hukuk devleti
Çağdaş dünya devleti olma gereksinimlerinden hukuk devleti ilkesi eksiksiz uygulanmalı. Bu nedenle anayasal ve yasal mevzuat, yargı denetimini kuvvetlendirecek ve yargı bağımsızlığını tam olarak sağlacak şekilde değiştirilmelidir."
Raporun sonuç bölümünde, Türkiye'nin gelişmiş ülkeler arasında yerini alması için sağlıklı işleyen demokratik siyasal bir düzen kurmaya ihtiyaç duyduğu belirtilerek,
"Bunun önkoşulu ülke içinde vatandaşlarına hak ve özgürlüklerle örülü siyasal ve sosyal bir ortam sunmaktır" denildi.
Türkiye'nin demokratik toplum olma yolunda önemli adımlar attığı belirtilerek, "Fakat bu çalışmada da ele alındığı gibi atılması gereken daha çok adım vardır. Vatandaşlarımız bu adımları atacak istek ve potansiyele sahiptir. İhtiyaç duyduğumuz en önemli şey, bu taleplerin siyaset etkilemesi ve büyük siyasi dönüşümün hayata geçirilmesidir" denildi.
Toplantı hakkı ve sivil toplum
Katılım Ortaklığı Belgesi'nin (KOB) kısa vadeli siyasi kriterler bölümünde yer alan dernek kurma ve toplantı-gösteri yürüyüş hakkı, anayasal ve yasal yönden güçlendirilmeli. İlgili yasalar, sivil toplumun gelişmesini teşvik edecek bir anlayışla antidemokratik hükümlerden arındırılmalı.