@ismailsaymaz

Soma faciası 5 ay boyunca geliyorum dedi

Soma faciası 5 ay boyunca geliyorum dedi
Soma faciası 5 ay boyunca geliyorum dedi
Radikal, Soma'daki facianın bilirkişi raporuna ulaştı: Facia 5 aydır 'geliyorum' diyordu... O gün madende sıcaklık 46 dereceye fırlamıştı...
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

Soma’da 301 işçinin hayatını kaybettiği facianın “Geliyorum” diye sinyal verdiği ortaya çıktı. Radikal’in ele geçirdiği bilirkişi raporuna göre, yer altındaki karbonmonoksit miktarını ölçen sensörler, faciayı aylar önceden haber verdi. 50 PPM’yi aşmaması gereken karbonmonoksiz miktarı beş ay boyunca defalarca bu sınırı geçtiği ve hatta 500 PPM’ye kadar ulaştığı halde, sensörlerin uyarısına kulak asılmadı. Ayrıca oksijen miktarı da çok kez yüzde 19’un altına düşmesine rağmen maden boşaltılmadı. Gaz ölçümlerinden sorumlu teknik nezaretçiler 15 günde bir hazırladıkları onaylı deftere karbonmonoksit yükselişlerini geçirmedi. Öte yandan, madende 30 dereceyi aşmaması gereker kuru sıcaklık miktarı, faciadan önceki bir haftadan itibaren 46 dereceye kadar yükseldiği halde kimse kılını kıpırdatmadı. Öyle ki, 301 işçinin can verdiği saatlerde sıcaklık, 46 dereceydi.

İlk bilirkişi incelemesi 4 gün sonra

Soma’daki ilk bilirkişi incelemesi madendeki koşullar nedeniyle faciadan ancak dört gün sonra, 16 Mayıs’ta yapılabildi. Prof. Dr. Ercüment Yalçın, Prof. Dr. Ahmet Hakan Onur, Prof. Dr. Eyüp Akpınar ve güvenliği uzmanı Alpaslan Ertürk’ün oluşan heyet, hazırladıkları tutanakta, kömür işletmelerinde hava ile teması sağlanan kömür oksitlenmesi sonucunda ısının açığa çıktığını, bu ısı uzaklaştırılmadığı takdirde ocak yangınlarının oluştuğunu kaydetti. Tutanakta, kömürün kendiliğinden yanması sonucunda karbonmonoksit, karbondioksit, ısı ve nemin açığa çıktığı, bu parametrelerin izlenmesi halinde yangının takip ve tespit edilebilmesinin mümkün olduğu kaydedildi.

10 katına kadar çıkmış

Kömürlerin kendiliğinden yanmasını belirleyen karbonmonoksit gazına ilişkin madendeki 48 ayrı sensör üzerinde yapılan incelemede, Mart 2014’ten facianın meydana geldiği 12 Mayıs’a kadarki süreçte, madenlerde izin verilen, 50 PPM’lik azami konsantrasyon düzeyinin aşıldığı ve bu yönde çok sayıda ölçüm kaydı olduğu saptandı. Bilhassa “S panosu S3 klasik ayak hava çıkışındaki 470 numaralı sensörde” yer yer farklı aralıklarla 500 PPM’nin çok üzerinde değerler tespit edildi. H panosu H3 hava çıkışındaki 490 numaralı sensörde de, 8-13 Mayıs arasında aynı oranda yükselme gözlendi. S panosu S2 hava çıkışındaki 536 numaralı sensör ve anayol üzerindeki 415 numaralı sensörde de benzer bir artış görüldü. Bilirkişi raporunda, bu oranlar şöyle yorumlandı:
“Yüksek karbonmonoksit kömürün kendiliğinden yanmasının en önemli göstergesidir. Madenlerde iş sağlığı ve güvenliği yönetmeliğine göre yüzde 19 oksijen değeri altında, maksimum yüzde 5 karbonmonoksit ve maksimum 50 PPM üzerinde karbonmonoksit bulunan ortamlarda çalışılmaz. Yukarıda konumları belirlenen sensörlerde oksijen değerleri de incelenmiş olup limit değerinin altında oksijen konsantrasyonlarına rastlanmıştır.”

