Sorumsuz yayıncılık

Talim Terbiye'ye teklif
'100 Temel Eser' üzerinde dinsel ve ideolojik oynamalar yapan yayınevlerine Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Prof. Birinci de tepki gösterdi: Piyasada sorumsuz yayınlar var. Talim ve Terbiye Kurulu'na bunların sıkı denetlenmesi için teklif götüreceğim.
Velilere uyarı
Eğitim-Sen Avcılar Şube Başkanı Ekinci, velileri "Kitap üzerindeki 'MEB tavsiyeli' yazısına kanmayın. Talim Terbiye'nin logosu yoksa mutlaka içeriğine göz gezdirin" diyerek uyardı. Çevirmenler de tepkili: Yabancı kitaplar, asıllarına uygun çevrilmeli.
Öğrenciler bunları okuyor
Radikal, önceki gün çocuk klasiklerini dini terminolojiyle çeviren yayınevlerini, dün ise Damla Yayınevi tarafından öğrencilere satılan 'Deyimler Sözlüğü'ndeki küfürleri manşetine taşımıştı.

İSTANBUL - Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından tavsiye edilen '100 Temel Eser' üzerinde yayınevleri tarafından dinsel ve ideolojik oynamalar yapılmasına eğitimciler ve çevirmenler tepki gösterdi.
Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Necat Birinci bakanlık tarafından hazırlatılacak kitaplar için komisyonların çalışma yaptığını ve 2007 yılına hazır olacağını belirterek piyasada sorumsuz yayınlar olduğunu söyledi. Yayınevlerinin boşluktan yararlanarak bakanlığın hazırlatacağı kitapları kendilerinin bastığını belirten Birinci, "Yapılan yayınlar kıstaslarımızla uyuşmayabilir. Talim ve Terbiye Kurulu'na teklif edeceğim. Bunların en azından denetlenmesi lazım. Merkez yerine il milli eğitim müdürlükleri de bu kitapları denetleyebilir" dedi.
Logoya dikkat
Eğitim-Sen Avcılar Şube Başkanı ve Büyük Halkalı İlköğretim Okulu Müdür Yardımcısı Emin Ekinci ise MEB tavsiyeli bu kitapların çoğunun Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu'nca incelenmeden piyasaya sürüldüğünü savundu. Ekinci, şunları söyledi:
"Talim Terbiye Kurulu'nun logosu, kurul tarafından incelendiği anlamını taşır. İlköğretim öğrencilerine yönelik yayınlarda bu logonun mutlaka olması gerekir. Aksi takdirde kitapların içindekiler yayın şirketinin inisiyatifine kalır. Velileri uyarıyorum, kitabın üzerindeki 'MEB tavsiyesi' ibaresine kanmayın. Eğer Talim Terbiye Kurulu'nun logosu yoksa mutlaka almadan önce içeriğine göz gezdirin. Ne yazık ki yayıncı firmalar bu kitapları basarken eğitimci refleksleriyle değil tüccar refleksleriyle hareket ediyor. Bakanlığın bu kitapları incelediğini sanmıyorum."
Çeviri Derneği Başkanı Prof. Hasan Anamur da, yaşanan sorumsuzluğa şöyle tepki gösterdi: "Klasikler konusunda, asıllarına uygun, yetenekli çevirilerin yapılması gerekir. Adam ana-avrat küfrediyorsa, aynen yer almalı, herhangi bir değişiklik yapılamaz. Bu kitaplarda çevirmenlerin ismi bile yok.
Yayınevleri başkalarının çevirilerini çalıyor, içine kendi ideolojilerine uygun ifadeler koyarak yayımlıyor. Buradaki etik sorun kabul edilemez, ama daha da önemlisi yapılanlar düpedüz beyin yıkama."
Kılıç: Çok saçma
Kitap Çevirmenleri Meslek Birliği üyesi Ebru Kılıç da, bu tür dil oyunlarını çok saçma bulduğunu söyledi. Kılıç, "Kaynak eserin duygu ve düşünce dünyasının kahramanlarının kendi isimlerinin çevrilen eserde durması gerekiyor. 'Pinokyo'nun Türkiye'de yaşamadığını biliyoruz. Okura saygılı olmak gerekiyor. Bu tür çabaların o kitabı çevirmek, yani Türkçeleştirmek değil, Türkleştirmek ve İslamlaştırmak olduğunu düşünüyorum. Yapılan çok yanlış" diye konuştu.
Damla Yayınevi: Edebi tercüme
Milli Eğitim Bakanlığı'nın ilköğretim öğrencilerine tavsiye ettiği '100 Temel Eser'i yayımlayanlardan biri olan Damla Yayınevi, dün bir açıklama yaparak yaptıklarını şöyle savundu: "Tercüme eserlerde yazarın ifade etmediği cümlelere yer verilmesi eserlerimizde kesinlikle söz konusu değil. Yayınevimizin yayıncılık ilkelerine aykırı olan böyle bir davranışı kabul edemeyiz.
Özellikle çocuklara yönelik tercümelerde, her edebiyat insanının makul göreceği gibi seviyelendirme ve monoton tercümeden daha ziyade edebi değeri olan bir tercümeye yer vermek gerekir. Haberde, kitaplarda 'Allah' kelimesinin kullanılması fahiş bir hata olarak gösterilmek istenmekte. 'Allah razı olsun', 'Hayırlı sabahlar' gibi terimlerin Türkçede kullanıldığı muhakkak. İngilizce 'god' kelimesinin 'Tanrı' yerine 'Allah' olarak tercüme edilmesi yanlış değil. Hele hele 'psikolojik harekât' hiç değildir."
Klasik olmuş kitaplardaki bazı çeviriler
Pinokyo
23. sayfa: 'Bana ne olursunuz biraz ekmek verin... Allah rızası için.'
77. sayfa: Benim elim değil / Fadime anamın eli / El benden sebebi Allah'tan / Okumak benden, şifa Allah'tan / Elemtere fiş, kem gözlere şiş / Bir daha nazar değmez inşallah.
96. sayfa: Ben eskiden ne kadar komik bir haldeymişim. Şimdi ise Allah'a şükürler olsun ki, gerçek bir çocuğum.
39. sayfa: Allah sizden razı olsun.

