SOSYAL DEMOKRASİNİN GELECEĞİ...(6)

İnsanların bir zamanlar idealleri vardı... Sabahlara kadar tartıştıkları iddiaları, uğruna çok şey feda ettikleri inançları vardı...

Hayalleri olmayan solcu olamaz
İnsanların bir zamanlar idealleri vardı... Sabahlara kadar tartıştıkları iddiaları, uğruna çok şey feda ettikleri inançları vardı... Sonra, 'boşvermenin kültürü' egemenliğini ilan etti. Hayatın, 'ağlamaya değmeyeceğine' karar kılındı.
Gerçekten, ne oldu insanların idealerine, hayallerine, rüyalarına? Nerede kaldı tutkular, öfkeler, coşkular? İnsanın ruhu hangi boşluklarda kayboldu? İnançlar, idealler, iddialar, insanlığın artık geride bıraktığı bir döneme mi ait ? Eskimiş, modası geçmiş, işlevini tamamlamış, süresini doldurmuş kavramlar mı? Öyle ise, insandan geriye kalan ne?
İnsanın, insan olmanın tadına varabilmesi için, inançlarına, ideallerine, iddialarına, rüyalarına, özveride bulunmaya ihtiyacı var. Başkaları için değil, kendi bireysel esenliği için buna ihtiyacı var. Günümüzün, hatta çağımızın en yaygın mutsuzluk kaynağı burada: İnsanın, ancak 'kendinden vererek' ulaşabileceği bir mutluluğa, onu hep 'kendine almaya' şartlayan, alıştıran bir ortamda ulaşmasının zorluğu... Bunlar, sosyal demokrasinin kendini toparlayıp gelişmesinde çok önemli etkenler, hatta engeller... Çünkü, siyaset, hele sol siyaset, elbette ideolojidir, teoridir, söylemdir, örgüttür, mücadeledir... Ama belki hepsinden fazla, idealdir, inançtır, uğrunda her şeyin feda edilebildiği bir tutkudur. 1960'ların Latin Amerikası'ndaki bir slogana göre 'Hayalleri olmayanlar, solcu olamaz...'
TOPLUMA HEDEF GÖSTERMEK...
Sosyal demokrasinin yenileşmesi, heyecan yaratmasına bağlıdır. Bütünleşen solun misyonu, sosyal demokrasinin düzenini kurmaktır. Temel yöntem, sosyal demokrasinin kendi sol ve demokrat özü doğrultusunda kendini yenilemesi ve Türkiye'yi yenileştirmesidir.
Günümüzün geçerlilikteki düzeni, eğitimsizliğin, işsizliğin, eşitsizliğin düzenidir. Ekonomik ve siyasal ahlaksızlığın, kirlenmiş siyasetin, satın alınmış beyinlerin, anlayış ve sevgi fukaralığının düzenidir; işsiz ve evsiz insanların, topraksız köylülerin, eğitimsiz çocukların acılarına yabancılaşmaktır.
Sağlaşan ve sığlaşan bir Türkiye ortamındayız. İnsani değerlerden, ahlak ölçülerine, yönetim özelliklerinden, ekonomik kararlara, siyasal eğilimlere kadar, sağlaşma ve sığlaşma egemendir. Solun yenileşmesi, bir başkaldırının ifadesidir: Dürüstlüğün, akılcılığın, cumhuriyetçiliğin, verimliliğin, barışın, fırsat eşitliğinin, sosyal adaletin, kısaca, sosyal demokrasinin düzenini kurmak iradesidir. Soldaki yenileşmenin anlamı, iddiası, misyonu budur.
Sosyal demokrasi, toplumun önüne bir 'tercih' getiriyor, toplumdan,
'seçimini yapmasını' istiyor: Tercih, hepimizin 'ortak yararları' ile, bazılarının 'çok özel imtiyazları' arasındadır.
Topluma sunduğumuz tercih, inançlı ve iddialı olmakla, sıradan, vasat, olmak arasındadır. Haksızlıklara, hırsızlıklara, eşitsizliklere
'başkaldırı' ile, 'teslimiyet' arasındaki tercihtir.
Tercih, yepyeni ufuklara doğru 'değişim' ile, acımasız ve ahlaksız bir 'statüko' arasındaki tercihtir. Halkımızın önüne, 'ortak yararların',
'büyüklüğün', 'gelişmenin', 'inancın', 'haksızlığa başkaldırının',
'değişimin' tercihini getirmekteyiz. Bu tercihi yaratmak ve topluma sunmak için, sosyal demokrasi yenileşmektedir. Türkiye'nin, toplumun ve bireyin üzerine serpilmiş ölü toprağını atmak için, sol bütünleşmelidir.
'ÇAĞDAŞ ÇOĞUNLUĞUN' HEDEFLERİNİ SAPTAMAK...
Günümüzün Türkiyesi'nde, her şeyi kabullenen, tevekkülle baş eğen, gelene 'ağam', geçene 'paşam', diyebilen, üç kuruş menfaat için yön ve kimlik değiştiren, kişiliksiz bir görünüm sergilenmekte. Rahmetli Mehmet Ali Aybar'ın deyişiyle, '...amudi fıkarisi (belkemiği) olmayan' bir topluma dönüşmekteyiz.