Deftere yazmamışlar

Raporda madendeki iş güvenliğinden teknik nezaretçilerin sorumlu olduğu, bu görevlilerin sensörlerden gelen verileri 15 günde bir onaylı nezaretçi defterine kaydetmeleri gerektiği, deftere yazılan eksikliklerin yerine getirilmesinden işveren vekili ve şirketin sahibinin yükümlü olduğu ifade edildi. Defter incelendiğinde, Ocak 2014’ten faciaya kadarki dokuz nottan sadece birinde, 24 Şubat’ta H panosunda karbonmonoksit artışından söz edildiği, diğer tarihlerde karbonmonoksit artışına ve oksijen yetersizliğine ilişkin bilgi verilmediği anlaşıldı. 9 Nisan’da deftere “yeni konacak fan için bir irtibat bacasına başlandığı” bilgisi verildiği, bu durumda “ocakta bir hava sıkıntısının olduğunun anlaşıldığı” belirtildi.
Ayrıca, 15 Ocak 17 Şubat 2014’te iş yeri hekimi gözlem defterinde de gaz anormalliklerine değinilmediği, zaten bu tarihten sonra toplantı yapılmadığı belirlendi. Bilirkişiler; teknik nezaretçi, işletme müdürü, saha sahibi, iş güvenliği başmühendisleri, şirketin yönetim kurulu başkanı ve vardiya amirlerinin kusurlu olduğu sonucuna vardı.
Soma Cumhuriyet Başsavcılığında ifadesi alınan şüpheliler sadece dinamit atışlarının yapıldığı anlarda PPM değerinin yükseldiğini ve bunun 15 saniye gibi kısa bir süre devam ettiğini, bu yüzden önlem alma gereği hissetmediklerini savundu. İş Güvenliği biriminde çalışan Soner Günay, karbonmonoksit miktanı 50 PPM’yi geçtiğinde, oksijen miktarı yüzde 19’un altına düştüğünde ve metan gazı yüzde 0,5’e çıktığında sensörlerin kendiliğinden alarm verdiğini belirterek, şöyle dedi:
“Dinamit patlatma esnası dışında sensörler uyarı vermiyordu. İşimiz gereği dinamit patlatmamız gerekiyordu. Dinamit patlattığımız sırada oluşan duman nedeniyle sensörler uyarı veriyordu. Uyarılar incelediğimizde 60-70 PPM uyarı verdiğini görüyordum. Sensör 5-15 dakika arasında uyarı vermeye devam ediyordu. PPM 50’nin altına düştüğünde sersör uyarı vermeyi kesiyordu. Eğer dinamit atımından kaynaklanan uyarı değil ise ayağı hemen boşaltıp gerekli güvenlik tedbirlerini alıyorduk.”

46 derecede ölüme gittiler


Bilirkişilerden Prof. Ahmet Hakan Onur, madendeki gaz, sıcaklık ve basınç veri kayıtlarına ilişkin 18 Mayıs’ta Soma Başsavcılığı’na bilgi sundu. Bu bilgi notuna göre; yeraltında kömürün kendiliğinden yanmasının en önemli delilinin sıcaklık konsantrasyonu ve artışı olduğu belirtildi. Maden ocaklarında havanın nem değerlerine bağlı olarak kuru sıcaklığın 30, yaş sıcaklığın da 25 dereceyi geçmemesi gerektiği ifade edildi. Madende bulunan 428 numaralı sıcaklık sensörü üzerinde yapılan incelemede ise 6 Nisan ve 5 Mayıs tarihleri arasında sıcaklığın 25’ten 30’a yükseldiği, 6 Mayıs’tan 13 Mayıs’a kadar da kademeli olarak artarak 46’ya çıktığı belirlendi. Olay anında 46 dereceyi gösterdiği anlaşıldı.

İşte o tutanak!


