'Şu Çılgın Türk'e veda

'Şu Çılgın Türk'e veda
'Şu Çılgın Türk'e veda
Yaklaşık 800 bin satan 'Şu Çılgın Türkler' kitabının yazarı Turgut Özakman, 83 yaşında hayata veda etti. Özakman, aynı zamanda Türkiye'nin en önemli oyun yazarlarındandı.

Turgut Özakman 1930 yılında doğmuş, Atatürk ’ü görmüş, Kurtuluş Savaşı geçirmiş bir aile ve savaşta gazi olan öğretmenlerin himayesinde büyümüştü. Milli Mücadele’deki İmalat-ı Harbiye ustalarını tanımış olan babası Bakırköy Barut Fabrikası’nda işçiydi. Çocukluğundaki zafer bayramlarından hatırladığı en önemli şey, evlerden sarkan bayraklardı. 1948 yılında on arkadaşıyla birlikte Anadolu Oymağı adlı bir derneğin düzenlediği uzun yürüyüşe katıldı. Polatlı, Beylikköprü, Acıkır, Mülk Köyü, Sivrihisar, Çifteler, Seyitgazi, Türkmen ormanı, Alayunt, Kütahya, Altıntaş, Çal Köyü’nü on günde geçip 29 Ağustos gecesi Zafer Tepe’ye vardılar. Ertesi gün 30 Ağustos Zafer Bayramı’ydı. Ta o zamandan Milli Mücadele dönemiyle ilgili tanıkları dinleyerek notlar aldı, araştırdı ve savaş alanlarını gezdi. Bu araştırmalar yıllarca sürdü. 5 Mart 2005 tarihinde ise kitapçılarda bu elli yıllık araştırmadan çıkan bir kitap vardı. 

Yüz binlerce adet baskı yaptı

Ve ‘Şu Çılgın Türkler’… Kitap 747 sayfaydı ve aylarca çok satanlar listesinden inmedi, yüz binlerce adet sattı. O da şaşırmıştı. Şu sıralar 398’inci baskısı piyasada olan ve yaklaşık 800 bin adet sattığı tahmin edilen ‘Şu Çılgın Türkler’i Bilgi Yayınevi’ne teslim ettiğinde beş ya da altı baskı belki yapar diye düşünmüştü. Ama kitap yok sattı. Herkes bu romanı ve yazarı Turgut Özakman’ı konuşuyordu. Evet, bu bir romandı. Sıkıcı tarih anlatımlarından uzak, yine belge ve anılara dayanan tarihi bir roman. Bu roman ona Yeditepe, Samsun 19 Mayıs, Eskişehir Osmangazi, Ege ve Ankara Üniversitesi tarafından fahri doktor unvanını kazandırdı. Isparta Süleyman Demirel, ODTÜ ve Marmara Üniversitesi tarafından ise ‘topluma katkı’, ‘topluma hizmet’ ve ‘Atatürk Ödülü’ ile ödüllendirildi Özakman.
Artık onu ‘Çılgın Türk’ diye anar olmuştuk. Hatta birçoğumuz onu sadece ‘Şu Çılgın Türkler’ kitabının yazarı olarak tanıdı. Oysa o aslında çok iyi de bir tiyatro yazarıydı. ‘Ah Şu Gençler’, ‘Fehim Paşa Konağı’, ‘Resimli Osmanlı Tarihi’ ve ‘Bir Şehnaz Oyun’ gibi çok oynanan, klasikleşmiş oyunlara imza atmış, bir dönem Devlet Tiyatroları’nın genel müdürlüğünü yapmıştı. Vaktiyle çok ses getiren birçok ‘Keloğlan’ filmi ve Ziya Öztan’ın yönettiği ‘Kurtuluş’, ‘Cumhuriyet’ dahil 20’den fazla filmin senaryosunda onun imzası vardı. Hukuk bölümünü bitirmişti ama daha sonra Köln Üniversitesi Tiyatro Bilimi Enstitüsü’ne de gitmişti. Devlet Tiyatroları’nda dramaturg olarak çalışmış, 1983 yılında da ‘Oyun ve Senaryo Yazma Tekniği’ adlı bir kitap yayımlamıştı. Birçok senaryo ve oyun yazan Özakman’ın ‘Şu Çılgın Türkler’ kitabındaki en büyük başarısı şüphesiz oyun yazarlığının ona sunduğu avantajdı. ‘Diriliş - Çanakkale 1915’, ‘Cumhuriyet - Türk Mucizesi’, ‘Cumhuriyet - Türk Mucizesi 2’, ‘Çılgın Türkler – Kıbrıs’ gibi çok konuşulan, kitapları da yazdı. Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü’nün de sahibi olan Özakman’ın, cenazesi pazartesi günü öğle namazını müteakip Ankara Karşıyaka Mezarlığı’ndaki aile kabristanında toprağa verilecek.

‘Ah Şu Gençler’e hâlâ gülüyoruz


Nedim Saban: Bazı insanlar gitse de, eserleri kalır. Bu da başlı başına bir avuntu olabilir. Turgut Özakman’ın eserleri tabii ki kalacak, ancak kendisini de çok özleyeceğiz. Tiyatroda ve romanlarında içerik kadar, biçimle de cesurca oynadı ve ortaya esprili, muzur, yenilikçi işler çıkarttı. Kuşaklar değişti ama yıllar önce yazdığı ‘Ah Şu Gençler’deki gençlere hâlâ gülüyor, onlarla empati kurabiliyoruz. Bu da tiyatro ve edebiyatta yaşarken klasikleşmiş bir ustanın kaybı demek oluyor.
Orhan Alkaya: Güçlü bir oyun yazarı olmasının yanı sıra tarihi anlamda 12 Eylül ’ün şiddetli dönemlerinde Devlet Tiyatrosu’nu koruyan bir genel müdürlük dönemi vardı. 12 Eylül’ün baskıcı dönemine karşı, Cüneyt Gökçer ile birlikte bu zor dönemlerde DT’yi yönettiler. Bu yönüyle anılmayı hak eden bir yazar ve yöneticiydi. Çok üzgünüm.
Levent Üzümcü: Devlet Tiyatroları’nda müdürlük de yapmış, sanatla içli dışlı çok önemli bir insandı. Tuncel Kurtiz’in ardından onun da gitmesi, bu ölümlerin arka arkaya gelmesi çok moral bozdu. Şundan dolayı da mutluyum, edebi bir kişilik olarak kıymeti anlaşılarak aramızdan ayrıldı.