Son dalgada bir MİT'çi 10 gazeteci

Son dalgada bir MİT'çi 10 gazeteci
Son dalgada bir MİT'çi 10 gazeteci
'Genelkurmay'ın medya andıcını ortaya çıkaran, Darbe Günlükleri'ni yazan Ahmet Şık ile derin devlet konusunda ödüllü haberlerin, kitapların yazarı Nedim Şener, Ergenekon kapsamında gözaltına alındı.

Ergenekon soruşturması kapsamında İstanbul ve Ankara’da aralarında gazeteci Nedim Şener, Ahmet Şık, yazar Prof. Dr. Yalçın Küçük’ün de bulunduğu 10 kişi ’Silahlı terör örgütüne üye olmak’ iddiasıyla gözaltına alındı. Gazeteci Ahmet Şık gözaltına alınırken ‘Dokunan yanar’ dedi, Nedim Şener ise ‘Hrant için adalet için’ diye bağırdı. Gözaltı kararı çıkartılanlar arasında MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu da bulunuyor.

Gazeteci Soner Yalçın ve iki Odatv çalışanının gözaltına alınmasıyla başlayan soruşturma kapsamında dün İstanbul ve Ankara’da eş zamanlı olarak aralarında gazetecilerin de bulunduğu 11 kişinin evine baskın yapıldı. Soner Yalçın’ın bilgisayarında bulunan bir belgenin ‘Ergenekon’un medya yapılanması’na dair olduğu öne sürülmüş, Soner Yalçın’ın avukatı ise bu belgenin bilgisayar korsanı tarafından bilgisayara konularak tuzak kurulduğunu savunmuştu. Bu dosyada adı geçen Milliyet gazetesi muhabiri Nedim Şener, gazeteci Ahmet Şık, Odatv yazarı Sait Çakır ve yazar Prof. Dr. Yalçın Küçük’ün İstanbul’daki evleri arandı ve gözaltına alındılar.

Aynı anda Ankara’da Odatv Koordinatörü Doğan Yurdakul, Odatv Ankara temsilcisi Mümtaz İdil, Odatv yazarları Coşkun Musluk, Aydın Bıyıklı, Müyesser Yıldız, Odatv muhabiri İklim Bayraktar, eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun evlerinde arama yapıldı. MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu yurtdışı görevinde olduğu için gözaltına alınmazken İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi kararı ile ‘Silahlı terör örgütüne üye olmak ve halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek’ suçlamasıyla diğer gazeteciler emniyete götürüldü.

Andıç’ı ortaya çıkarmıştı
Genelkurmay’ın medya andıcı haberini yapan ve eski kuvvet komutanı Özden Örnek’e ait olduğu öne sürülen ‘Darbe Günlükleri’ni ortaya çıkaran Nokta gazetesi ekibinde yer alan gazeteci Ahmet Şık’ın, evindeki arama saat 07.00’de başladı ve 6 saat sürdü. Şık polisler tarafından evinden çıkarılıp İstanbul Emniyeti’ne götürülürken gazetecilere ‘ Dokunan yanar’ diye bağırdı. Aramada Şık’ın kitaplarına, CD’lerine ve iki bilgisayara ait hard diske el konuldu. Şık’ın avukatı Bülent Utku, çıkışta gazetecilere yaptığı açıklamada, şunları söyledi: “Kendisi emniyette ifade vermeyecek. Son zamanlarda hazırladığı ‘İmamın Ordusu’ ismini vermeyi düşündüğü kitap nedeniyle gözaltına alındığı düşüncesini bize iletti. Yakalama ve gözaltı kararına itiraz edeceğiz.”

Şık’ın eşi Yonca Verdioğlu Şık ise, arkadaşlarıyla birlikte darmadağın edilen evi toparlamaya çalışırken, şöyle konuştu: “Elektronik ne varsa kopyaladılar. Orijinallerini de aldılar. Mina’nın (Ahmet ve Yonca Şık çiftinin kızı) izlediği çocuk filmlerini bile aldılar. Çok sayıda kâğıtlar ve notlara el koydular.” Öte yandan Bilgi Üniversitesi’nde Medya ve İletişim Sistemleri üzerine ders veren Şık’ın üniversitedeki odası da arandı.

