Soma davasında isyan!

Soma davasında isyan!
Soma davasında isyan!
Soma maden faciası davasında, savcı 2 kişi için tahliye talebinde bulundu.  Bilirkişi için başvuruan Türkiye Kömür İşletmeleri 'için 'görevlim de, teknolojim de yok' açıklamasını gönderdi. Mağdurlar, tahliye talebine ve bilirkişi bulunamamasına isyan etti

RADİKAL - Manisa'nın Soma İlçesi'nde 301 madencinin yaşamını yitirdiği faciayla ilgili 8'i tutuklu 46 sanıklı davanın görüldüğü Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'nde, heyet, ara karar için taleplerin alınmasına başladı. Duruşma Savcısı Oğuz Köktan'ın tutuklu sanıklardan Yasin Kurnaz ve Hilmi Kazık için adli kontrol şartıyla tahliye istemesi tepkilere neden oldu. Bu arada mahkemenin keşif için yazı gönderdiği TKİ'nin ise gerekli personeli, ekipmanı ve teknolojik yeterliliği olmadığı için, ocağı açıp inceleme yaptıramayacağını bildirdiği ortaya çıktı. Soma'da geçen yıl 13 Mayıs'ta meydana gelen faciada, 301 madencinin yaşamını yitirmesi ardından başlatılan adli soruşturmada, haklarında, 'Olası kastla öldürme', 'Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma', 'Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama' suçlarından 301 kez, 2 yıldan 25 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan toplam 46 sanığın yargılanmasına, Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'nde iki günlük aranın ardından kaldığı yerden devam edildi. Somalı iççilerin aileleri, polisin arama noktasından geçip duruşmayı izlemek üzere salona girdi. Duruşmada da, ilk olarak üye hakim Esra Dokur, geçen duruşmalarda talep edilen ya da kendilerine sunulan belgelerle ilgili bilgi verdi.

DURUŞMA SAVCISINDAN TAHLİYE İSTEMİ

Duruşmada daha sonra Cumhuriyet Savcısı Oğuz Köktan'ın talepleri alındı. Mahkemeye mağdur ailelerle yapılan müdahillik taleplerinin kabul edilmesini isteyen Cumhuriyet savcısı Köktan, daha sonra, Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan, Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürü Ramazan Doğru, Maden Mühendisi, İşletme Müdür Yardımcısı İsmail Adalı, İşletme Müdürü Akın Çelik, maden mühendisi Ertan Ersoy ve emniyet teknikeri Mehmet Ali Günay Çelik'in tutukluluk halin devam etmesini istedi. Savcı halen tutuklu bulunan maden mühendislerinden üretim vardiya amiri, iş güvenliği uzmanı Yasin Kurnaz ile Emniyet vardiya amiri, iş güvenliği uzmanı Hilmi Kazık'ın, yattıkları süre ve aynı görevdeki tutuksuz sanıkların durumunun göz önünde bulundurulup adli kontrol şartıyla serbest bırakılmalarını talep etti. Bu talep, duruşma salonunda bulunan madenci aileleri ile avukatların tepkisine, tahliyelerin başlayacağı yorumlarına neden oldu.

ŞİRKETE KAYYUM ATANSIN

Mağdur avukatlarından söz alan Sercan Arat, şirketin patronu Alp Gürkan, hakkındaki soruşturmanın ne aşamada olduğunun sorulmasını istedi. Avukat Denizer Şanlı da, Bursa'nın Mustafa Kemalpaşa İlçesi'nde 19 madencinin hayatını kaybettiği kazayı hatırlatıp, bu davada verilen kararın Yargıtay tarafından 'olası kast hükümlerine' göre cezalandırılması istemiyle bozulduğunu anlattı. Davanın kendi davalarıyla benzerlik gösterdiğini de vurgulayan Avukat Denizer Şanlı, "Yerel mahkeme, bozma kararına uydu ve bir kişinin ifadesini alıp tekrar bilirkişi heyete görevlendirdi. Bu davayı uzatmaya yönelik bir çaba. İleriki aşamada Can Gürkan da bu davayı emsal gösterip tahliyesini isteyecek. Burada bir oyun oynanıyor ve bu oyuna izin verilmemesi gerekiyor" dedi.

