SOSYAL DEMOKRASİNİN GELECEĞİ...(2)

  • Sosyal demokrasiyi özgün bir ideoloji yapan en önemli nitelik, eşitlik ve özgürlük ilkelerini eşdeğer görmesidir.
  • Türkiye'nin devrimci geçmişinin ve cumhuriyetinin sosyal demokrasiyle
    çeliştiği iddiaları çok yanlış...
  • Sol, geçmişten güç alır. Ama geleceğini sadece geçmişte arayamaz. Geriye baka baka ileriye doğru yürünemez.
  • Sosyal demokrasinin bütünlüğü, ancak ideolojik-siyasal bir zeminde tasarlanmışsa, belirli ilkelerin ve programın doğrultusunda oluşmuşsa, somut hedefler ortaya konabilmişse, gerçekleşme imkânı bulabilir.
    'Liderler birbiriyle anlaştı'dan ibaret birleşmeler, 'elmalarla, armutların toplamı' olan beraberlikler, takatsiz ve sonuçsuz kalmaya mahkûmdur, geçmiş örneklerde yaşandığı gibi...
    Solun bütünleşme projesine katkı olabilecek yaklaşımlar, Türkiye'nin geleceğine dönük siyasal duruşu ortaya koymalıdır; buradan hareket-
    le, ilkeleri saptamalıdır. Nihayet, topluma hedef gösterebilmelidir. Yenileşme ve bütünleşme süreci, böyle bir zeminde ve böyle bir programın tartışmaları içinde oluşursa, sonuca ulaşır, sağlıklı ve kalıcı olur. Bu an-layışla, Türkiye'de sosyal demokrat hareketin ideolojik, siyasal duruşuna, ilkelerine ve hedeflerine ilişkin bazı düşünceleri değerlendirmeye sunmak istiyorum:
    BİRBİRİNİ BESLEYEN İLKELELER

  • Sosyal demokrasiyi özgün bir ideoloji yapan, onu diğer ideolojilerden farklı kılan nitelik, 'eşitlik' ve 'özgürlük' ideallerini birlikte ve eşdeğerde görmesidir. Genel olarak sosyal demokrasinin 'farklılığı',
    'önceliği' ve 'duyarlılığı', 'eşitlik ve özgürlüğün bütünlüğü' anlayışıdır.
    Sosyal demokrasi, toplumların ve bireylerin, özgür olmadıkça eşit olamayacakları, eşit olmadıkça, özgür olamayacakları inancıdır. Yani, 'ya biri, ya öteki, önce biri sonra öteki' değil: Hem özgürlük, hem eşitlik. Ağırlık ve önceliği eşitliğe verip özgürlüğü görmezden gelen komünizmden ya da ağırlık ve önceliği özgürlüğe tanıyıp eşitliği göz ardı eden liberalizmden sosyal demokrasiyi ayıran temel nitelik, budur. Bu anlayış, sosyal demokrasinin her konuda geçerli olan temel yaklaşımıdır.
    Farkımızı ortaya çıkaralım
  • Sol, elbette cumhuriyetçiliktir, hızlı ekonomik gelişmedir, yenileşmedir. Ancak, sola özgün kimliğini ve özgün gücünü sağlayan temel özellik, başka siyasetlerin zaten yaptığını onlar kadar, hatta onlardan daha iyi yapabilmek değildir. Bizim farkımız, başkalarının kendi sosyal özellikleri nedeniyle yapamayacak olduklarını, sosyal demokrasinin, kendi sosyal ve siyasal özellikleri nedeniyle yapabilir olmasıdır. Elbette üretim daha fazla artırılacaktır, desteklenecektir, elbette enflasyonla mücadele edilecektir, vb. Ama bunları, başka siyasetler de belli ölçüde yapar. Bizim öncelikli işlevimiz, onların yapmadığı ve yapamayacağını gerçekleştirmektir: Fırsat eşitliği, eğitimde eşitlik gibi...
    Öncelik dar ve orta gelirlide
    Onların asla kaynak ayırmadıkları ve başka hedefleri nedeniyle ayıramayacakları alanlarda, bizim yaratıcı, üretici, başarılı olmamız gerekir: Kitle sağlığı, çalışanların kendi mesleğinde yükselme imkânı, sosyal hakların yaygınlaşması, sosyal adaletin bir hayat tarzı olması gibi... Başka bir deyişle, bizim asıl farklılaşmamız, sosyal ve ekonomik alanda 'eşitliğin', 'sosyal adaletin', öncelikle 'emeğin, bilimin, gelişmenin, geleceğin, gençliğin' sözcüsü olmamızdır; bu kimliğimiz doğrultusunda ürettiğimiz çözümlerdir.
  • Sosyal demokrasi, toplumun tümüne refah ve adalet getiren, ancak dar ve orta gelir kesimlerinin sorunlarına öncelik veren siyasettir. Kendini ve yaptığı işi geliştirmek isteyen bireylere, daha çok okumak, çalışmak isteyenlere, gençlere, kadınlara destektir. Halk kitlelerinin yararlarını öncelikle temsil eden siyasettir.
