'Sünnileştirme yok'

'Biz bağımsızız'
Din İşleri Yüksek Kurulu bağımsız hareket eder, ben de öyle. Din istismarının nelere mal olduğunu gördük. Aleviler Müslüman kardeşlerimiz, alt dini kimliğe göre ayrım hatalı. Diyanet, Sünni değildir, dolayısıyla Sünnileştirmek gibi bir politika da olamaz.
'Dini blok tehlike'
Vatandaşlık esasına göre hizmet veririz. Cemevleri caminin alternatifleri değil, kültürel zenginliktir, korunmalı ve yaşatılmalı. Din eksenli ulusal ve uluslararası bloklar tehlikeli. Türban kamu hukuku açısından tartışılıyor, görüş bildirmem doğru değil.
Haber: TARIK IŞIK / Arşivi

ANKARA - Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, hiç kimsenin dinin üzerinden siyaset yapmaması gerektiğini söylerken, "Din istismarının bu topluma nelere mal olduğunu gördük. Hem siyaset yıprandı hem dini kurumlar yıprandı. Değerler yıprandıkça biz yıpranıyoruz, umutsuzluğa kapılıyoruz" dedi. Radikal'in sorularını yanıtlayan Bardakoğlu şu mesajları verdi:
Talimat almayız: Başkanlığımız Atatürk'ün direktifleriyle kurulmuş, laik ve demokratik yapı içinde yer alan bir kamu kuruluşudur. Din konusunda ise tamamen özgür bilgi üretiriz. Din İşleri Yüksek Kurulu da, Başkanlık'tan bağımsız çalışan bir bilim kuruludur. Dini bilgi üretimi konusunda hiçbir kurumdan talimat almayız.
'Ortak dini öğretiyoruz'
Ayrım yapmıyoruz: Aleviler bizim Müslüman kardeşlerimizdir. Biz Müslümanları alt dini kimliklerine, mezheplerine ve tarikatlarına göre ayırmıyoruz. Onun içinde 'Diyanetin bünyesinde veya hizmet sunduğu kesimde ne kadar Mevlevi, Nakşi, Alevi, Bektaşi, Şafii, Hanefi var' gibi bir ayırım yapmıyoruz. Alt dini kimlikler yasal çerçevede kendi dini farklılıklarını yaşayabilirler. Biz vatandaşlık esasına göre hizmet ve istihdam üretiyoruz. O bakımdan böyle bir ayrım ve sayım yapmayı dahi laiklik ve Cumhuriyet'in temel ilkeleri açısından doğru bulmuyoruz. Sünnilere hizmet etmek gibi ortak bir politikamız yok. Biz Sünni bir kuruluş değiliz. Ortalama ortak dini bilgiyi ve hizmeti sunuyoruz.
Ekonomik çıkar ilişkileri: Biz Nakşiler için de, Kadiriler için de bir şey yapmıyoruz. Onlara İslamiyet hakkında doğru bilgiyi anlatmakla en güzel hizmeti sunuyoruz. Bunlar alt kültürel oluşumlardır. Onun için Aleviliği Diyanet'in karşısına oturtmak ve onun alternatifi gibi görmek fevkalade yanlıştır. Ekonomik çıkar ilişkilerine ve başka amaçlara dayandığı için biraz zihinler bulandı. Diyanet'in alt dini kimliklerin herbirine din görevlisi veya alt farklılıklarını yönetecek kişileri tayin etmek, onları bünyesine almak gibi bir yükümlülüğün altına girmesi laiklik açısında da sıkıntı doğurur. Bugüne kadar Diyanet'in din söyleminde insanları alt dini kimliği sebebiyle gruplandıran, sınıflandıran, öne veya geriye iten bir yaklaşım olmuşsa bunun düzeltilmesi lazım. Herkesi kucaklaması lazım.
İslam'ın alternatifi değil: İslam'ın alternatifi Alevilik değildir. İslam'ın alternatifi Hıristiyanlık ve Yahudilik'tir. İslam'ın alt kimlikleri, İslam'ın alternafi olmamalıdır. Aleviler Müslüman'dır, Alevilik İslam'ın içindedir. İnsanların mezheplerini, kendi alt dini kimliklerini nüfus cüzdanlarına yazdırması hiçbir sorunu çözmez, sorunları artırır. Artık insanları inanç gruplarına göre ayrıştırmak yerine, vatandaşlık esasına göre muamele etmeliyiz. Günümüzdeki kavgaların, gerilimlerin önemli bir kaynağını da bu alt dini kimliklerin ön plana çıkarılması ve onların üzerinden çıkar sağlanması oluşturuyor. Alt dini kimlikler giderek örgütleniyor, örgütler giderek çıkar ilişkisine dönüşüyor. Görünüşte din-alt dini kimlik çatışması gibi görünse de, aslında o bir çıkar çatışmasıdır.
Alevileri Sünnileştirmiyoruz: İnsanları Sünnileştirmek gibi bir politikamız olamaz. Biz devlet kuruluşuyuz. Vatandaşlık esasına göre, kamu kuruluşu mantığına göre hizmet üretiriz. Ve anlattığımız İslam da doğru İslam'dır. Cemevleri kültürel zenginliklerimizdir. Yaşatılmalıdır. Cemevleri caminin alternatifi değildir.
Din eksenli bloklar: Ulusal ve uluslararası örgütlerin din ekseninde kurulmasının ciddi riskleri var. AB'nin Hıristiyan bir kulüp olması ve din eksininde kurulması beraberinde yeni sorunlar getirecek, karşısında din eksenli başka bloklar sağlayacaktır. Bunun için böyle oluşumların daha rasyonel sebepler üzerine kurulması lazım. Çünkü din bir yönüyle duygusallıktır. AB ülkeleri şöyle veya böyle laikliği benimsemiş ülkeler. Şahsen Avrupa'nın böyle bir yanlış yapacağına ihtimal vermiyorum. Şimdiye kadar İslam dünyası Batı dünyasıyla yüzleşmekten kaçındı. Ama Türkiye örneğinde olduğu gibi bir bilgi birikimi oluştu. Şayet Müslümanlar kendi dinleri hakkında yeteri kadar bilinçlenirse Batı'yla yakın ilişkilerin sorun olacağını zannetmiyorum. Ama hazırlıksız girersek, Batı'nın teknolojik üstünlüğü giderek başka alanlarda üstünlüğe ve kültürel istilaya kadar gidebilir.
Türban sorunu: Şu anda türban dini hükmünden ziyade kamu hukuku açısından tartışılıyor. Laiklik ilkesinin gereği, devlet adamlarının din konusunda konuşmasını doğru bulmadığımız gibi başkanlığın da yasalar konusunda görüş bildirmesini doğru bulmuyoruz. Başörtüsü tartışmasını konuşuldukça çözülebilir olarak görmüyorum. Konunun asıl çözülmesi gereken kısmı siyaset, yasama ve kamu hukuku kısmıdır. Din kısmı zaten açıktır. Ama kişiler böyle bir ikilem karşısındaysa (başörtüsü ve okul arasında) güvendikleri şahsa soracaklar, hareket edecekler. Ama ben eğitime önem veriyorum. Eğitim her şeyden önemli.