SOSYAL DEMOKRASİNİN GELECEĞİ...(3)

Sosyal demokratların yenileşerek bütünleşmesini tartıştığımız şu günlerde, Türkiye bizden ne bekliyor, insanlar bizden ne istiyor?

Hedef yenileşmek olmalı
Sosyal demokratların yenileşerek bütünleşmesini tartıştığımız şu günlerde, Türkiye bizden ne bekliyor, insanlar bizden ne istiyor? Bu sorunun cevabını arayarak, bu cevaptan yola çıkarak sosyal demokrasinin yenileşme ve bütünleşme projesinin taslağı geliştirilebilir. İnsanlar, siyasetçiden, iktidarlardan ne bekliyor?
1) Öncelikle çocukları için, gençleri için, herkes için fırsat eşitliği istiyor; çocuklarının daha iyi eğitilmesini, hayat yarışına eşit başlamasını talep ediyor.
2) Çalışabilir olanlar, iş imkânı bekliyor.
3) İhtiyacı olanlar, sosyal güvenlik talep ediyor.
4) İmtiyazların son bulmasını istiyor.
5) Özgürlük ve demokrasi istiyor, 'temiz' bir yönetim, iç barış
istiyor.
6) İlerlemek, büyümek, kendini ve işini geliştirmek, ekonomik gelişmeden pay almak istiyor.
7) Çağı gönlünce yaşamak, kendi hayat tarzının güvenlikte olmasını istiyor.
'Yedi özlem'
Toplumun bu talepleri son derece haklı, önemli ve açık: Türkiye'nin tüm sorunları, bu yedi maddede özetleniyor; Türkiye'nin tüm çözümleri, sonuçta, bu yedi özlemin karşılanması için üretiliyor.
'Yedi özlem'de somutlaşan karmaşık sorunların çözümü amacıyla, bilinciyle ve yeteneğiyle solun bütünleşmesi, bir anlam ve etkinlik taşır: Sol, halkın taleplerinin takipçisi olmak için, bütünleşiyor.
İnsanların ekmeğini büyütmek için; çocuklarını daha iyi okutmak için; demokrasiyi geliştirmek, ekonomiyi büyütmek için; Türkiye'nin, Cumhuriyet'in esenliği ve güvenliği için; solun yenileşmesi ve bütünleşmesi gerekiyor.
YENİLEŞMENİN DOĞRU TANIMI...
Günümüz Türkiyesi'nde solun iktidar alternatifi olmaktan 'neden' çıktığını, doğru irdelemek gerekir. Sorunlar da, çözümler de bu sualin cevabında yatıyor. Hemen belirtelim, sol, sol olmaktan uzaklaştığı için iktidar alternatifi olma gücünü kaybetti. Kendini, kendi doğrultusunda yenileyemediği için... Dünyanın ve Türkiye'nin yeni sorunlarına, geçmişin tozlu raflarından indirdiği eski reçetelerle çözüm aradığı için... Sağ partilerle benzeşmeyi 'yenileşme' sandığı için... Çalışkan, yaratıcı, düzenleyici olamadığı için... Bölünmüşlüğünü geride bırakamadığı için...
Temel ilkeleri korumak
Sosyal demokrat hareket, kendini yenileyebilmeli ve aşabilmelidir. Bunun yöntemi, sosyal demokrasinin temel ilkelerini aynen korurken, 'eşitlik',
'özgürlük', 'dayanışma', 'sorumluluk', 'akılcılık', 'adalet ve verimlilik duyarlığı olan ekonomik gelişme', 'cumhuriyetçilik' gibi temel tercihlerine
aynen sahip çıkmalıdır; mesele, bunları hayata geçirecek yöntemlerini, ekonomik, siyasal, organizasyonel 'araçlarını' yenileştirmesi, teknolojiye ve çağa, değişime uyarlamasıdır. Bütünleşen sol, 'temel tercihlerde süreklilik, yöntemlerde yenileşme' olmalıdır. (Oysa son dönemin solculuğu, ilkelerinde olabildiğince gevşek davranmanın, yöntemlerinde ise tutucu olmanın örneklerini verebilmiştir.) Solun yenileşmesi, kendini sol yapan temel ilkelerden, ideallerden uzaklaşmak değildir. Bu ideallere, örneğin, özgürlük ve eşitlik ideallerine ya da refahın artması ve yaygınlaşması hedefine, çağın, toplumun, teknolojinin değişimiyle uyumlu yeni anlayışlarla ulaşmaktır, solun yenileşmesi...