Ancak yenileşmiş, güçlenmiş, bütünleşen bir sosyal demokrasi böyle bir beraberliğin örgüsünü örebilir ve öncülüğünü yapabilir.
Böyle bir beraberliğin üzerinde birleşeceği bazı amaçlar şunlar olabilir:
Hedef 1: KENDİSİYLE BARIŞIK BİR TÜRKİYE-
Solun özlediği ve önerdiği Türkiye'de, 'cumhuriyetçilik', 'demokrasi',
'insan hakları', 'çağı paylaşmak', 'sosyal adalet', 'laiklik', 'dürüstlük',
'gelişme' anlayışları çevresinde bütünleşmiş bir toplum oluşturmak. Toplumu meydana getiren tüm unsurların, inanç ve kimlik özelliklerinin, siyaset tercihlerinin, kendi 'demokratik farklılaşmaları içindeki bütünlüğü' anlayışını öne çıkarmak...
Hedef 2: ÖZGÜRLEŞEN BİR TÜRKİYE-
Anayasa'da ve yasalarda, çağdaş, çoğulcu demokrasilerin tüm özelliklerinin yer alması; demokrasinin bir hayat tarzına dönüşmesi. Yasakları tarif eden anayasadan, özgürlükleri tarif eden anayasaya geçiş. 'Sıradan yurttaşın', sivil toplum kuruluşları aracılığıyla etkin olması, devleti paylaşması. Bireyin, devletin antidemokratik vesayetinden çıkması...
Hedef 3: AKILCI, VERİMLİ, BÜYÜYEN BİR TÜRKİYE-
Daha fazla üreten, büyüyen, iş yaratan, dünya rekabetinde yeri olan, ürünlerini ve oluşan değerleri daha eşitlikli paylaştıran, verimli bir ekonomik yapı. Büyük ekonomik hedeflerin ve stratejilerin, 'hükümet, işçi sendikaları, işveren kuruluşları'nın ortak platformunda oluşturulması. Girişimin her ölçekte desteklenmesi. Sadece var olanı adil paylaşmak değil, paylaşılacak olanı büyütmek...
Hedef 4: EŞİTLİK VE ADALET-
Öncelikle hayata eşit başlayabilmek, eğitimde eşit fırsatı topluma sunmak; ihtiyacı olan öğrenciye, eğitim süreci sonrasında ödenmesine başlamak üzere kredi vermek; çağdaş hayat düzeyininin asgari koşullarını herkes için sağlamak; yeniden üretmenin gereklerini göz ardı etmeyen bir eşitlik anlayışıyla, bilginin ve emeğin en yüce değer olduğu bilinciyle, devleti, bütçe ve vergi politikalarını yeniden düzenlemek.
Hedef 5: YENİLEŞEN BİR TÜRKİYE-
Sol, bir 'yenileşme iddiasını' topluma sunuyor: '...Anlayışlardan, ihale mevzuatından, ilkokulların ezberci müfredatından, profesyonel futbol yönetmeliğine kadar', her alanda, yenileşmek... Solun önerileri, mevcut düzenin köhneliğine, kaderciliğine bir başkaldırı özelliği taşıyor. Türkiye, mevcut geriliklere ve eşitsizliklere, mevcut verimsizliğe teslim olmayacaktır. Her şeyin daha güzele doğru değişebileceğinin çağrısını, bütünleşen sol getiriyor. Devletin, yönetimin, siyasetin yenileşmesi... Türkiyeyi yenileştirmeye, en belirleyici kurumdan, parlamentodan başlanması... Parlamentonun, düsünce ve çözüm üretmesi, toplumsal sentezin ifadesi olması, buna göre çalışmalarını, düzenini şekillendirmesi... Eğitimin, anlayışlarıyla, yöntemleriyle, kurumları ve organizasyonuyla yenilenmesi... Hiçbir gencin, ailesinin maddi durumu nedeniyle eğitimden dışlanmaması; yarışmada engelli durumuna düşürülmemesi...
Türkiye, gücünün farkında olmalı
Hedef 6: KİŞİLİKLİ BİR TÜRKİYE-
Türkiye'nin sıradan bir ülke olmadığı, 700 yıllık deney birikimine sahip olduğu, evrensel boyutta işlev taşıdığı bilinciyle, Türkiye'nin kendini ve dünyadaki konumunu yeniden değerlendirmesi. Türkiye'nin kendi ulusal yararlarını, başka ülkelerin yararlarına endekslemekten uzaklaşması.
'Küçülen dünyanın evrensel ilişkilerinde' eşit konumla yer alabilmek için, öncelikle Türkiye'nin güçlü olması gerekiyor; ekonomisiyle, demokrasisiyle, güçlenerek, evrensel ilişkilerde daha öne çıkması gerekiyor.
