'Sorunun tarafları muhatap alınmalı'

Radikal soruyor: Eğer Başbakanlık koltuğunda otursaydınız, Kürt sorununun çözümüne yönelik atacağınız ilk 10 adım ne olurdu?


Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Genel Başkanı Sami Evren:
1- Çözüm yolunda atılması gereken ilk adım sorunun tarafları ve siyasal temsilcilerinin muhattap alınmasıdır. Ayrıca soruna ilişkin tartışmanın toplumun geniş kesimlerine yayılması için her türlü çözüm önerisinin dile getirilebileceği özgür bir ortamın sağlanması zorunludur. Düşünce ve ifade özgürlüğünü yoruma yer bırakmayacak netlikte teminat altına alacak düzenlemeler yapılmalıdır. İlk önce bu sağlanmalıdır.
2- Eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik yeni bir anayasa çalışması başlatılmalıdır. Yeni anayasa çalışmalarında başta siyasi partiler ve parlamento, toplumun örgütlü kesimlerinin temsilcileri yer almalı, anayasal vatandaşlık tanımlaması eksen olmalı, başlangıç ilkelerinde herhangi bir etnik kimliğe, kurum ya da değere kutsallık atfedilememeli, ‘Türkiyelilik’ kimliği öne çıkarılmalıdır.
3- Siyasi partiler ve milletvekili seçimlerine ilişkin yasalar değiştirilmeli, seçim barajları kaldırılmalı ve seçimlerde Türkçe’den başka dillerin kullanılmayacağına dair yasa değiştirilmelidir. Yerel yönetimlerin yetkileri artırılmalı her şeyi merkezden yönetmek anlayışı terk edilmelidir.
4- Bölgeler arası eşitsizlikleri giderici önlemler alınmalıdır. Adaletsizliğe uğrayanlara pozitif ayrımcılık uygulanmalıdır. Gelir dağılımı adaletsizliği mutlaka giderilmelidir.
5- Korucu sistemi, JİTEM gibi yapılanmalar dağıtılmalı, toplumsal denetimin dışında, şeffaf olmayan derin yapılanmalar ilga edilmelidir. Güvenlik güçleri arasında vatandaşlara eşitlik ilkesi ile yaklaşım hakim kılınmalı; şoven gerici kadrolaşma terk edilmelidir.
6- Eğitim sistemi masaya yatırılmalı; müfredatta var olan milliyetçi, sınıfsal, gerici ve cinsiyetçi örüntüler ayıklanmalı, yurttaşlar arasındaki eşitliği, kardeşliği ve insan haklarını temel alan yeni bir müfredatın oluşturulmalıdır. İlköğretim 12 yıl, zorunlu, parasız ve herkesin kendi anadilinde olmalıdır.
7- Değiştirilen köy isimleri eski hallerine döndürülmeli, insanların çocuklarına kendi dillerinde istedikleri isimleri takmalarına engel olunmamalıdır. Ülkede yaşayan her yurttaşın kendi kimliği ve inançlarını geliştirme çabası teşvik edilmeli; kültürel haklar genişletilmelidir.
8- Bu süreçte bedel ödemiş, yakınlarını yitirmiş, fiziksel ve psikolojik travma koşullarında yaşamını sürdürmekte olan yurttaşlarımızın yarasını saracak önlemler alınmalıdır. Bu nedenle barışı perçinlemek için genel af çıkarılmalıdır. Halkların kardeşliğini pekiştirecek eğitim programları hazırlanmalı ve etkin bir şekilde uygulanmalıdır. Bunun için çatışmaların bitirilmesi ve operasyonların durdurulması gereklidir.
9- 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasını engelleyen Anayasa hükmü kaldırılmalı Diyarbakır Cezaevi başta olmak üzere cezaevlerinde işlenen suçlar; işkenceler, infazlar, katliamlar ve siyasi cinayetlerin soruşturulabilmesi ve sorumluların adalet önüne çıkarılması sağlanmalıdır.
10- Başta eğitim ve sağlık olmak üzere kamusal hizmetler herkes için nitelikli, ulaşılabilir ve parasız olmalıdır. Yurttaşlar için hak arama kanalları sonuna kadar açılmalı, örgütlenme önündeki engeller kaldırılmalı, Kanunlar vb. anti-demokratik içeriklerinden arındırılmalıdır.