    ÖZGÜRLÜKLERE SAHİP ÇIKMAK...
  • Sol, 'sadece' bir üretim ve paylaşım sistemi değildir. Aynı zamanda, bir felsefe, inanç, ahlak, kültür, ideal bütünüdür. İnsanlar, değişik saiklerle (dürtülerle) sosyal demokrasiyi benimseyebilir: Solculuk, sınıfsal ve ekonomik beklentilerle yapılabilen bir tercih olduğu gibi, öncelikle barışı, özgürlüğü, demokrasiyi, çağdaşlığı amaçlayanların da idealidir. Sosyal demokrasi, solculuğunun kaynağı öncelikle vicdanlarında, gönüllerinde olanların da siyasetidir. Sosyal demokrasi, dinsel inancındaki
    kardeşlik, eşitlik, adalet özünün siyasetteki uzantısını solculukta görenlerin de siyasal hareketidir. Her şeyden çok cumhuriyetçiliğe, çağı paylaşmaya, laikliğe öncelik tanıyanların da siyaseti, sosyal demokrasidir.
    Bireyin yaptığı sol tercihinin bu saiklerin herhangi birinden öncelikle kaynaklanmış olması, kişiye ayrıcalık getirmez.
  • Sosyal demokrasinin 'özgürlük' anlayışında, 'benim özgürlüğüm, senin özgürlüğün' gibi bir ayrım olamaz; bazı özgürlükler 'bize ait, bizim sahiplendiklerimiz', değerleri ise 'bizim ilgilenmediklerimiz, başkalarının
    sorunu' şeklinde nitelenemez. Siyasal özgürlükler, bireysel özgürlükler, kültürel özgürlükler, dinsel özgürlükler, sendikal özgürlükler, vb. Bunların her biri, sosyal demokratların kendi özgürlüğüdür; sosyal demokrasi bunların tümüne birlikte sahip çıkar; başkaları için değil, başkasına saygı olsun diye değil, kendisi için sahip çıkar; özgürlüklerin arasında ayrım, sıralama yapmaz. Sosyal demokrasinin, ya da birçok Batı ülkesindeki eşanlamlı tanımıyla demokratik sosyalizmin bu özgürlük anlayışını, Türkiye'de solun benimsemekte zorluk çekmesi, onun toplumla birlikteliğine zarar vermiş, 'çifte standart' uyguladığı izlenimine yol açabilmiştir. Yenileşen solun gündemindeki başlıca maddelerden biri bu olmalıdır.
    Uzlaşma ortamı gerekli
  • Sosyal demokrasi, toplumun iç dünyasıyla gönül bağlarını yeniden kuracaktır. Solun geçmişteki bir eksiği de, toplumun kültür hassasiyetlerinden ve farklı birikimlerinden beslenemeyişidir. Sosyal-tarihsel bir kopukluk ve hafıza yetmezliği bazen dikkati çekmektedir. Geçmişe dönük derinliğin olmayışı, geleceğin ufkunu daraltmıştır. Sol, kendini, kendi toplumunun iç dünyasıyla, tarihiyle, bizim toplumumuza özgü bütün olumlu imajlarla, sembollerle, kahramanlarla da bütünlemelidir.
  • Yenileşen sol, demokrasinin bir 'farklılaşma özgürlüğü', bir 'özgürce mücadele ve uygarca uzlaşma' ortamı olduğu gerçeğini vurgulamalıdır; özgürlüklerin, beraberinde sorumluluklar getirdiğini anlatmalıdır. Sınıfsal ve sosyal sorunlardan bölgesel sorunlara kadar, tüm sorunlar bu anlayışla, Türkiye'nin ve toplumun 'demokratik farklılaşmalar içinde bütünlüğü' anlayışıyla çözümlenebilir.
    GEÇMİŞİN VE GELECEĞİN SENTEZİ
  • Solun önerdiği ve özlediği Türkiye, geçmişindeki insanlara, doğrulara, başarılara sahip çıkan, onlardan güç alan bir Türkiye'dir. Cumhuriyetçilik, laiklik, bağımsızlık, çağdaşlık gibi temel tercihlerimize elbette sürdürmekteyiz. Solun ilericilik, değişimcilik, yenilikçilik gibi evrensel özelliklerinin Türkiye gerçeğindeki başlıca kaynağı, tarihimizdeki
    ilerici akımlar, Kuvayı Milliye, milli mücadele ve cumhuriyet atılımlarıdır. Bu, Türkiye'nin gelişme sürecine özgü bir durumdur.
    İdeolojik ve siyasal kaynaklarımız arasında, sosyal demokrasinin evrensel öğretisinin, her ülkede ve ortamda geçerli ideolojisinin hemen yanı başında, Türk devriminin özgün devrimciliğini görmekteyiz. Gelişmemize hız katan oluşumları ve kazanımları, sol kimliğimizin bir parçası olarak taşımaktayız. Geçmişimizdeki ilerici, devrimci özelikler ile solculuğumuz arasında çelişki değil, devamlılık görmekteyiz.
