(1) Yayımlanan belge gerçek çünkü...

<strong><font color="#cc0000">(1)</font></strong> Yayımlanan belge gerçek çünkü...
<strong><font color="#cc0000">(1)</font></strong> Yayımlanan belge gerçek çünkü...

Belgenin Genelkurmay?da hazırlanmış olması ihtimali, en ürkütücüsü. Bu, doğrudan darbe girişimi demek. Ergenekon savcılarının, belgede imzası olan albayı sorgulamaması da ?örtbas? kuşkusu doğurdu.

Belgenin Genelkurmay'da hazırlanmadığı açıklamaları tatmin edici değil. Birinci nedeni, TSK'nın 'darbe ve darbe girişimi' geçmişi. Belgede imzası olan albayın çalıştığı bölümün görev alanında 'sahte belge üretmek' de var
Haber: ERTUĞRUL MAVİOĞLU / Arşivi

‘AKP ve Fethullah Gülen cemaatini yıpratma belgesi’ gerçek mi sahte mi? Henüz belli değil. Ama iki duruma göre de senaryolar var. ‘En vahim’ senaryo: Belge gerçek, Türkiye bunun örneklerini daha önce çok gördü. ‘Vahim’ senaryo: Belge sahte: Gülen cemaati kendine yönelik operasyona karşı hazırladı. Senaryo 3: Ordunun hükümet ile yakınlaşmasından rahatsız olan ulusalcılar yaptı.

İSTANBUL - Genelkurmay Harekât Başkanlığı’nda hazırladığı iddia edilen ‘İrtica ile Mücadele Eylem Planı’, 12 Haziran’da Taraf Gazetesi’nde yayımlandıktan sonra, Ergenekon soruşturmasıyla başlayan kutuplaşma daha da derinleşirken, Nisan 2009 tarihli bu belgenin gerçek olma ihtimali, ‘darbe’ kaygılarını güncelleştirdi.
Söz konusu belgenin küpürlerinin yer aldığı ve ‘AKP ve Gülen’i Bitirme Planı’ başlığıyla verilen haberde, Genelkurmay Harekât Başkanlığı Bilgi Destek Dairesi 3. Bilgi Destek Şube Müdürlüğü’nde ‘İrtica ile Mücadele Eylem Planı’ adı altında bir çalışma yapıldığı, belgenin altında 3. Bilgi Destek Şube Müdürü Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek’in paraf ve imzasının bulunduğu iddia ediliyordu.  
İddiaların doğrudan muhatabı olan TSK üç gün bekledi ve ilk açıklama Askeri Savcılık’tan geldi. Askeri Savcılığın verdiği bilgide, “Askeri Savcılığımızca olayla ilgili olarak yapılan soruşturmada şu ana kadar elde edilen deliller değerlendirildiğinde, ele geçirildiği iddia edilen belgenin Genelkurmay Başkanlığı’nın herhangi bir biriminde hazırlanmadığına ilişkin bir kanaate varılmıştır” deniliyordu. Askeri Savcılık açıklamasında, belge üzerinde gerekli kriminal incelemeden sonra “kesin bir kanaate varılmasının mümkün olacağı” da vurgulanıyordu. Aynı gün içinde Genelkurmay da yazılı bir açıklama yaptı. Genelkurmay açıklamasında, Askeri Savcılığın dile getirdiği kanaate vurgu yapıldıktan sonra, “Belgenin doğruluğu ispat edilirse, sorumluların yasalar çerçevesinde yargı makamları tarafından cezalandırılacağına ilişkin güvencemiz tamdır. Eğer belge sahte ise, Türk Silahlı Kuvvetleri, bunun kimler tarafından ve ne amaçla hazırlandığının ortaya çıkarılmasının da sonuna kadar takipçisi olacaktır” deniliyordu.
Ama diğer yandan kendinden çok emin görünen bu açıklamaların tatmin edici olmaktan uzak oluşunun çok önemli nedenleri vardı: 

BU KAÇINCI DARBE BELGESİ: 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül darbelerini yapan, 28 Şubat postmodern darbesinin altında imzası olan, 27 Nisan’da e-muhtıra yayımlayan TSK’nın darbe ve darbe girişimine ilişkin geçmişinde o kadar fazla vukuat var ki, darbe hazırlığı niteliği taşıyan belgelerin TSK’ya ait olabileceğine dair kuşkular, ister istemez karşılığını buluyor. Üstelik hazırlık aşamasında kalan askeri müdahale girişimleri de var. Bunlardan ilkini Nokta dergisi ortaya çıkardı. Emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek’e ait olduğu Ergenekon savcıları tarafından da artık sabit görülen ‘Darbe Günlükleri’ydi. Bu günlükler sayesinde 2003 - 2004 yıllarında hazırlanan ‘Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz’ adlı darbe girişimleri deşifre oldu. İkincisini Radikal manşetten duyurdu. Ergenekon 1. iddianame eklerinde yer alan, MGK toplantıları öncesinde komutanların kendi aralarındaki ‘darbe hazırlıklarına ilişkin değerlendirmeleri’ en az ‘Darbe Günlükleri’ kadar vahimdi. Üçüncüsünden Ergenekon 2. iddianamesi sayesinde herkes haberdar oldu. Yeni bulunan belgeye göre askerler boş durmamışlar, ‘Eldiven’ adlı bir başka darbe çalışması daha yürütmüşler ancak başarılı olamamışlardı. Belgenin sahte olduğu iddialarını boşa çıkaran en önemli ayrıntı, Nisan 2009 tarihli ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’nın daha önce ortaya çıkmış TSK kaynaklı darbe belgeleriyle aynı mantığın ürünü olduğu gerçeğiydi.