‘Sorun üniter yapı içinde çözülmeli’

Eğitim-İş Genel Başkanı Yüksel Adıbelli
1- Eğitimde fırsat eşitliği: Bölgede il merkezlerinde açılmış fen liselerinde bile öğretmen açığı var. Hatta kadrolu tek öğretmeni olmayan fen liseleri var. Bu olumsuzluğun ortadan kaldırılması için bölge cazip hale getirilmelidir. Okullarımızın fiziki şartları iyileştirilmelidir.
2- Deneyimli kamu personeli istihdamı: Kamu personeli bölgeye zorunlu hizmet nedeniyle geçici geliyor, hizmet süresi dolar dolmaz bölgeden adeta bir daha dönmemek üzere ayrılıyor. Deneyimli kamu personelinin bölgeye gönüllü olarak gitmesi için koşullar iyileştirilmeli, gerekli teşvikler sağlanmalıdır.
3- Toprak reformu ve feodal yapının tasfiyesi: Toprak reformu bir an önce gerçekleştirilmeli, topraksız köylüye emek vereceği terini dökeceği toprak dağıtılmalı, ağalık sistemi ortadan kaldırılmalıdır.
4- Kamu yatırımları ve istihdam: Birilerine rant sağlamanın ötesinde gerçekçi bölgesel kalkınma planlamalarına uygun kamu yatırımları başlatılmalı, işsizlik yerinde istihdamla çözülmelidir.
5- Din üzerinden siyaseti engellemek: Ülke genelinde var olan; ancak bölgede daha yoğun ve etkili biçimde gerçekleşen din üzerinden siyasetin önüne geçilmeli, bölgede halkın dini duygularını sömüren tarikatlar, cemaatler ve bunların uzantıları etkisizleştirilmelidir.
6- Etnik kimlik üzerinden siyaseti engellemek: Ülkede etnik kimlik üzerinden rant sağlayan siyasi partiler, bu anlayıştan vazgeçmelidir.
7- Seçme ve seçilme hakkının engellenmesi: Yıllardır sağ partiler, aşiret ve tarikatlardan milletvekili seçerek bu sistemi bölgede oturtmuşlar. 126 bölge milletvekilinin 96’sı aşiret veya tarikat mensubudur. Demokrasinin yok edildiği bu uygulamalardan vazgeçilmeli, yurttaşların seçme ve seçilme hakkı gasp edilmemelidir.
8- Sanatsal ve kültürel altyapının uluşturulması: Çağdaş birey olmanın gereklerinden biri de sanatla iç içe olmaktır. Bu bölgelerimizdeki yurttaşlarımızın sanatla buluşmalarını sağlayacak eğitim verilmelidir. Bölgelerde var olan sanat altyapısı çağdaş ölçütlerde düzenlenmelidir.
9- Koruculuk sisteminin tasfiyesi: Koruculuk sistemi anlamıyla iflas etmiştir. Bu sistem tasfiye edilmelidir.
10- Bu sıralanan önerilerin gerçekleştirilebilmesi için öncelikle terör sonlandırılmalı, terör örgütü silah bırakmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısı içerisinde bölgede yaşayanların Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olmaktan onur ve kıvanç duyduğu bir ortam yaratılmalıdır.

‘Kanada’daki gibi halka da sorulabilir’

Demokratik Üniversite Platformu Başkanı ve Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Tahir Hatipoğlu:
1- Anayasa’daki yurttaşlık tanımı yeniden yazmalıdır. Irk temeline ya da ırk çağrışımı yapan tanım olmamalıdır. Örneğin: “Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı herkes, ırk, renk, din, mezhep farkı gözetilmeksizin Türkiye Cumhuriyeti yurttaşıdır.”
2- Kürtçe, Kürtlerin ana dilidir. Bunun devletçe kabul edilmesi gerekir. Kürtçe’nin geliştirilmesi ve Kürtler arasında ortak dil haline gelmesi için özgür ortam sağlanmalıdır.
3-Kürtçe’nin ve Kürt edebiyatının araştırılması ve geliştirilmesi için İstanbul ve Ankara üniversitelerinde bölümler açılmalıdır. Ayrıca bazı eğitim fakültelerinde Kürtçe öğretmenliği bölümleri açılmalıdır.
4-İlköğretim okullarında Kürtçe ve diğer etnik grup dilleri seçmeli ders olmalıdır. Seçmeli ders talep olan her kentte açılmalıdır. Dil gelişimi sağlandıktan sonra öğretim dili Kürtçe olan her derecede okullar açılabilir.
5-Kürt bilim ve sanat insanları ve eserleri tanıtılmalıdır.
6- Kürt nüfusun çok olduğu bölgeler tarım ve hayvancılığa elverişlidir. Önceliği hayvancılığa vermelidir. Sırf bu bölgeyle ilgilenen Hayvancılık Müsteşarlığı kurulmalıdır. Her il ve ilçede ‘Organize Hayvancılık Bölgeleri’ oluşturulmalı, et ve süt ürünleri ve deri sanayi tesisleri açılmalıdır.
7- Bölgeye atanacak kamu görevlilerinde en az beş yıllık memur olanlar ile insanlara daha eşitlikçi ve demokratça yaklaşabilenler tercih edilmelidir. Özellikle güvenlikçilerde bu özellik önkoşul olmalıdır. Din görevlilernde üniversite mezunu olmalıdır.
8-Yer isimleri halk oylamasıyla değiştirilmelidir. Çoğunluk isteği olduğunda eski isme dönülmelidir. İsim değişikliği Türkiye’nin her tarafı için geçerli olmalıdır.
9-Demokratikleşme uzun bir süreçte tamamlanacaktır. Bu süreç içinde Kürt-Türk birlikteliğini dahada pekiştirici zihinsel değişimi yayınlar yapılmalıdır. Bunun için silahlı mücadele son bulmalıdır.
10-Sürecin ileriki yıllarında, Kürt halkı arasında, özerklik/ayrılma istekleri olması halinde, tıpkı Kanada’da olduğu gibi, uluslararası kriterlerle, sakin bir ortamda halk oylaması yapılabilir.