Mağdur ailelerin avukatlarından Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı ise, savcının mütealasının sürpriz olduğunu, 65 ayrı eksikliğin tespit edildiği madende, tüm bilirkişi raporlarının, var olan kusurlar konusunda ortak sonuca vardıklarını, bu durumda tahliye isteminin yanlış olduğunu anlatıp, "301 kişinin bile tek seferde, katledilmesi, sanıklara üst sınırdan ceza verilmesine tek başına yeterli bir neden. Bu nedenle tahliye talebini kabul etmememiz mümkün değil" dedi. Selçuk Kozağaçlı ayrıca 2016 yılı içerisinde davanın sonuçlanacağına inandıklarını bu nedenle de, sanıkların tutukluluk hallerinin bile göz önünde bulundurulamayacağını ifade etti. TKİ'nin keşif için olumsuz karar vermesine tepki gösteren Avukat Selçuk Kozağaçlı, "TKİ, 'ben yetersizim bu nedenle sanıklar sizin için açsın' demek istiyor. TKİ'de eksiklik varsa MİGEM'e yazın, Zonguldak'tan kamudan ekipler gelip ocağı açsın. Sağlıklı keşif öyle yapılmalı. Ayrıca bu şirketi, ocaktan uzaklaştıralım. Ocağı, mahkemeye, ruhsat sahibi olan kamu yani TKİ açmalı. Şirket ocağı keşif için açmamalı. Şirket, zaten 2017 yılına kadar çıkartacağı kömürü çıkartmış, yapacağı bir şey kalmamış. Bu nedenle kayyuma verilmelidir" dedi. Duruşmada söz alan diğer mağdur ailelerin avukatları da, işyeri hekimlerinin dinlenmesini, müfettiş raporlarının Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'ndan istenmesini talep etti. Ayrıca tahliyenin olumlu karşılanmasının ise sağlıklı yargılamayı etkileyeceğini savundu.

BUGÜN ÇOCUĞUMUN DOĞUM GÜNÜ, NEREDE BABASI?

Mağdur ailelerin avukatlarının taleplerinden sonra tutuklu sanıklar sırayla konuştu. Söz alan sanıklardan Ertan Ersoy, bant ekibinin, gerçeği gizlemek adına ifade verdiğini öne sürdü. Ersoy ardından da, eşinin ve çocuklarının sorunlarıyla ilgilenmek için elektronik kelepçeyle tahliyesini istedi. Bunun üzerine salonda bulunan madenci aileleri büyük tepki gösterdi. Salondaki madenci eşlerinden birisi, "Bugün çocuğumun doğum günü. Nerede basası?" diye bağırdı. Tutuklu sanıklardan işletme müdürü Akın Çelik ise, tutuklu kaldığı süreçte hiçbir bilgi ve belgeye ulaşamadığını, tutukluluğunun kaldırılmasını talep edip, "Tutukluluğum kaldırılmasa dahi adli kontrol şartıyla çocuklarımın yanına gidip de onların derslerine yardımcı olmak istiyorum" dedi. Bunun üzerine tepki gösteren aileler 'biz çocuklarımızı göremiyoruz. Benim çocuğum öldü, bir de çocuklarından bahsediyor' diye tepki gösterdi.

BANT GÖREVLİLERİ BAŞKA MADENE GÖNDERİLSİN

Akın Çelik, tanıkların mahkemede farklı ifadeler verdikleri de hatırlatıp, "Bant görevlilerinin, delil karartmaya karşı başka bir madene gönderilmesini talep ediyorum. Tanıkların her biri birbirinden farklı ifade kullandı. Bize vebal yüklendi. Gerçeğin ortaya çıkarılması için keşfe katılmak istiyorum. Bu kazaların gerçek nedeni ortaya koyulmazsa, ileride yeniden yaşanacaktır. Raporları ve dosyaları okuyunca ne olduğunu anlamak mümkün değil. Hard disklerin içindeki bilgilere sahip değiliz. Biz de olayın neden olduğunu ve gerçeği ortaya çıkartmak istiyoruz" dedi. Tutuklu sanıklardan Emniyet Teknikeri Mehmet Ali Günay Çelik de, üzerine isnat edilen suçları kabul etmediğini, tahliyesini istediğini söyledi. Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürü Ramazan Doğru, tanık ve mağdurların ifadelerinin tümünün çelişkili olduğunu, tek talebinin olayın gerçek nedeninin ortaya çıkması ve tutukluluğunun kaldırılması olduğunu ifade etti. Maden Mühendisi, İşletme Müdür Yardımcısı İsmail Adalı ise, hiçbir zaman üretim baskısında bulunmadığını, hiçbir işçiyi rencide etmediğini savunup, tutuksuz yargılanmayı talep etti. Cumhuriyet savcısının da, adli kontrol şartıyla tahliyelerini istediği, maden mühendisleri Hilmi Kazık ve Yasin Kurnaz da, tahliye istedi.

