Suç organize, suçlu Twitter mı?

Suç organize, suçlu Twitter mı?
Suç organize, suçlu Twitter mı?
Başbakan'ın kürsülerden "hesabını verecekler" diye yüklendiği gruplara danışmanları da o çok eleştirdikleri Twitter üzerinden mesaj gönderdi. "Sizleri not ettik" diyerek hafif tehdit kokan cümlelerle
Haber: YAVUZ OĞHAN / Arşivi

Gezi Parkı artık polisin kontrolünde, fırtına bitti, küçük küçük itirazlar geçen 20 günün yarattığı depremin artçıları gibi ve artık şimdi muhasebe zamanı.

Protestolar sırasında Türkiye nasıl ikiye bölündüyse, protestoların muhasebesi yapılırken de tam bir kutuplaşma havası var. Yani tespitler taban tabana zıt ve protestolar sırasında yer tutanların tuttukları yer ile paralel.

Hükümetin tespiti net ve en üst düzeyden, Başbakan’ın ağzından yapıldı. Erdoğan “bu masum bir çevre eylemi değil, önceden organize edilen, uluslararası medya’nın, yerli işbirlikçilerinin, faiz lobisinin ve uluslararası reklam ajansları ile yerli ortaklarının işi” diye tarif etti durumu.

Ertesi gün gazetelerde çıkan haberlerde bu şirketlerin isimleri de vardı suçlanma gerekçeleri de. Ya da sadece gerekçe diyelim çünkü tek dayanak twitter mesajları ve twitter üzerinden yaptıkları iddia edilen operasyonlardı.

“Biz bu işe girmedik” diyen de vardı aralarında, “Bir iki mesaj attım sonra kestim, o listede ismim nasıl yer aldı anlamadım” diyen de.

Örnek ünlü reklamcı Necati Özkan. O da organizasyonun içinde gösterilen isimlerden birisi. Önce Başbakan’ın sözlerini üzerine alınmamış ama çıkan haberler üzerine işin ciddiyetine vakıf olmuş. Sonra haberi yapanlara derdini anlatmaya çalışmış, sonuç alamayınca olanları kendi bloğunda paylaşmış. Necati Özkan bloğundaki yazısında 31 Mayıs ve 1 Haziran’da yaşananlara dikkat çekiyor.

“İdari olarak yapılanlar yanlıştı. Emniyet ve valiliğin yaptıkları yanlıştı. Siyasi olarak alınan tavır, söylenen sözler yanlıştı. Ülke tarihinin en sivil, en masum krizi maalesef öngörüyle yönetilemedi. İşler çığırından çıktı. Bu ülkede en uzun süre siyasi iletişimle ilgilenmiş bir kişi olarak, o iki gün Gezi Parkı aktivistlerine hak verdim ve onları gönülden destekledim.”

Özkan bu açıklamanın ardından bir not düşüyor yazısına, “Sonra işin peşini bıraktım Twitter’dan mesaj atmadım.”

Necati Özkan bugün yaşananları “Akıl yok oldu, bundan sonra olacaklara ilişkin bir tahminim yok” diyerek özetliyor. Listede yer alan diğer reklam ajansları ise fırtına dininceye kadar konuşmaktan imtina ediyorlar ancak olanlara onlar da soru işaretiyle bakıyor.

Twitter mesajları nedeniyle suçlanan sadece reklamcılık sektörü değildi. Medyada da ciddi bir fırtına esti. Eylemcilere destek verenlerle eylemcileri uluslararası kumpasın parçası sayanların savaşı da Twitter üzerinden yapıldı. Eylemlerin zirve noktasında yazdıkları mesajları örnek gösterip “Onlar gazeteci ise ben değilim” diye manifesto yayınlayanlar da oldu, o manifestoya “gazetecilik vicdan işidir, makam koruma zabitliği değil” yanıtını verenler de. Hatta bu manifestoya kızgınlıklarını “bırak gazeteci olmayı sen insan değilsin” cümlesi ile ortaya koyanlar da vardı.

Tabii bu kadarla da kalmadı. Başbakan’ın kürsülerden “hesabını verecekler” diye yüklendiği gruplara danışmanları da o çok eleştirdikleri Twitter üzerinden mesaj gönderdi. “Sizleri not ettik” diyerek hafif tehdit kokan cümlelerle.

“Taksimi işgal etmeyi, işgal için kışkırtmayı özgürlük ve demokrasi mücadelesi diye yutturmaya çalışanları gördük ve not ettik. En galiz küfür, hakaret ve yazıları zeki çocuklar, bizim afacan gençler yapıyor diyerek şirinleştirmeye çalışan medyayı gördük ve not ettik. Milletin malını yakıp yıkıp devrim yapacağını sanan çapulculara entelektüel meşruluk sağlamak için yırtınan aydınlar gördük ve not ettik. Kendilerini en elit, en akıllı zanneden şeçkinci bir grubun dünyanın en salak yalanlarına nasıl inanıp yaydıklarını gördük ve not ettik. Taksim kızıldır kızıl kalacak hayali ile yetişmiş gazetecilerin nasıl yalan iftira manipülasyon kışkırtma yaptıklarını gördük ve not ettik.”
Tartışma da, çarpışma da, hesaplaşma da şimdilik “Twitter” üzerinden. Ama notu tutan ve bunu duyuran Başbakanın hemen yanı başındaki isim olunca durum değişiyor. Eylemleri destekleyenler, bunun uluslararası bir komplo değil bir grubun demokratik talebi olduğuna inananlar ve görüşlerini Twitter üzerinden duyuranlar Başbakanlığın tuttuğu notta isimlerinin olduğunu biliyorlar.

Yarattığı tedirginliği bir kenara koyarsak artık o notların nerede ve nasıl kullanacağı önem kazanıyor, bir de eylemlerle birlikte başlayan “sosyal medyaya çeki düzen verme” girişiminin niteliği.