‘Kültürel hak ekseninde tartışmak yanlış’

TKP Genel Başkanı Erkan Baş:
İzin verirseniz, soruyu; ‘Emekçilerin iktidarı devraldığı, sosyalist iktidarın ilk günlerinde, ‘Kürt sorunu’ ile ilgili atılacak adımlar’ olarak okuyup cevaplamaya çalışacağım. Girişte vurgulamak istediğim iki nokta var, bunları yazmazsam ardından sıralayacağım adımlar havada kalır. Bir: Sorunun sadece kültürel haklar ekseninde tartışılması yanlıştır. Sorun kültürel, siyasal ve ekonomik boyutlarıyla bütünlükle ele alınmalıdır. İki: Bugün çözüm diye sunulanlar, ABD emperyalizminin bölgesel düzenleme planının parçalarıdır. Emperyalistlerin, kendileri dışında herkesi, güçsüzleştirmek ve esaret zincirlerini kuvvetlendirmek amaçlı açılımlarından çözüm çıkmaz. Sosyalist iktidarımızın hemen ilk günlerinde gerçekleştireceğimiz, ‘Kürt sorunu’nun çözümünü de sağlayacak adımlar şunlar olacaktır.
1- Anayasa; sosyalist Türkiye Cumhuriyeti’nin, ülkede yaşayan tüm uluslardan işçilerin, emekçilerin, köylülerin, aydınların ortak eseri ve dil, din, ırk, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin, tüm emekçilerin ortak iradesi, olduğunu temel alacaktır.
2- Ulusal ve etnik köken ayrıcalık veya dışlanma-ezilme nedeni olamaz. Devlet, tüm yurttaşların, enternasyonalist ve yurtsever bilinçle eğitilmesinden, farklı ulus ve halkların özgürce bir arada yaşamını geliştirmekten sorumludur.
3- İnsanın insanı sömürmesini temel alan ekonomik sistem ortadan kaldırılacak, ülke zenginliklerinin toplumun ortak ihtiyaçları doğrultusunda seferber edileceği planlı ekonomiye geçilecektir.
4- Tüm iç ve dış borçlar iptal edilecektir.
5- Halkın tüm temel ihtiyaçları ücretsiz olarak karşılanacaktır.
6- NATO’dan çıkılacaktır. Bütün ABD üslerine el konacaktır. Gümrük Birliği anlaşması feshedilecek, AB üyelik süreci durdurulacaktır.
7- Propaganda ve örgütlenme serbesttir.
8- Tüm halk kesimleri, ülkemizin zenginliklerini eşit, özgür ve adil bir biçimde paylaşacaklardır.
9- Bütün yurttaşlarımızın anadillerinin eğitimde, toplumsal yaşamda, siyaset, kültür ve sanatta özgürce kullanılması devletin güvencesi altındadır. Türkçe devletin resmi dili ve toplumun temel ortak iletişim dili olarak korunacaktır.
10- Cezaevlerindeki tüm siyasi mahpuslar tahliye edileceklerdir. Koruculuk sistemi kaldırılacak, Kontrgerilla cinayetleri yeniden kovuşturulacaktır.