Üç Silahşörler
73. sayfa: Aramis'in yanına gitmek isteyen Dartanyan'ı bir kadın durdurur ve şöyle der: "Onu şu anda göremezsiniz. Yanında din adamları var. Hastalığından sonra hidayete erdi."

Elenor H. Porter'in 'Pollyanna' kitabı:
41. sayfa: Pollyanna ile Bay Pandleton arasında şu diyalog geçiyor:
- Bildiğim tek şey kıyamete kadar yatacağım.
- Yo kıyamete kadar yatamazsınız. Yani Kutsal Kitap'ta yazdığına göre kıyamet hiç beklemediğimiz bir anda kopabilir. Ama ben inanmıyorum. Yanlış anlamayın kıyametin kopacağına inanıyorum. Sadece hemen kopacağına inanmıyorum.
15. sayfa: Polly Teyze Polyanna'ya şöyle bir cevap veriyor: "Benimle böyle konuşman hayret verici. Soruna gelince, Allah'ın bana bahşettiklerinin değerini bilirim."

La Fontaine'in seçmeler kitabı
89. sayfa: Balıkçı 'Ya nasip' diyerek oltasını denize atıyor. Balıkçının tuttuğu balıkları kapan tilki, balıkçıya, seslenerek şunları söylüyor: "Allah yolunuzu açık etsin. Haydi bana eyvallah."

Heidi
86. sayfa:
Bayan Sesasman: Bu konu için dua ediyor, Allah'tan yardım istiyor musun?
Heidi: Bilmiyorum, bir faydası olur mu?
Sesasman: Dua etmek insanı rahatlatır.

Anton Çehov'un 'Acı' isimli kitabı:
Grigoriy, karısına "Sabret güzelim! Allah'ın yardımıyla hastaneye varır varmaz bu sancılardan kurtulacaksın" diye sesleniyor.
32. sayfa: Grigoriy, "Allahım bu ne tipi! Sen ne dersen olur Allahım; ama ne olur bana yolumu kaybettirme..."

Anton Çehov'un 'Hikâyeler' kitabının 'Kaval' adlı bölümü
78. sayfa: Çiftlik kâhyası Meliton ve çoban köylülerde yaşanan değişimi şöyle açıklıyor: "Çünkü çok günah işlemeye başladık. Allah'ı büsbütün unuttuk, onun için... Böyle giderse elbette kötü son gelir... Kendimizi bilmenin, aklımızı başımıza toparlamanın zamanı şimdi."

Oscar Wilde'ın Mutlu Prens kitabı
Miller ve Hans, "Hayırlı sabahlar" diye selamlaşıyor.
Kitabın sonunda ise Kaz, "Yüce Allahım diye bağırdı sonra da suya doğru koşmaya başladı" cümlesi yer alıyor.
Andersen Masalları-I'de 'Bülbül' masalı, 'Bir varmış bir yokmuş. Dünyada Allah'ın kulları pek çokmuş' diye başlıyor.