Suriye savaşı Nişantaşı'nda!

Suriye savaşı Nişantaşı'nda!
Suriye savaşı Nişantaşı'nda!
Suriye Başkonsolosluğu'nun bulunduğu Nişantaşı'ndaki tarihi binanın sakinleri her gün yaşanan kavgalardan, binanın camlarının kırılmasından rahatsız. Başvurdukları kurumlardan yanıt alamayan kat malikleri, güvenlik tutmak zorunda kalmış...

RADİKAL -Suriyeli göçmenlerin ve Türkiye vatandaşı yakınlarının, Suriye Konsolosluğu önünde geciken işlemler nedeniyle yaşadıkları mağduriyetler sürekli olay çıkmasına neden oluyor. Suriye Başkonsolosluğu’nun bulunduğu, Nişantaşı’ndaki tarihi Ralli Apartmanı sakinleri de mültecilere karşı kötü uygulamayı doğrularken aynı zamanda kendi mağduriyetlerini de anlattı.
Aralarında modacı Dilek Hanif, tasarımcı ve iç mimar Tayfun Mumcu, iş adamı ve kolleksiyoner Öner Kocebeyoğlu’nun bulunduğu apartman sakinleri, Milliyet gazetesinden Özge Özdemir'e konsolosluk işlemleri için gereken sıra numaralarının cami avlusunda dağıtılmasının arkasında, bina önünde oluşan kalabalığın yarattığı güvenlik sorununun yattığını anlattı.

CAN GÜVENLİĞİMİZ YOK’

Ralli Apartmanı’nın dört yıldır yöneticiliğini yapan Gaye Barışkan yaşananları şöyle anlattı:

“Bina önündeki kalabalığın hangi yoğunlukta olduğunu herhangi bir gün herhangi bir saatte geldiğinizde görebilirsiniz. Kalabalığın inanılmaz bir boyuta ulaşmasından ziyade bizi can güvenliği tedirgin ediyor. Sözlü küçücük bir tartışmada bile her an her şey patlayabilir, bundan büyük tedirginlik yaşıyoruz. Bir numaralandırma sistemi var, ama bu sistem ne kadar sağlıklı çalışıyor bilmiyorum. Sağlıklı işleyen bir sistem olsaydı bu kadar kalabalık olmazdı. İçeri girmek isteyenler, numara alanlar, aldıkları numaralar birbiriyle çelişenler, her an tartışmaya hazır; ateşle bekleyen insanlar var. Biz de madem bir muhatap bulunamıyor, bir önlem alınamıyor, hiç olmazsa kendimiz tedbir alalım ve özel güvenlik tutalım, dedik.
Ancak kat maliklerinin konsolosluktan kaynaklanan bir sorun nedeniyle bir külfetin altına girmesi hakkaniyetli değil. Bu yüzden iki güvenlik görevlisi binada var. Devletin de bir önlem alması gerekiyor. Güvenlik görevlilerinin tek görevi, içeri giren çıkanı yönlendirmek olsa da bir süre sonra konsolosluğa yardım amaçlı sıra numarası verilmesinde görev almaya başladılar. O yüzden sanki onlar için çalışan personel durumuna düşüyorlar.”

‘SURİYELİ YETKİLİLER DE ÜZGÜN’

Barışkan, işlemlerin Teşvikiye Camii avlusunda yapılmasının sebebinin bina önündeki kalabalığın aktarılması olduğunu vurgulayarak, “Konsolosluk ile konuştuğumuzda bu konuda üzgün ve rahatsız olduklarını, bina ve kat maliklerine yaşattıkları üzüntüden ötürü sıkıntı duyduklarını, ellerinden geleni yapmak istediklerini ancak bütçe nedeniyle yapamadıklarını söylüyorlar” dedi. Barışkan, “Kat araları konsolosluğa gelenler tarafından tuvalet olarak kullanılıyor. Bunu yapan insanlar işlemlerini halledebilmek için ne yapacağını şaşırmış, normal bir psikolojide değil” gözleminde bulundu.