‘Kürt halkının ulusal sosyal ve kültürel hakları garanti altına alınmalı’

Avukat Talyan Tanay:
Bugünden yarına bu sorunun çözümü noktasında yapılacak olan:
1- Olağanüstü hal, koruculuk gibi ilhak ve asimilasyon siyasetinin ürünü olan tüm kurum ve uygulamaları kaldırmak.
2- Ulusal hakların kullanımı ve ulusal talepler karşısında zor siyasetini terk etmek. Operasyon, işkence, linç, gözaltı ve tutuklama terörüne son vermek. Bunun aracı olarak kullanılan Terörle Mücadele Kanunu, özel yetkili ağır ceza mahkemelerini kaldırmak.
3- Bu siyaset sonucu hapishanelere doldurulan tutuklu ve hükümlüleri serbest bırakmak.
4- Kürt halkının ekonomik, sosyal, kültürel gelişimini sağlamak.
5- Kürt halkının her türlü, ulusal, sosyal ve kültürel haklarını garanti altına almak ve kendi dil ve kültürünü koruma ve geliştirmesinin önünü açacak koşul ve olanakları yaratmak.
6- Eğitim dili olarak Kürtçe’nin kullanılmasını sağlamak.
7- Boşaltılan köylerden zorla göç ettirilen Kürt köylülerinin geri dönmesinin koşullarını yaratmak ve maddi zararlarını karşılamak.
8- Kontrgerilla tarafından katledilenlerin faillerinin bulunarak cezalandırılması.
9- Türk ve Kürt halklarının kardeşliğinin ve birlikte yaşamasının koşullarını yaratmak.
10- Her ulus ayrı, bağımsız devletini kurma hakkı da dahil kendi kaderini tayin etme hakkına sahiptir. Kürt sorunundan bizim anladığımız da budur: Kürt halkının kendi kaderini özgürce tayin etme hakkını kullanabilmesi. Bu hak ancak ve ancak bağımsız ve demokratik bir ülkede kullanılabilir.

‘Hukuksal formüller üzerinde anlaşılmalı’

Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süheyl Batum:
1- Bu tür, ülkelerin yaşamında çok önem taşıyan değişikliklerin, hiç bir hazırlık olmadan, sadece ‘dış dinamiklerin istek ve görüşleri’ doğrultusunda hazırlanamayacağını bilinmesi ve dikkate alınması gerekir.
2- Böyle bir açılımı gerçekleştirirken, neden yedi yıl içinde hiçbir şeyin yapılamadığı hususunda ve şimdiki durumun da sadece ‘dış dinamiklerin’ etkisi ile olmadığı hususunda, tüm topluma inandırıcı, güven arttırıcı gerekçeler bulunması gerekir.
3- ‘Açılım’ın içeriğinde neler olacağının, ilk başta hükümet olarak, saptanması gerekir.
4- Daha önceki ‘Alevi açılımında’ ya da ‘sivil anayasa’ yapımında olduğu gibi, içeriği bir türlü belirlenmemiş paketler, sadece dar anlamda politika alanında bir anlam taşır.
5- Kürt açılımı konusunda bir paket hazırlanırken, iki nokta mutlaka dikkate alınmalıdır; birincisi, bu iktidar partisi tararfından hazırlanacak ‘öneriler paketi’ ilk önce tüm siyasal partilerin ve görüşlerin inceleme ve değerlendirmelerine sunulmalıdır.
6- İkinci olarak, önerilerin ya da değişiklik noktalarının, mutlaka ‘bilimsel gerçeklere’ ve ‘dünyadaki diğer demokratik ülkelerin uygulamalarına’ uygun olması gerekir.
7- Dünyanın tüm ülkelerinde örneğin İspanya’da, İrlanda’da, Güny Afrika’da bu tür açılımlar, ‘somut, mantıklı, içeriği olan’ öneri paketlerine ve bu ‘paketlerin’ kamuoyunda serbestçe tartışılıp, içeriklerinin belirlenmesine dayalı olarak gerçekleştirilmiştir.
8- ‘Kürt açılımında’ da önemli olan ‘bazı hukuksal ve anayasal formüllerin’ üzerinde anlaşmaktır. Ve bu ‘hukuksal formüller’ aracılığı ile, siyasal, ekonomik, kültürel reformlar yapılabilir.
9- ‘İçi yanlış doldurulmuş’ formüllerden de kaçınmak gerekir. Örneğin ‘Bask ve Katalan bölgelerine 1979’da özerklik tanınması ile başlayan İspanyol modeli’ söylemi, mutlaka kaçınılması gereken, bizi hiç bir yere götürmesi mümkün olmayan bir içi boş bir formüldür
10- Türkiye’de hem anayasal, hem yasal düzeyde, hiç bir etnik ya da dini kitleyi hedef almadan, salt ‘hukuksal’ boyuttta ve ‘yurttaşların eşitliğini, kültürel ve ekonomik dahil anayasal haklarını güvence altına alacak değişikliklerin neler olacağı ve özellikle ‘bunların güvenceleri’ hususunda, öneriler paketi hazırlanması ve bunun tartışmaya açılması gereklidir.