Eşi ameliyat olmuştu
Yolsuzluk, derin devlet konusunda çok sayıda haber ve kitaba imza atan, çok sayıda ödülü bulunan Milliyet gazetesi muhabiri Nedim Şener’in Bakırköy’deki evini de polis bastı. Şener’in evindeki arama sekiz saat sürdü. Bir hafta önce eşi ameliyat olan Şener, polis baskını sırasında evde tek başınaydı. Polis Şener’in aracında da kameralar önünde arama yaptı. Kalp ameliyatı olan Şener’in eşinin baskını duyunca rahatsızlık geçirdiği öğrenildi.

Evde aramanın devam ettiği sırada, gazeteci Ayşenur Arslan, Aslı Aydıntaşbaş, Şener’in evinin önüne geldi. Ayşenur Arslan, “Nedim canıyla, bedeniyle bu ülkeye emanettir. Hrant Dink ‘Güvercin tedirginliğinde yaşıyorum’ demişti. Hrant’ı koruyamadık, Şener’i koruyalım” dedi. Şener’in evinin bulunduğu apartmanda oturan vatandaşlar alkışlarla arama kararına tepki gösterdi.

Şener gözaltına alınıp polis arabasına bindirilirken üç kez ‘Hrant için adalet için’ diye bağırdı. Emniyete getirildiği sırada ise basın mensuplarına seslendi: “Türkiye’de Amerika’dan daha özgür bir basın var. İçişleri Bakanı’na selam olsun.”

Yazar Prof. Dr. Yalçın Küçük’ün Balat’taki evindeki arama 9.5 saat sürdü. Daha sonra gözaltına alınan ve sağlık kontrolüne götürülen Küçük, gazetecilere “Faşistler işgal etti ülkeyi, savaş başladı” dedi.

Yalçın Küçük’e ait olan Ankara’-daki iki evde de arama yapıldı.
Gözaltına alınan Odatv Ankara temsilcisi Mümtaz İdil ise nefes borusu kanseri tedavisi görüyor. Ankara’da gözaltına alınan Müyesser Yıldız ise Ergenekon savcısı Zekeriya Öz hakkında dava açmıştı ve duruşma Yargıtay’da 1 Mart’ta görülmüştü.

MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu hakkında Soner Yalçın’a MİT’e ait gizli belgeleri servis etmesi nedeniyle gözaltı kararı çıkartıldığı öne sürüldü. Kaynaklar ilk kez yurtdışında görevli bir MİT mensubu hakkında gözaltı kararı çıkartıldığını ifade etti.

Şık’ın Ergenekon kitabı: ‘Kırk Katır, Kırk Satır’
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik mezunu olan Ahmet Şık, 1991-2007 yılları arasında Milliyet, Cumhuriyet, Evrensel, Yeni Yüzyıl ve Radikal gazeteleri ile Nokta dergisinde muhabir olarak çalıştı. Uluslararası Reuters haber ajansında da foto muhabiri olarak görev yaptı. Halen Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri öğretim görevlisi.

Nokta dergisinde çalışırken Genelkurmay’ın medya fişlemelerini ortaya çıkardı. Özden Örnek’in olduğu öne sürülen ‘Darbe Günlükleri’ni haberleştiren ekibin içinde yer aldı. Bülent Dikmener Haber Ödülü, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Fotoğraf Ödülü, Metin Göktepe Gazetecilik Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Haber Ödülü sahibi.

Ayrıca ‘Kontrgerilla ve Ergenekon’u Anlama Kılavuzu Kırk Katır Kırk Satır’ adlı kitabı Ertuğrul Mavioğlu’yla birlikte kaleme aldı. Ergenekon soruşturmasındaki bazı çelişkileri dile getirdiği kitap nedeniyle hakkında dava açılmıştı.

Şık, son olarak emniyetteki Fethullah Gülen cemaati örgütlenmesi üzerine bir kitap kaleme alıyordu. Söz konusu kitap yayımlanmak üzereydi. OdaTV’ye yapılan operasyonlarda kitabın bir kopyasının elde edildiği ileri sürüldü. Şık ise bunların kitabının önünü kesmek için bir komplo olduğunu ifade etti.