Hedef 7: DÜRÜST YÖNETİLEN SAYDAM BİR TÜRKİYE-
Devlet yönetimiyle, ticari ilişkilerin iç içe gelişmesini önleyecek hukuk düzenlemesi; siyasi işlevle bağdaşmayan ticari faaliyetlerin belirlenerek, 'Siyasal Ahlak Yasası'nın oluşması; KİT yönetimlerinin ve istihdamının siyasallaşmaktan kurtarılması; büyük kamu ihalelerinin, ilgili meslek odalarının gözetiminde gerçekleşmesi; ilçe ve merkez belediyelerinde 'Hemşeri Meclislerinin' oluşumu; belediyelerin ekonomik kararlarına ve imar uygulamalarına meslek odalarının katılımı...
Hedef 8: FEODALİZMDEN ARINMIŞ BİR TÜRKİYE -
Büyük toprak mülkiyetinden kaynaklanmış ilkel güç organizasyonlarına dayalı olarak, insanın, insana hükmetmesi, insan kişiliği ve onurunu yok sayması olan feodal sosyal yapıların tasfiyesi... Bu amaçla, feodalizmin, ağalık-beylik düzeninin hâlâ geçerli olduğu yörelerde toprak mülkiyetinin toplum yararına yeniden düzenlenmesi... Feodalizmin sömürdüğü köylüyü özgürleştirmek için gerekli toplum desteğinin devletçe sağlanması...
Hedef 9: KADINI VE ERKEĞİ EŞİT BİR TÜRKİYE-
Kadının haklarına, hukuk ve ekonominin yanı sıra, hayatın paylaşılmasında, anlayışlarda, aile içindeki eşitlik düzeyinde sahip çıkılması. Kadınların ekonomiye, yönetime, siyasete katılmalarını engelleyen olguların tasfiye edilmesi... Kadının, aile içindeki konumunda ve çocuk bakımında desteklenmesi...
Hedef 10: DAYANIŞMA ve YARDIMLAŞMA-
Sevgisi azalan değil, sevgisi artan, şefkat duyguları gelişen bir Türkiye'nin gerçekleşmesi için, tüm özendirme araçlarından yararlanılması, anlayışların ve duyguların seferber edilmesi... Aile biriminin desteklenmesi... Sosyal güvenliğin kırsal kesime yayılması... Emekli, yaşlı ve engellilerin yalnız bırakılmaması...
Hedef 11: YEŞİL BİR DÜNYADA, TEMİZ BİR TÜRKİYE-
Geçmişin bizlere emanet ettiği kültür ve doğa mirasına sahip çıkılması... Çevrenin korunması için sürdürülen evrensel mücadelenin desteklenmesi... Türkiye'de doğanın ve tüm canlı türlerinin, yeşillerin ve suların korunması, iyileştirilmesi amacıyla planlı ve organize bir çabanın gerçekleşmesi...
SONUÇ
Sol, işte bu hedeflere ulaşmak için, Türkiye'de sosyal adaleti, akılcılığı, gelişmeyi egemen kılmak için yenileşmek zorunda. Uluslararasında kişiliği ve saygınlığı olan bir Türkiye için, barış ve kardeşlik için, Türk solu bütünleşmek zorunda.
Bu yazı dizisinde, geçmişin deneyimlerinden, birikimlerinden, değişen bir dünyanın ve Türkiye'nin gerçeklerinden, Yeni Türkiye Partisi'nde sürdürdüğümüz teorik çalışmalardan hareketle, bazı düşüncelerimi biraraya getirdim. Sonuç, bir anlayış beraberliğinin, gönül birlikteliğinin, eylem planının çıkış noktalarını önermek oldu. Özetle:
Solun evrensel ilkelerinden, teorisinden, değer yargılarından, doğrularından ve geleneğinden; Türkiye'nin tarihsel yenileşme özlemlerinden; Mustafa Kemal Atatürk'ten; milli mücadele geçmişimizden; cumhuriyet ve demokrasi dönüşümlerinden; halkın özgürlükçü ve eşitlikçi taleplerinden; sol ve demokrat birikimlerden; inanç dünyamızdaki adalet ve dayanışma anlayışlarından hareketle...
Sosyal demokrasinin temel doğrularını, teorisini ve pratiğini Türkiye'nin gerçekleriyle bütünleştirerek, insanının özlemlerini ve ihtiyaçlarını bu doğrultuda cevaplayarak, her şeyin en güzel olanını, en yeni ve çağdaş olanını ona sunmak için solu yenileştirmek... Sosyal demokrasi, son tahlilde, imtiyazların imtiyaz olmaktan çıkarılmasıdır, fırsatların, kültür ve eğitimin, zenginliklerin, mutluluğun, en geniş kitleye ulaştırılmasıdır. Sol, sürekli ve sonsuz bir adalet arayışıdır, sürekli bir yenileşmedir...
Yepyeni bir solu, 'sosyal demokrasinin yeniden doğuşunu' elbirliğiyle gerçekleştirmeliyiz. Benim inancım ve iddiam budur.
-----------------
BİTTİ