BAKANLIĞA ŞİKAYET

Barışkan, Ralli Apartmanı’nın tarihi eser olmasının da ayrı bir tehlike doğurduğunu açıkladı. Bina önünde bekleyenlerin camları kırması ve duvarları tekmelemesinin de sıkıntı doğurduğunu vurguladı. Ralli Apartmanı adına Şişli Belediye Başkanlığı’na ve Dışişleri Bakanlığı’na şikayette bulunduklarını anlatan avukat Hesna Şatır, “Dışişleri Bakanlığı İstanbul Temsilciliği’ne ‘güvenlik, huzur, temizlik ve sükunetin’ sağlanması amacıyla yazdık, ayrıca telefon ettik. Gaziantep ve Ankara temsilciliklerinin kapanması dolayısıyla İstanbul’da yoğunluk daha da arttı” dedi.

‘Bir sabah şoka uğradık’

Modaevi Ralli Apartmanı’nda bulunan ünlü modacı Dilek Hanif konuyla ilgili, “(Suriye’nin) Ankara (Büyükelçiliği) kapanmadan önce bizim burada böyle bir sıkıntımız yoktu. Çok az bir sirkülasyon oluyordu. Bir sabah aniden şoka uğradık. Teşvikiye’de burası tarihi bir bina, güvenlik sıkıntıları yaşadık. Kendi mülküm olduğu için çıkıp gitmek istemiyorum. Sadece biz değil yoldan geçenler de sıkıntı yaşıyor, trafik engelleniyor. Sürekli böyle bir kaosun içinde olmak çok zor. Çok sık kavga sesleri duyuyoruz, endişeleniyoruz. Çok yoğun bir kalabalık var, çok zor zaman geçiren vatandaşlar var. Onların da bir suçu yok. Karda kışta onlar için üzülüyorum. Hamileler oluyor, çoluk çocuk oluyor. Hem bize hem kendi vatandaşına eziyet” dedi.

‘Kötü bir muamele var beni bu ilgilendiriyor’

Binanın giriş katında bir ofisi bulunan iç mimar ve tasarımcı Tayfun Mumcu ise Suriyelilerin durumuna üzüldüğünü belirterek, “Kapının önünde bu insanların Türkiye’ye kabul edilmelerinden sonra maruz kaldıkları kötü muamele beni çok etkiliyor. Buradaki işin ne olduğunu bilmem çok önemli değil; kapının önü Türkiye. Bu insanlar konsolosluğun görevlendirdiği insanlar tarafından kötü muamele görüyor; beni bu ilgilendiriyor. Çok sevimsiz şeyler oluyor. Gelen insanlar çok zor durumda. Belli ki sınırdan girdikleri şehirden bu işlemleri yapmak için ayrıca geliyorlar. Ne şartlarda nerede kalıyorlar bilmiyorum ama çok kısa zamanda bu işleri halledip dönmek istiyorlar. Bunun stresi var. Dairenin yetersiz kalmasından dolayı işlerinin uzaması var. Bu insanlar ülkelerini terk edip gelmiş insanlar, duyguları da yüksek; sinirleniyorlar, heyecanlanıyorlar, üzülüyorlar; çoğu zaman çocuklarıyla ağlayan kadınlar oluyor. Binada tuvalet ihtiyaçlarını giderecekleri bir yer gösterilmiyor, susayanlar olabiliyor. Buraya binlerce insan geldi, ancak hepsi de kötü muameleye maruz kaldı” dedi.
Ralli Apartmanı’nda Papko sanat koleksiyonu olan işadamı ve koleksiyoner Öner Kocabeyoğlu, “Burada daha önce polis vardı, şu an yok. Burayı koruması gereken polis. Can güvenliği yok çünkü aşağıda detektör yok. Bütün katlarda sigara içiliyor. Konsolosla konuştum o da bu durumdan muzdarip ama çözüm yok. Burada bulunan sanat eserleri de tehlikede, bir olay olsa ne olur bilmiyorum” dedi.