Süreyya Karabulut açtı ağzını yumdu gözünü

Kafası kesilerek öldürülen Münevver Karabulut'un babası Süreyya Karabulut kanlı testereyle eylem yaptı: 3 milyon avro Cem Garipoğlu geldikten sonra teslim edilecekti

Burak AKBULUT

İSTANBUL - 3 Mart'ta başı kesilerek öldürülen Münevver'in babası Süreyya Karabulut, Avcılar'daki Garipoğlu ailesine ait holding binası önünde bir basın toplantısı yaptı ve ilginç açıklamalarda bulundu. Tuhaf hareketleri, bağırıp çağırmaları ile dikkatleri çeken baba Süreyya Karabulut'un gazetecileri sürekli azarlaması dikkat çekti. Karabulut, daha önce Hayyam Garipoğlu'ndan alacağını açıkladığı 3 milyon avronun zanlı Cem Garipoğlu teslim olduktan sonra, hesabına yatacağını belirterek, “Ancak 25'inde teslim olmadı” dedi.

Süreyya Karabulut Avcılar'da bulunan Garipoğlu Holding'in önüne eşi Nagihan Karabulut ve yeğeniyle birlikte gelerek, günlerdir Hayyam Garipoğlu'na yapacağı sürpriz hediyeyi holding önüne koydu. Kırmızıya boyalı testereyi “Bu kanlı testereyi buraya koyuyorum. Belki suç ama kızım için cezaevine girmek gerekiyorsa girerim” dedi. Ayrıca Holding kapısına siyah çelenk bıraktı.
Süreyya Karabulut elindeki sarı zarfı açarak bazı evraklar çıkardı ve içinden çıkardığı bildiriyi yeğeni Rutkay Yergedik'e okuttu. Çok sinirli olduğu görülen Süreyya Karabulut, yazıda “Ruh sağlığım bozuldu. Psikolojik destek almaktayım. Kendimi yeterince ifade edememenin sıkıntısını yaşıyorum. Şüphelinin hala bulunamadı ve Garipoğlu ailesi sessiz kalıyor. Ben yandım başkaları yanmasın” dedi.
Kendisine 3 milyon avronun verilmesiyle ilgili tartışmalar ve yaşananları Süreyya Karabulut şöyle anlattı:
“Arkadaşlar bu para Garanti Bankası'na gelecekti ama paradan önce Cem Garipoğlu ayın 25'inde teslim edilecekti. Ondan sonra bu para gelecekti. Şartım oydu. Ben Garipoğlu'nun yediği balık parasına bir ay çalışıyorum. Bu para niye gelmedi hesaba? Hayyam Garipoğlu benim aptal olmadığımı biliyor. Benim inciğimi cinciğimi çıkardı. Bu arada Uğur Dündar da benim geçmişimi araştırsın. 25'inde teslim olmadı. Teslim edilmedikten sonra ben bu parayı kabul etmedim. Dedim ‘Bırak parasını falan. Cem Garipoğlu teslim olacak’ dedim. Bu para, yatırılsaydı. Ben de aslanlar gibi çıkacak, ‘Hayyam Garipoğlu hesabıma 3 milyon avro yatırdı’ diyecektim. Ben Allahıma dua ettim bu para gelsin diye. Para mevzusu budur. Benim hesabım resmi hesaptır. Ben yıllık gelir vergisine tabi bir insanım.
 
 
 
CİNAYETİN ARKA BAHÇESİNE GİRDİM
 
 
 
“Bu cinayetin arka bahçesini söylüyorum. Ben arka bahçeden içeri girdim. Ve diyorum ki, Garipoğlu ailesi etrafı ve çevresindeki insanlarla paçavraya dönmüştür. Ahmet'in kim olduğunu bulun. Cemil Baran açıklasın. Ahmet neden Ahmet, niçin Ahmet? Niçin Cemil Baran? Ben aptal mıyım o kadar salak mıyım? Köprü altlarında konuşuldu bunlar. İş dünyası geldi oralara. Sesleniyorum Garipoğlu'nun etrafındaki insanların isimlerini zikretmeyin beni zorlamayın. Ben hepsini biliyorum. Her şey bu cepte. Onun için sayın savcımız da biliyor. Bu arada yanlış konuştuğum atladığım şeyler olabilir. İtiraf ediyorum. Teğmen konusu vardı. Teğmeni Sarımsaklı'da çocuklarımla bir arada tanıyorum diye biliyordum. Teğmeni tanımamışım. Bilmiyormuşum, tanımıyor muşum. Filmciler çıktı. Bunlar şunlar çıktı, yazıldı çizildi.
 