Nedim Şener: Sıra sende diye uyardılar
Ergenekon davası kapsamında evi aranıp gözaltına alınan Nedim Şener, profesyonel gazeteciliğe 1992 yılında Dünya gazetesinde başladı. 1994 yılında, Milliyet gazetesine geçen Şener, halen aynı gazetede görevine devam ediyor. Şener, ayrıca Posta gazetesinde ‘Soruşturuyorum’ başlığıyla köşe yazıları kaleme alıyor. 18 Şubat tarihli yazısında “Sıra sende demişlerdi” diye yazmıştı:
“Soner Yalçın’ı da aldılar... Hrant Dink cinayetinde ihmali ve sorumluluğu bulunanların, Ergenekon soruşturmasını yürüten polisler olduğu anlaşıldığından beri bana yapılan uyarıların ardı arkası kesilmiyor. Şimdi de “Sıra sende. Soner’e söylüyorduk, bak, oldu. Bavulun hazır mı birader? Kalın pijaman, yün donun tamam mı kardeş?” diyorlar. Ne korkunç! Doğruları yazanın, sesini yükseltenin yeri hapishane mi? Bunu herkes biliyor ve en acısı bunu herkes kabulleniyor. Kabullenme bir yana, bunun şakası, mavrası yapılıyor. Gazeteci, okuru adına herkesten hesap sorduğu gibi herkese hesap verebilen adamdır. Gazeteci, şefine, müdürüne, meslek örgütlerine, savcıya, hâkime, en önemlisi okura hesap verebilmelidir.’’

Şener, istihbaratçı polislerin başvurusu üzerine ‘Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları’ isimli kitap nedeniyle, 28 yıl hapis cezasıyla yargılanıyor. Toplam 8 kitabı olan Şener birçok ödül sahibi. Bazı ödülleri şöyle: 1998, 1999, 2000 Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yılın Ekonomi Muhabiri ödülleri. 1998 Metin Göktepe Gazetecilik Ödülü. 2002 Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü. 2007 yılında Çağdaş Gazeteciler Cemiyeti Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Ödülü kazandı. 2009’da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin ‘Basın Özgürlüğü’ ödülüne layık görüldü. 2010’da Abdi İpekçi Yılın Gazetecilik Ödülü aldı.

Yine 2010’da Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü verildi. 2010’da Uluslararası Basın Enstitüsü) tarafından dünyada ismi belirlenen 60 ‘Basın Özgürlüğü Kahramanı’ arasında yer aldı.

Eski asker ve MİT’çi
Ergenekon soruşturması kapsamında dün sabah evinde arama yapılan Kaşif Kozinoğlu, eski bir bordo bereli asker. İsmi birçok kez gündeme gelen eski bir MİT’çi...

Kozinoğlu, binbaşı rütbesi ile Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndan emekli olduktan sonra MİT’e çalışmaya başladı. Kamuoyu Kaşif Kozinoğlu’nu ilk kez 6 yıl önce dönemin Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya ile Alaattin Çakıcı’nın davası için yaptığı görüşmenin ortaya çıkmasıyla tanıdı. Telefon dinleme kayıtları ile ortaya çıkan bu olay o dönemde ‘MİT-mafya-yargı’ üçgenine ilişkin soru işaretleri oluşturmuştu.

‘Çeteye yardım’dan ceza
O dönem MİT’in açıklamasına göre Kozinoğlu, Yargıtay Başkanı’na yapılacak bir suikast girişimini araştırıyordu. Ancak daha sonra bu ihbarın Çakıcı tarafından yapıldığı ortaya çıktı. Mahkeme ise görüşmelerin amacının Çakıcı’nın davasının lehine sonuçlanması için bir girişim olduğunu ortaya koydu.

Kozinoğlu o dönemde MİT’te operasyon başkan yardımcısıydı ve geçici bir görev için Tokyo’da olduğu açıklanmıştı. Böylece, MİT tarihinde ilk kez, üst düzey bir görevli için ‘çeteye yardım ve yataklık’ maddesinden dava açılmış oldu.

Sonuçta Alaattin Çakıcı’nın Yargıtay’daki davasını, Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya aracılığıyla takip ettiği iddia edilen Kozinoğlu 5 ay hapis cezası aldı.

Küçük’ün 2. gözaltısı
Prof. Dr. Yalçın Küçük’ün adı, Ergenekon sürecinde Ocak 2009’da gündeme gelmişti. Ergenekon operasyonlarının 10. dalgasında Küçük, emekli Albay Mustafa Levent Göktaş ve eski Özel Harekât Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin gibi isimlerle gözaltına alınarak tutuklanmıştı. İtiraz üzerine 10 gün sonra tahliye edilmişti. Küçük, Odatv’ye yapılan baskının ardından yeniden Ergenekon üyesi olmakla suçlanarak gözaltına alındı.