Siyasette farklılaşma, öncelikler ve tercihler sıralamasından kaynaklanır. Sosyal demokrasinin önceliği ve tercihi, toplumun tümüne esenlik getirmeyi amaçlarken, öncelikle büyük kitlelerin, dar gelirlilerin, ilerlemek, gelişmek isteyenlerin, eşitliğe ve özgürlüğe, yeniliğe ve değişime en fazla ihtiyaç duyanların yararını savunmaktır; öncelikle onların temsilcisi olmaktır.
Burada göz ardı edilmemesi gereken en önemli noktalardan biri şudur: Sosyal demokrasi, 'emek' ile 'sermaye' taraflarından birini karşısına alıp ona haksızlık yapan, adaletsiz davranan, onu hasım belleyen bir karşıtlığın ifadesi değildir. Kendi işlevini toplumun sadece bir kesitini gözetmekle sınırlı tutan bir siyaset de değildir. Ama sosyal demokrasi,
'tarafsız hakem' de değildir: Sosyal demokrasinin önceliği, değişim ve yenileşme arayışındaki, özgürlük ve eşitlik ihtiyacındaki toplum kesitleridir, dar gelirliler, büyük kitlelerdir.
Sol özgün olmalı
Sosyal demokrat partiler, sağla benzeşmeye çalıştıkları için değil, sağla ayrışma noktalarındaki haklılıklarını topluma kanıtlayabildikleri için iktidar oluyor ve iktidarda kalmayı sürdürebiliyor. Bu özelliklerini kaybedip, İngiltere'deki Tony Blair örneği gibi sağın en gerici, emperyalist siyasetlerine alet olanlar ise, hızla toplum desteğini yitiriyor. Türk solunun sorunu, sağa özenmek değildir; daha az, daha çok solcu olmak da değildir. Sorun, doğru dürüst, ciddi, akılcı ve tutarlı bir sol olabilmektir.
SOSYAL DEMOKRASİ VE EKONOMİ

  • Solun temel iddiası, ekonomiyi hızla geliştirmek ve bu gelişmenin ürünlerini topluma hakça paylaştırmaktır. Bizim solumuz bu temel iddiasına yabancılaşmıştır; ekonomiyi büyütmek işlevinden kendi zihninde uzaklaşmış, bu işlevi zımnen, hatta açıkça sağa terk etmiştir. Sol, paylaşım tezlerini de ancak utangaç bir üslupla ve nadiren dile getirebilmiş, kendini sa-dece insan hakları, demokrasi ve cumhuriyetçilik sorunlarından görevli kılmıştır. Yenileşen sol, insan haklarının, demokrasinin, cumhuriyetin adaletli, paylaşımın yanı sıra ve bunlardaki iddiası ölçüsünde iddialı olarak, ekonomik büyüme hedefinin de takipçisi ve gerçekleştiricisi olacaktır.
    Değişmeyen eleştiri
  • Türkiye'de -hatta bazen dünyada solun en fazla eleştirildiği bir konu, eşitlik ve adalet ideallerini ısrarla izlerken, 'verimlilik/etkinlik'
    boyutlarını göz ardı etmesi... Yenileşen sol, '...sosyal adalet kaygısı ve demokrasi özeniyle çerçevelenmiş' verimlilik/etkinlik amacını, ekonominin temel parametresi olarak getiriyor; ekonomi politikalarını, bu parametrenin
    bir işlevi olarak niteliyor, ona endeksliyor... Mesele, yeni teknolojilerin, yeni dengelerin sonuçlarına 'teslim olmak' yerine, ya da, yeni teknolojileri, yeni dengeleri yok sayarak onlara 'mağlup olmak' yerine, bu yeni teknolojilere ve bu yeni dengelere toplum adına egemen olmak ve onlara yön vermektir.
