@idrisemen

'Suçlu aramak yerine çözüm üreten bir dil'

'Suçlu aramak yerine çözüm üreten bir dil'
'Suçlu aramak yerine çözüm üreten bir dil'
Aydın Doğan'ın mektubunu değerlendiren gazeteci ve yazarlar, "Barış dilinin oluşturulması sürecin olumlu ilerlemesini pekiştirecek" diyor.
Haber: AYÇA ÖRER - ayca.orer@radikal.com.tr / Arşivi
İDRİS EMEN - idris.emen@radikal.com.tr / Arşivi

Kürt sorununün çözümü için yeni sürecin başlamasıyla birlikte Doğan Holding Onursal Başkanı Aydın Doğan tarafından Doğan Grubu bünyesinde bulunan genel yayın yönetmenlerine birer mektup gönderilerek ‘barış dili’ çağrısı yapıldı. “Barış dilini korumaya, süreci olumsuz etkileyebilecek çatışmacı yaklaşımlardan kaçınmaya özen göstermeliyiz” diyen Doğan’ın mektubunu gazeteci, akademisyen, yazarlara sorduk. Aydınlar, “Barış dilinin tesis edilmesi için medyaya uzlaşmacı bir rol düşüyor” fikrinde birleşti:
Doç. Dr. Esra Arsan/ Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Bir barış dili tutturmak lazım. Kurgulanan her haberde dil çok önemli. Çözümden yana olan haber kaynaklarının kullanmak, çatışmanın iki tarafına da söz hakkı tanıyan, suçlu, suçsuz aramaktansa, mağdur mağrur ekseninde bakmaktansa çözüm üreten, formülü üreten kişilere söz veren bir gazetecilik tutturulması gerekiyor. Gazeteciler de kamudan yana tavır almalı.
Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu / Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Barış gazeteciliği sloganlaşmış, basmakalıp yargılara yer vermez, cani, vahşi, zalim canavar gibi korkunçlaştırıcı veya yoksun, perişan, acıklı gibi kurbanlaştırıcı sıfatlardan kaçınır ve sadece bir tarafın acılarına, felaketlerine, korkularına ve uğradığı hak ihlallerine odaklanmaz. ‘Biz’ ve ‘onlar’ kutuplaşması tuzağına düşmez, yalnız ‘bizim’ taraftaki liderlerin çözüm önerilerini değil, tüm barış girişimlerini değerlendirerek haber yapar.
Derya Sazak/ Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sayın Aydın Doğan’ın Kürt sorununun çözümünde yaptığı ‘barış dili’ çağrısı son derece önemlidir. 2009’da yine benzer süreçten geçtiğimiz sırada ne yazık ki; medya ve siyaset dünyasına egemen olan sert ve kışkırtıcı üslup, Habur girişleri örneğindeki gibi abartılı değerlendirmelere yol açmıştı. O zaman kırılan umutların ve daha sonra yaşanan çatışmaların bu defa tekrarlanmaması açısından medya ve siyasetçilere büyük sorumluluk düşmektedir. Hepimizin gerilimi tırmandırıcı söylemlerden kaçınarak ‘barış dili’ni kullanmasında yarar vardır.
Avni Özgürel/ Gazeteci - yazar Barış dilinin kullanılması medyada bugüne kadar demokratikleşme sürecinin de yaşanan takılmaların en önemli ayağı idi. Demokratikleşme projesinde medya iletişimi konusu bugüne kadar yaşanan başarısızlıkların altında yatan temel sebeplerden birisiydi. Bugün şu noktada bir basın patronu olarak hükümetten bir talep gelmeden tavır belirtilmesi çok olumlu bir adım. İyimserliğin ve ümitliğin çok fazla kamçılanmaması, aynı şekilde kötümserliğin haddinden fazla taşınmaması lazım.

Muhsin Kızılkaya/ Yazar Süreç bu kez doğru yerden başlandı. Önceki deneme yanlış yerden, örgütün 2. derece sorumluları üzerinden başlamıştı. İnsanlar birbirinin kafasını kırabilirler, zamanla bu yaralar unutulur. Dil yarası ise geçmez. Bu süreçte üslup çok önemli. Tarafların birbirini yenme durumu söz konusu olmadığı için dolayısıyla ‘kim kimi yendi, kim neye karşı taviz verdi?’ gibi tartışmalar gereksiz. Zaman zaman susma orucu da sürece bir katkıdır. Bu süreç çok hassas. Savaş için iki kişinin iradesi yeterliyken barış için binlerce kişinin iradesi gereklidir. Aydın beyin çağrısını önemsiyorum. Medyanın önemli bir bölümüne sahip bir patronun bu meselede hassas davranması diğer yayın kuruluşlarına da örnek olur. Aydın beyin en azından kendi çalışanlarına barış dilini tavsiye etmesi çok önemli, çünkü kendi çalışanları medyada barış dilini kullanırsa diğerleri de bunu örnek alır diye düşünüyorum.
Osman Kavala/ İşadamı Medyanın düşmanlaştırmaya yol açmayacak bir üslup kullanması, dolayısıyla aşağılayıcı ve kışkırtıcı ifadeler kullanmaktan kaçınması bu surecin başarılı olması için kilit önemdedir.
Taha Akyol /Hürriyet gazetesi yazarı
Son derece hassas bir sürece girildi. Bu hem ümit veren hem de son derece kırılgan bir süreçtir. PKK ’nın radikalleri tarafından sabote edilmesi ihtimalleri vardır. Geçmişte bunun örnekleri yaşandı. O bakımdan Türk-Kürt herkesin bu süreci samimiyetle desteklediğinin bilinmesi, bunu sabote etmek isteyenler üzerinde caydırıcı bir etki yapabilir. Sürece desteğin belirtilmesini önemsiyorum. Sayın Aydın Doğan’ın bu konudaki açıklamasını sorumlu bir vatandaşlık tavrı olarak çok olumlu buluyorum.
İsmail Küçükkaya/ Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ülkemizin bir numaralı sorununun çözümü ancak toplumsal mutabakatla mümkün olur. Medya bu mutabakatın sağlanmasına olumlu katkı verebilir. Acıların ortak olduğu, çatışma ortamında herkesin kaybettiği bilinciyle, yapıcı bir dil kullanmak, provokatif tutumlardan uzak durmak medyanın görevi. Akşam gazetesi olarak objektif ve destekleyici bir dil kullanmaya özen gösterdik. Empatiden uzak, ötekileştiren, tek yanlı bakış açılarından kurtulma zamanı. Bu yaklaşım tüm medya grupları için geçerli olmalı.