SORUŞTURMA ÖRTBAS EDİLİYOR: Ergenekon savcılarının söz konusu belgeyi kaleme aldığı ve altında imzasının olduğu belirtilen Albay Dursun Çiçek’i sorgulayacaklarını açıkladıktan sonra “Askeri Savcılık sorgulamış, bizim sorgulamamıza gerek yok” şeklinde ikinci bir açıklama yapmaları,üzerlerinde baskı kurulduğu ve soruşturmanın örtbas edilebileceği ihtimalini öne çıkardı. Zira suçlanan Genelkurmay ve Genelkurmay’da çalışan bir subay olduğu halde soruşturmanın sicili Genelkurmay’ın elinde olan Askeri Savcılık tarafından yürütülmesi son derece vahim olarak görülüyordu. 

ASLI GENELKURMAY’DA OLABİLİR : Şu an Askeri Savcılık tarafından üzerinde kriminal inceleme yapıldığı söylenen belge, fotokopi ya da PDF formatında. Yani Albay Dursun Çiçek’in ıslak imzasının bulunduğu belge ortada yok. Uzmanlara göre, belgenin kopyası üzerinden yapılabilecek kriminal bir incelemenin sonuç vermesi mümkün değil. Albay Çiçek’in hazırladığı bu belgenin orjinalinin Genelkurmay’a göndermiş olması önemli bir olasılık. Dolayısıyla Genelkurmay ortaya çıkarmadıkça belgenin aslını kimse göremez. 

NEREDE ÜRETİLDİĞİ BULUNMALI: Belgenin sahteliği ya da gerçekliğinden öte, nerede üretilmiş olduğu çok daha büyük bir öneme sahip. Zira Albay Çiçek’in görev yaptığı Genelkurmay Harekât Başkanlığı Bilgi Destek Dairesi’nin psikolojik harp yöntemlerini kullandığı biliniyor. Yani Çiçek’in görevleri arasında psikolojik harbin gerektirdiği her türlü yalan bilgi ve sahte belge üretmek de var.
Eğer belge word formatında dijital ortamda üretilmişse, hangi bilgisayardan çıktığını belirlemek mümkün. Ancak bunun da kesinliği yok çünkü geliştirilen yazılımlar sayesinde belgenin üretildiği bilgisayar ve kullanılan yazılımla ilgili bilgileri değiştirmek de mümkün. 

EMİR KOMUTA İÇİNDE Mİ?: Belge Genelkurmay’da üretilmişse en ürkütücü ihtimal, belgenin bizzat Genelkurmay Başkanı’nın talimatıyla hazırlanmış olması. Bu doğrudan darbe girişimi anlamına geliyor. Belge emir komuta zinciri dışında, yani “rahatsız genç subaylar” tarafından hazırlanmışsa iki farklı senaryo söz konusu. Bunlardan birincisi, laikliği koruma saikiyle AKP’yi ve Milli Eğitim’den Emniyet’e, üniversitelerden yargı kurumlarına kadar yayılan, ordu içinde bile gizli örgütlenmelerde bulunan Fethullah Gülen cemaatini durdurmanın tek yolunun sivilleri uzaklaştırmak olduğuna inanan subaylar ikna ettikleri bazı üst düzey komutanları da yanlarına alarak bir darbe hazırlığı içine girmiş olabilirler. Bu durumda öncelikli görev “Ordu demokrasiye karşı unsurları kendi içinde barındırmaz” sözü veren Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’a düşüyor. İkincisi, bazı “rahatsız genç subaylar”, görünüşte AKP hükümetine ve Fethullah Gülen cemaatine karşı olan ama gerçekte asıl hesabı bulanık suda balık avlamak olan bazı güçler tarafından manüpüle edilmiş olabilir. İstihbaratçıların ‘sahte bayrak’ diye adlandırdığı böylesi oluşumların gazıyla bu belge hazırlanmış ve sızdırılmış olabilir. Bu ihtimal söz konusuysa, gaza gelenler kadar kimlerin gaza getirdiği de soruşturmanın önemli bir ayağını oluşturur. 

‘İrtica ile Mücadele Eylem Planı’

Taraf Gazetesi’nin yayımladığı dört sayfalık plan özetle şöyle:
* Ergenekon adı altında, emekli ve muvazzaf askeri personel lekelenmektedir.
* Laik düzeni yıkmak isteyen AKP hükümeti ve Gülen Grubu’nun faaliyetlerine son vermek için çalışılacak.
* Işık Evleri’nde silah ve mühimmat bulunması sağlanarak Gülen cemaatinin silahlı terör örgütü olarak yargılanması sağlanacak.
* Hükümet içerisinde görüş ayrılıkları ve bölünmüşlük yaşanıyormuş intibaı yaratılacak.
* İnternetteki ses kayıtları irticacılar tarafından yayımlanmış gibi gösterilecek. 
* Milliyetçi partilerin tabanları genişletilerek AKP zayıflatılacak.