ADALET GEREKTİĞİ GİBİ İŞLEMEDİ

Tutuksuz sanıklardan son sözü ise, soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan aldı. Zorlu bir dava süreci yaşandığını, bilirkişi raporları ve iddianamedeki hatalar nedeniyle, adaletin işlemesi gerektiği gibi yürümediğini öne sürdü. Ön keşif, belge olmadan kendilerinin sorumlu tutulduğunu savunan can Gürkan, "Olayın sonucuna bakıldı, 301 kişi hayatını kaybetti, bir sorumlu gerekti. Toplumsal bir linç kampanyası, siyasi boyutlar ve ortada kalan bizler olduk. İki tarafın avukatları arasında geçen tartışmalarda da arada kalan yine bizler olduk. Ben bu mahkemeye çok güveniyorum. Adaletin yeri geldiğinde doğru cezayı vereceğine, suçu olana ceza vereceğini, suçsuz olanı beraat ettireceğine, her şeyden önemlisi olayın gerçek sebebinin ortaya çıkartılacağına inanıyorum. Hiçbir delil olmadan, olası kastla görülen nadir davalardan birini yaşıyoruz. Bizler iftiralarla suçlandık. Tutuklanmamızı değil ama yaşanan süreci yadırgıyorum. Şirkette basiretsiz kişileri çalıştırmadım. Yönetim kademesinde çalışanlar Soma'da yetişmiş, 25 - 30 yıllık tecrübeli kişiler" dedi.

ALP GÜRKAN VE BENİM HIRSIM VARDI

Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan, ifadesinde, babası Alp Gürkan ve kendisinin hırslı olduğunu bir motivasyonlarının bulunduğunu söyleyip, "Bu daha çok istihdam yaratmaktı. Bize çok paralar kazandığımıza dair eleştiriler geliyor. Açın bakın şirket bilançolarına, şahsi hesaplamalarımıza aktarılan tek kuruş yok. Hepsi maden sektörüne, şirkete geri harcanmıştır" dedi. Madende kendi adına yapması gerekenleri yaptığına inandığını da ileri süren Can Gürkan, "Burada işçilerin verdiği ifadeleri dinledik. Savcılıkta verdikleri ifadeleri değiştirdiler. Bunların neden kazadan sonra böyle sözler söylediklerini ben biliyorum. Ben hukuki ehliyetim dahilinde yapmam gerekeni yaptım. Hurafelerle, dedikodularla yargılandık" dedi.

BİLİRKİŞİLER HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULMASINI İSTEDİ

Sık sık bilirkişi heyetinin raporunu suçlayan, ailelerin bu nedenle kendilerine tepki göstermekte haklı olduklarını söyleyen Can Gürkan, "Benim asli görevim, bu yaraları sarmak, geride kalanlara sahip çıkmaktır. Ama serbest kalmadığım için, bunu bugüne kadar yapamadım. Bu dava çok zor bir dava, sizin için de zor bir dava. Bu zorluğu yaratanlar bilirkişi heyeti. 140 panosunun sensörünün, binde bir bile ihtimalle, U 3 bölgesindeki yangını ölçme ihtimali bulunmamaktadır. Eğer bilirkişinin bu yöndeki ifadesine inanıyorsanız sözüm yok, ama eğer inanmıyorsanız heyet hakkında suç duyurusunda bulunun. Bilirkişinin bu yaptığı ağır bir itham. Bu insanlar, sizi yanıltmaktır. Heyetin raporundan dolayı, herkes bizleri suçlu gördü. Bu insanlar, aileler, bağırmakta, küfür etmekte çok haklı. Ben olsam ben de küfür ederdim" dedi. Adaletin rayına oturtulması gerektiğini de savunan Can Gürkan, "Binde bir bile sabotaj, kundaklama ihtimali var ise neden araştırılmasına karşı çıkılıyor? Bizler gerçeği ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Gelin adaleti rayına oturtalım. Gelin sizi, kamuoyunu yanıltan bilirkişi heyeti hakkında suç duyurusunda bulunun" dedi. Can Gürkan, tahliyesi için de, "Sizlerin takdiri" ifadesini kullandı.