 
 
ÖLDÜRMEZLERSE AÇIKLAYACAĞIM
 
 
 
Basın mensupları hep yanımda oldu. 24 saat boyunca telefonum hep açıktı. Hepinize ayrı ayrı yanıt vermeye çalıştım. Kimseyi kıramadım. Beni yadırgamayın. Uğur Dündar beye buradan sesleniyorum. 3 milyon avro, ben şerefsiz bir baba olsaydım bu para, Garanti Bankası'nın Balat Şubesi'ne neden gelecek, kayıt altına girecekti? Ben kanıtla belgeyle gidiyorum. Ben bugüne kadar, hangi iddiada bulunduysam arkasındayım. Bunları zaman içinde Uğur Dündar beni kabul ederse açıklayacağım. Ölmezsem tabii öldürmezlerse tabii...
Kimseden özür dilemiyorum ama değerli basın mensuplarından özür diliyorum. Onun için ben bu kutunun içindekini açıp buraya bırakacağım. Saygıdeğer Emniyet mensupları burada, bunun da suç olduğunu biliyorum yanımda avukatım yok. Belki de evladım için cezaevine giderim hiç önemi yok.”
 
 
 
KANLI TESTEREYİ BOĞAZINA DAYADI
 

Yanında getirdiği paketi açan Süreyya Karabulut kırmızıya boyalı testereyi basın mensuplarına gösterdi. Bir ara testereyi boğazına dayayan Karabulut, gözyaşı döktü. Bir ara ellerini havaya kaldırıp gökyüzüne bakan Karabulut, "Allah'ım İsa Peygamber gitti, geri gelecek. Kızım geri dönmeyecek" diye gözyaşı döktü. Garioğlu holdingin kapısına testereyle birlikte siyah çelenk bırakan Süreyya Karabulut Avcılar Emniyet Müdürü Hüseyin Butur'un uyarısı üzerine kapıdan ayrıldı. Kendisini sakinleştirmeye çalışan Avcılar Emniyet Müdürü Hüseyin Butur'un "polise güvenin" sözleri üzerine de ağlamaya başlayan Süreyya Karabulut, polisler tarafından ifadesi alınmak üzere Emniyet’e götürüldü.
 
 
 
 
BABA ESKİ BABA DEĞİL
 
 
 
Psikolog Dr. Vicdan Yücel, Süreyya Karabulut'un bir düşünce karmaşası içinde olduğunu belirterek, şunları söyledi:
“Düşünce karmaşası, bir belirti. Rahatsızlıklardan biridir. Fakat uzaktan insanlara tanı söylememiz etik ve doğru değildir. Tabii ki görüyoruz baba, eski baba değil. Esas olan çocuğuna duyduğu acı ve kaygı. Çok fazla ipucu olmasına rağmen cinayetin aydınlatılmaması bunun yanı sıra zanlının ailesinin soğukkanlı ve korumacı olması, adamın ruhsal sağlığını bozdu. Bu aile çok büyük bir acı yaşamakta. Olayın başka mecralara doğru çekilmesi, zanlının yakalanması beklentisindeki ailenin dikkat ve duruşunu dağıtıyor. 48 saatten fazla uykusuzum aynı gömleği giyiyorum diyor bunalar olağan şeyler değil. Bir çok kişinin adına hem düşünüyor hem konuşuyormuş gibi izlenim veriyor. Eşi ve oğlunun da böyle bir para pazarlığından haberleri olmadığı anlaşılıyor. Orada da öyle bir problem var.Acım o kadar büyük ki, Ne yaparlarsa yapsınlar, ne verirlerse versinler benim acımı hafifletemez diyor. Bugünkü görüntü çok sağlıklı bir insanın görüntüsü değil. Çok süpriz diye çağırıp kırımızıya bulanmış bir testereyi ortaya çıkarmakta anlamlı ama mantık olarak aferin ne kadar iyi yaptın denecek bir şey mi bilmiyorum. Sonuçta baba çok acılı. Bu konuda basına da çok görev düşüyor” (dha)