    Geçmişe takılıp kalınmasın
  • Sosyal demokrasi ile, Türkiye'nin ilerici geçmişi, cumhuriyetçiliği arasında aşılamaz çelişkiler bulunduğu, bunların çözümünün günümüzde başlıca bir sorun olduğu düşüncelerine katılmıyorum. Bu konuları, 1980'ler ve 1990'larda yayımlanmış dört kitabımda, 'Sosyal Demokrasi, Engeller ve Çözümler'; 'Sosyal Demokrasi Nedir, Ne Değildir, 'Yeni Sol' ve 'Soldaki Arayış'da ayrıntılarıyla incelemiştim. Vardığım sonuç, ortada sanıldığı gibi ürkütücü bir teorik çıkmaz olmadığıydı, adeta zorlamayla teorik sorun yaratılmaması gereğiydi, teorik sorunların asıl başka alanlarda yattığıydı.
    Farklı dönemlerin, farklı koşulların farklı ilericilik anlayışları arasında ille de zıtlaşma arayıp, zıtlaşma yaratmak gerekmez. Aksine, hedefler ve doğrultular arasında olabilecek benzeşmelerden güç almalı. Nitekim, geçmişin devrimciliği ile sosyal demokrasi arasında varsayılan çelişkilerin doğru teorik çözümü siyasette de dikkat çekmektedir; CHP, DSP ve YTP'nin parti programlarında bu çözüm gerçekleştirilmiştir.
  • Türkiye'nin geçmişine ait güç dengelerinin ve yapılanmaların üzerinde 21. yüzyılın solu inşa edilemez. Sosyal demokrasi, merkeziyetçi ve bürokratik bir devlet solculuğuna özgü tercihlerin, eğilimlerin uzantısı
    olamaz. Sosyal demokrasi, klasik radikal tezlerin 'daha sol, daha az sol; daha demokrat, daha az demokrat' alternatifleri arasına sıkıştırılamaz. Bu anlayışlara özgü, halka tepeden bakan, ideolojiden kaçınan, 'seçkinci'
    olan, bazen yasakçı olabilen, son tahlilde tutucu yaklaşımlardan uzak durulması gerekir. Sağın tarih sahnesindeki çoğulcu ve demokrat alternatifi, karşıtı, bürokratik devlet solculuğu, merkeziyetçilik değildir; sosyal demokrasidir. Yenileşen sol, sosyal demokrasinin demokrat ve çoğulcu, özgürlükçü özünün bilincinde olmalıdır. Günümüzün solu, kendi geçmişinden güç alır. Ama kendi geleceğini sadece geçmişinde arayamaz. Geriye baka baka ileriye yürünemez. Yenileşen sol, toplumu dönüştürmenin
    adayıdır. Türkiye'nin yenileşme dinamiklerini yakalamak, kendi inançları doğrultusunda onları biçimlemek iddiasındadır. Bütünleşen solun bir işlevi de, geçmişin güzel, doğru özelliklerini, çağın gerçeklerinde ve solun ilkeleri doğrultusunda yenilemektir.
  • Türkiye'nin sol birikimi, tarihsel yenileşme akımlarının son halkasıdır. Sol birikimlerin kaynağında ve geleneğinde, 18. ve 19. yüzyılların yenileşme hareketleri de vardır; Cumhuriyet yenileşmesi, devrimler, demokrasi dönüşümü, çağdaş kurumların oluşumu, sosyal hakların gerçekleşmesi de... Bütünleşen sol, Türkiye'de sürekli bir yenileşmenin, çağdaşlaşmanın, değişimin ifadesi olacaktır.
    Statik korumacılığa son
  • Atatürk'ün yenileşme anlayışı, 'statik' değil, 'dinamik' bir kavramdır; ucu açık bir süreçtir. Cumhuriyetimizin temellerini oluşturan devrimleri, laiklik, çağdaşlık, bütünlük, bağımsızlık anlayışlarını, statik bir 'korumacılığın' ötesinde düşünmek gerekir. Onları güçlendirmek ve geliştirmek, bu işlevin öncülüğünü yapmak, yenileşen solun önde gelen görevidir.
  • Aynen Batı emperyalizmine karşı savaş meydanlarından çıkıp gelen Cumhuriyet öncülerinin, Batı'nın temsil ettiği uygarlığın doğru özelliklerini de Türkiye'de gerçekleştirmek işlevini üstlenmeleri gibi, günümüzün Türkiyesi, 'ulusal' ve 'evrensel' arasında ileri sentezler kurabilmelidir. Yenileşen sol, sosyal demokrasinin evrensel ilkeleriyle Türkiye gerçeklerinin birlikteliği olmalıdır.
    ---------------------
    YARIN: Devlet, demokrasi, eğitim