  • Ekonomiyi canlandıracak somut öneriler ve sosyal adaleti yaygınlaştıracak projeler birlikte öngörülüp sunulmalıdır. Bu bağlamda, sanayinin temel enerji girdilerine destek verilmesi, küçük ve orta ölçekli yatırımların desteklenmesi, emeğin ve girişimin ödediği çok yüksek vergilere küçük de olsa bir düşüş getirilmesi, işçi, köylü, memur ailelerinin çocuklarına özel yüksek eğitim bursu sağlanması, tarımda,
    'aile temelinde' destekleme sisteminin pilot projelerde uygulanması, sosyal amaçlı toprak reformu, orman köylüsünün ormanlar üzerinde hak sahibi olacağı pilot uygulamaların denenmesi öngörülebilir. Ekonominin canlanmasının ve sosyal adalet projelerinin kaynak ihtiyacı, bir bölümüyle, taşınmaz malların, özellikle büyük arazilerin, arsaların spekülatif değer artışından alınacak gerçekçi vergilerle karşılanabilir.
    Öncelik tabanın
  • Ekonomideki yeniden düzenleme, 'piramidin' zirvesinden değil,
    'tabanından' başlamalıdır. Ekonominin en temel birimine, yani, ekonomik piramidin tabanı olan işçilere, çiftçilere, dağınık, organizasyondan yoksun, unutulmuş küçük ve orta girişimcilere, esnaf, memur, emekliye öncelik tanınmalıdır. '...Tepedeki birkaç kuruluşa kazandıralım, damla damla aşağıya süzülür' politikalarına inanmıyoruz. Tasarruf imkânı ve alım gücü yükselen emek dünyası ve üretime katkısı artan küçük ve orta boy işletmeler, birlikte ve hızlı gelişmenin, tasarrufun, istihdamın başlıca dinamiği olacaktır.
  • Ekonomideki büyük tercihlerin oluşumuna, hükümetin yanısıra mutlaka ekonomi kümelerinin, işçi-memur sendikalarının, sanayi ve ticaretin, esnafın ve tarımın, işçi ve işverenin temsilcileri katılmalıdır. Sanayileşmenin önceliği sağlanmalıdır. Devletin ekonomi politikaları, verimlilik ve sosyal adalet hassasiyetlerinin birlikteliğiyle yeni baştan düzenlenmelidir. Bu bağlamda, yeni açılacak işyerleri, küçük ve orta boy işletmelerin yatırımları, istihdam yaratan büyüme desteklenmelidir.
    Örnekleri var
    İki noktayı belirterek tamamlamak istiyorum: Sosyal demokrat iktidarlar, birçok ülkede hem sosyal adaleti hem de üretim artışı ve büyümeyi birlikte gerçekleştirmiştir. İsveç, Fransa, İngiltere, İspanya, Hollanda ve Yunanistan'ın son sol hükümetleri, Avrupa sosyal demokrasisinin uzak akrabası ABD Demokratlarının Clinton dönemi, ekonomik başarı örnekleri verebilmiştir. İkincisi, 'tek bir ekonomi sistemi vardır, o da, sermayenin kayıtsız, şartsız egemenliğidir' varsayımları, doğru değildir.
    Her hükümetin veya her partinin 'mahkûm olduğu', !uygulamak zorunda kalacağı' tek bir sistem yoktur. Elbette teknolojinin, verimliliğin, çağın gerçeklerinin gerekleri göz ardı edilmeksizin, ama ekonominin son tahlilde büyük siyasal dengelerde oluştuğunun da bilinciyle davranmak gerekir. Önceki Nobel İktisat Ödülü'nün sahibi ABD'li iktisatçı Stieglitz'in belirttiği gibi, '...Günümüzde alternatifsiz diye sunulan liberal modelin alternetifi tabii ki vardır. Alternatifsizlik, alternatiften çekinenlerin zihinlerindedir...'