SANIKLARIN KONUMU, AĞIRLAŞARAK DEVAM EDİYOR

Duruşma arasında açıklama yapan Manisa Barosu Başkanı Ali Arslan, savcının tahliye talebini eleştirip, "Savcının tutukluğun devamıyla ilgili beyanını açıkladı. İki sanığın tahliyesini istedi. Duruşmalarda, sanıklar lehine bir değişim yok. Sanıkların mevcut konumunun ağırlaşarak devam ettiğini görüyoruz. Toplanan deliller, sanıkların suçluluk durumunu ağırlaştıracak durumda. Mahkeme tarafından istenen deliller, Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. tarafından mahkemeye sunulmamakta ama kendi lehine olanlar, avukatlarınca mahkemeye sunuluyor" dedi. Soma iş mahkemesinde sonuçlanan manevi tazminat davasını da değerlendiren Ali Arslan, "Ceza mahkemesinin yanında devam eden tazminat davası var. Birisi sonuçlandı. Burada manevi tazminat istendi. Mahkeme bir sonuca vardı. Bu dava bir emsal oluşturacak mı? Bu dava diğer tazminat davaları için emsal değil. Bu davada sadece manevi tazminat isteniyor. Bir de burada eş ve çocuklar bulunmamakta bunun için emsal teşkil edemez. Mahkeme istenen tazminat miktarının üst sınırın tamamını verdiği için bizim için emsal değil. Verilen rakamlarda bu dosya için caydırıcı değil" dedi.

SANIKLAR YATTIKLARI GÜNLER İÇİN TAZMİNAT BİLE İSTEYEBİLİRLER

Duruşmayı takip eden CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de, sürecin beklendiği gibi sürdüğünü ama buna izin vermeyeceklerini anlattı. Özgür Özel, "Davayı söz verdiğimiz gibi yakından takip ediyoruz. Aslında beklenen olmaya başladı. Davaya kamuoyunun ilgisi azaldı. İlk gün kilometrelerce yürünerek gelinen yerde, şimdi salonun yarısı boş. Eşlerin yakarmaları, salonda çınlıyor ama kimse yok onları duyan. Tutuksuz sanıkların, tutuklanmasının talep edildiği dönemden, tutuklu sanıkların serbest bırakılması durumuna geldik. Bu durum, savunmanın kendisine ne kadar güvendiğini, devletin hükümetin ne kadar arkasında durduğunu gösteriyor. Bu iş böyle giderse sanık avukatları alacaklı çıkabilir. Serbest kalmak da yetmez, bu günler için tazminat bile istemeye kalkabilirler. Çünkü ilk gün 'hepimiz Soma'nın arkasındayız' diyenler, şimdi maden şirketlerinin esiri olmuş durumda. Söz verilenler yapılmadı, emekçilerin aleyhine işler oldu, baskı oldu. Soma havzasında yeni facialar yaşanmak üzere çünkü verilen sözler tutulmadı. Biz dikkatle takip edeceğiz, geride kalanlara sahip çıkmaz zorundayız" dedi.

TAHLİYELER, DELİLLERİN KARARTILMASI İÇİNİ TEHLİKELİ

Duruşmaya ara verildikten sonra açıklama yapan Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, "Halen tutuklu olan sanıklar, şirketin bordrosundalar ve maaşlarını düzenli olarak alıyorlar. SGK'ya bildirilmiş durumdalar. Burada patronlarının yanında yatarken maaşları ödenmeye devam ediyor. Bunlardan iki tanesini tahliye edip madene göndermenin bu dosyaya hiçbir katkısı olmadığı gibi delillerin karartılması için de son derece tehlikelidir. Savcının bu görüşünün hatalı buluyoruz. Ancak Savcının tahliyeye veya değerlendirmeye alt kademeden başlamış olması da aslında bir perspektif olarak meseleyi doğru kavradığını gösteriyor. Çünkü bugüne kadar ki iddiaların aksine patronun ve üst düzey mühendislerin bu sorumluluğun tamamını sahiplenmesi gerekiyor. Takipçisi olacağız" dedi. Duruşmaya verilen arada madenci aileleri de, baskılara boyun eğlemeyeceklerini, gerekirse AİHM'e kadar davayı götüreceklerini ve takipçisi olacaklarını söyledi.  (dha/Taylan YILDIRIM )