Sonunda hâkim de kızdı

Birtan Altunbaş davasında sanık polisler yine ek süre isteyince hâkim sinirlendi: "Bu dava nasıl bitecek? Bu son uzatma. Haftaya kararı vereceğiz."

ANKARA - Hacettepe Üniversitesi öğrencisi Birtan Altunbaş'ın 1991'de gözaltında işkenceyle ölümü davasını zamanaşımına uğratma çabasına, Mahkeme Başkanı Ziya Ünal da isyan etti. Ünal, sanık İbrahim Dedeoğlu dördüncü kez avukatını değiştirince, "Her avukat süre isteyip çekiliyor, hak suiistimal ediliyor" deyip son kez süre verdi.
Sanık avukatları ise duruşmayı izleyen ABD temsilcisi ile davanın bitmesi için mahkemeye telefon ettiğini öne sürdükleri Adalet Bakanı'na çattı.
Zamanaşımı için iki yıldan az süre kalan 13 yıllık davaya, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Mahkemenin iki hafta önce son kez süre vermesi nedeniyle bitmesi beklenen dava, sanık avukatlarının yeni girişimiyle tartışmalara sahne oldu. Duruşmaya sekiz sanıktan yalnızca polis Hasan Cavit Orhan ve avukatları ile Altunbaş ailesi adına müdahil avukatlar katıldı. ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın Gül'e yazdığı mektup nedeniyle uluslararası ilginin arttığı duruşmayı ABD büyükelçiliği ile bazı yabancı büyükelçilik temsilcileri de izledi.
'Hakkın suiistimali var'
Diğer sanıkların avukatı Mehmet Ener, sanık Dedeoğlu'nun vekâletini de aldığını açıkladı. Ardından geçen duruşma aynı sanığın avukatlığını üstlenen Ahmet Özçelik, duruşmanın ABD' li yetkililerce izlenmesinin adalete baskı anlamına geldiğini söyledi ve Dedeoğlu'nun avukatlığından çekildi.
Bunun üzerine Dedeoğlu'nu savunmak için iki yeni avukat sahneye çıktı. Halil Armutlu ve Recep Onaran vekâletlerini mahkemeye verdi. Mahkeme de iki avukatı Dedeoğlu'nun avukatı kabul edip, yargılamayı sürdürdü.
Yeni avukatların savunma için süre istemesi, Mahkeme Başkanı Ünal'ı kızdırdı. Ünal, "Avukat bey, sizden önceki avukat da süre istedi ve çekildi. Daha önceki avukat da süre istedi, çok zaman aldı ve davadan çekildi. Şimdi de siz çekilirseniz ne olacak? Her celse yeni avukat gelip süre isterse, bu dava nasıl bitecek?" diye sordu. Sanık Orhan'ın avukatı
Mehmet Emin Bağcı, davayı uzatmak niyetleri olmadığını söyleyince, Ünal "Görünen köy kılavuz istemez. Süre istemek hakkınız ama, burada hakkın suiistimali var" yanıtı verdi.
Avukat Onaran, duruşmayı izleyen yabancılara, "Okyanus ötesinden gelip suyu bulandırmaya çalışan beylere söylüyorum; sizin orada peşin hüküm verilir mi, doktor katilleri (önceki duruşmalarda Altunbaş'ın işkence gördüğüne ilişkin tanıklık yapan ve örgüt üyeliğiyle suçlanan kişilere atfen) tanık olarak dinlenir mi? Siz önce Türk subaylarının başına çuval geçiren subayları yargılayın" diye seslendi. Onaran, mahkemenin tarafsızlığının kaybolduğunu da savundu. Sanık Süleyman Sinkil'in avukatı Mehmet Ener de, yabancı gözlemcilere tepkisini, "Ben vesayet altında değilim. Amerikalı şahıs duruşma salonunda olduğu sürece savunma yapmayacağım. Susma hakkımı kullanıyorum" sözleriyle ifade etti.
Sanık polislerden Orhan ifadesinde işkence suçlamasını reddederken,
"Operasyon grubundaydım, sorguya katılmadım. Ama sağ, ama ölü, yakalamak herkesin görevi. Ben bir ABD'li bakanın, ülkemde yargıya müdahalesini kabul edemem. ABD değil, Türk adaletine hesap vermek istiyorum" dedi.
Son kez süre, karar haftaya
Başkan Ünal, sanık avukatlarına savunma için son kez kesin süre vererek duruşmayı 26 Mart'a erteledi.
Duruşmanın ardından sanık avukatı M. Emin Bağcı, yargının baskı altına alınmak istendiğini savunurken, Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in davanın biran önce bitirilmesi için mahkemeye mesaj gönderdiğini öne sürdü.
Savcı geçen duruşmada açıklamış, dört sanık hakkında beraat, dördü hakkında ise işkence sonucu kastı aşan adam öldürme suçundan ceza verilmesini, ancak verilecek cezada, olayda asli failin belirlenemediği gerekçesiyle indirim yapılmasını istemişti. Buna göre istenen ceza sekiz yıl.