    SOSYAL DEMOKRASİ, DEVLET VE DEMOKRASİ
  • Bütünleşen sol, kimliği ve önerileriyle, sembolleri ve siyasetleriyle Türkiye'nin çağa açılan, Türkiye'nin geleceğe dönük yüzü, umudu olmalıdır. Eskiye ait kavgaların ve kavgacılığın çağrışımını değil, kararlılığın gücünü getirmelidir. Türkiye'nin, cumhuriyetin ve solun temel değerlerini sadece korumakla değil, aynı zamanda geliştirmekle kendini yükümlü görmelidir.
  • Sosyal demokrasi, 'devletin', yani, bürokratik olsun ya da özel olsun, güçlülerin öncelikli siyaseti değildir. Güçlüler kesiminin ifadesi olan 'devlet' anlayışlarını temsil etmek gibi bir işlevi yoktur. Sosyal demokrasi, hiçbir toplum kesitini hasım olarak görmez, bazı ideallerinde, ilkelerinde, bürokrasinin ve büyük özel sermayenin güçlü kesitleriyle örtüşür (çağdaşlık, gelişme, akılcılık, cumhuriyetçilik, vb.). Ama sosyal demokrasi, öncelikle, toplumsal ve ekonomik gelişmeden payını alamamış, katkısını getirememiş, bu çabasında engellenmiş, haksızlığa uğratılmış olanların siyasetidir. Avrupa'nın her ülkesinde bu böyledir, Türkiye'de de böyle olmalıdır. Sosyal demokrasi, CHP'nin 1972'de büyük mücadeleler vererek tarihe terk ettiği bir anlayıştan, 21. yüzyılda medet umamaz.
    Yeni bir projeye ihtiyaç var
  • Türkiye'nin yeni bir demokrasi projesine ihtiyacı var. Bu proje, eşitlik ve özgürlük ideallerinin bütünlüğü anlayışıyla, bu anlayışı tamamlayan verimlilik ve sorumluluk kaygıları dikkate alınarak hazırlanmalıdır. Yenileşen sol, çağdaş demokrasinin tüm hak ve hukukunun Türkiye'de gerçekleşmesi amacıyla, büyük toplantılardan bilimsel panellere, meclis kürsüsünden sivil toplum kuruluşlarına kadar her platformda yaygın bir kampanyayı ilk iş olarak başlatmalıdır. Düşünce özgürlüğü, memurların sendikal hakları, ekonomik demokrasinin ve işçi haklarının gelişimi, Anayasa'nın yasakların tarifi olmaktan çıkarılarak özgürlüklerin tarifine dönüşmesi, bütünleşen solun üzerine vazifedir.
  • Yenileşen solun özlediği ve önerdiği yeni Türkiye modelinde, 'sivil toplum' öncelikli bir yere sahip; bir bakıma, yeni Türkiye'nin sosyal dokusunu 'sivil toplum' anlayışı örüyor: Meslek kuruluşları, dernekler, belediyeler, işçi-işveren kurumları, 'dayanışma' ve 'güzelleştirme' dernekleri, her tür yurttaş beraberlikleri hem özendiriliyor, hem de işlevsel kılınıyor. Solun en önemli özelliği, yeni Türkiyeyi 'sivil toplum' ekseninde oluşturması; toplumun ve bireyin katılımını, denetimini ve dinamizmini her alana, her düzeye getirmekte olması...
  • Seçimlerde partilerin ve adayların harcamaları -birçok ülkede olduğu gibi- sınırlanmalı ve denetlenmelidir. Siyasette yükselmek, paralıların imtiyazı olmayacak ve birikim, bilgi, emek ölçüleri objektif esaslarla öne çıkarılacaktır. Partinin tüzüğü ve mekanizmaları, her üyeye fırsat eşitliği tanımak özelliğinde yeniden düzenlenecektir.
    Bu bağlamda, konumları ve çalışma düzenleri nedeniyle daha olumsuz koşullarda siyaset yapan ve siyasi partiler içindeki yükselme imkânları bu nedenle sınırlı olan kadın, işçi ve memur üyelerine sosyal demokrasi ayrıcalık tanıyacaktır.
    ----------------------
    YARIN: Solun sosyolojik tabanına ne oldu?