Soma Madencilik’in Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan, tutuklanmadan önce savcılıkta alınan ifadesinde, şirketteki tüm yetkilerin Yönetim Kurulu Üyesi Ramazan Doğru’ya ait olduğunu, dolayısıyla sorumlunun da Doğru olduğunu savunmuştu. Bu iddiasına ilişkin, yetkilerin Doğru’ya devredildiğine dair 17 Ocak 2014 tarihli şirket karar örneğini sunmuştu. Ramazan Doğru ise bu tutanakta, kendisine ait olduğu iddia edilen imzanın sahte olduğunu savunmuştu.


    http://www.radikal.com.tr/119795011979504

    YORUMLAR
    (4 Yorum Yapıldı)
    Tüm Yorumları Gör

    dikta rejimi var - COŞAR

    kolonide bir faşist diktatör hüküm sürüyor.bu faşist diktatör ve kadrosu emekçileri birer köle olarak kabul ediyorlar.eğitimi biten bir toplum olduğumuzdan gerçekleri göremiyoruz ! ?

    Ne iş kazazası ne takdiri ilahi - user529682

    Birden çok kisinin hayatı para hırsindan dolayı malesef feci sekilde son buldu. 1-Bu işletmenin yöneticilerini birden fazla kişiyi tahamüden öldürmekten dolayı yargılanmalılar. 2-İşletme geride kalan kazazade ailelerine emsal teşkil edecek şekilde yüklü olarak tazminat ödemeli. 3-Denetlemeden sorumlu olan devlet görevlileri görev ihmali ve suistimalden yargılanmalılar. 4-Çalisma bakanı derhal istifa etmeli veya Başbakan tarfından görevinden alınmalı.

    Cinayet - user516612

    Okuduklarımız karşısında hayrete düşmüş vaziyetteyiz. Gözleri dolar gören, aşırı kar hırsına sahip bir işveren, onun baskısı altındaki kontrolörler (arkadaşlarını patronun emri ile ölüme götüren zebaniler), rüşvet ile beslenen ve gözleri körelen devlet denetçileri ve tüm bunların sonunda oluşan katliam için; İşin doğasında bu vardır diyebilen devlet büyüklerimiz. Biz nerde yaşıyoruz, bu ne korkunç çelişkidir. Kimsenin korkusu yok mu? Yasalar nasıl uygulanacak göreceği.

    SOMA DEMİYELİM,BİLİRKİŞİ FACİASI DİYELİM !! - ARAGORA

    Bakınız bu bilirkişi faciaları yıllardır her sektörde ve davada yaşanıyor..gücün anayasadan alan Devlet,her biçimde kendini koruma makanizmaları geliştirmiş..Anayasa önce DEVLET sonra İNSAN diyor ya..O da kendisini koruyor..Devletla ilgili hangi dava ,hangi kurum veya iş varsa,onun Bilirkişisi de DEVLET'in kurumlarıdır..ATK veya TÜBİTAK veya ÜNİVERSİTELER gibi..İşin en ilginç yanı,bu bilirkişiler vatandaşa karşı kullanılırlar..Siz hiç bir davayı kazanamazsınız devlete karşı..O bilşirkişiler maaşlarını devletten alırlar.Tayinlerini devlet yapar..Sorarım size siz olsanız devlete karşı bir rapor düzenleyebilir misiniz?Hadi bir deneyin..Kendinizi ya atılmış ya da sürülmüş bulursunuz.Böyle bir sistemden adalat çıkar mı ?Adamlar rapor vermiş ama kim dinlemiş?Devlet kendi bacağına sıkmaz.Sana sıkar.İşte öyle kalıverirsin göçük altında.Devlet seni göçük altından çıukarmaya çalışırken kahramanlık destanı yazar.Bakan beyler bir kaç gün simit peynir yer.Hepsi kahraman olurlar.Demeç verirler .TV lewre çıkarlar ..Rating yaparlar.SEn ölmesen ben ölmesem,nasıl rating yaparlar?(Sevgili Nazım,artık ölünce aydınlıklara çıkılmıyor..Madenlerin karanlıklarında kalıyoruz..Onlar çıkıyor aydınlıklara..Üzgünüm)