Suriyeli göçmen düzenlemesi, Türkiye'deki yerleşik yabancıları da vurdu

Suriyeli göçmen düzenlemesi, Türkiye'deki yerleşik yabancıları da vurdu
Suriyeli göçmen düzenlemesi, Türkiye'deki yerleşik yabancıları da vurdu
Uzun yıllardır Türkiye'nin göçmen politikalarını araştıran Barbara Pusch'a göre, Suriyeli göçmenler odak alınarak 2013'de çıkarılan yasa başta Almanlar olmak üzere Türkiye'de uzun yıllardır yerleşik olan diğer grupları dezavantajlı hale getirdi. Ağırlıklı olarak Antalya ve Alanya'da yerleşik Almanların bir kısmı istenmediklerini düşünerek geri dönme planı yapıyor.
Haber: BARÇIN YİNANÇ - barçin.yinanc@hdn.com.tr / Arşivi

İki milyonu aşkın Suriyelinin varlığı doğal olarak Türkiye ’nin göçmen politikasının en büyük önceliğini oluşturuyor. Ancak Suriyeli göçmenler odak alınarak yapılan yasal düzenlemeler, başta Avrupalılar olmak üzere yıllardır Türkiye’de yerleşik yaşayan diğer gruplar fazlaca düşünülmeden hayata geçirilince, pek çoğu kendisini dezavantajlı bir konumda buldu.

Uzun bir süredir Türkiye’de yaşayan ve göç konularını çalışan Barbara Pusch’a göre geçmişteki yasal boşlukları olan sistemden; yasalarla düzenlenmiş yeni sisteme geçişin kaosu yaşanıyor. Yasal düzenlemeler sırasında Suriyeliler dışında kalanların durumlarının gözardı edilmiş olması yıllardır Turkiye’de yerleşik yaşayan bazı grupların artık burada istenmedikleri hissine yol açmış.

Orient-Enstitüsü İstanbul’da araştırma görevlisi olarak çalışan Barbara Pusch 2014-2015 dönemi için de Sabancı Üniversitesi’ne bağlı Istanbul Politikalar Merkezi’nde bir yıllık bir araştırma projesi yürütüyor. Pusch Türkiye’nin değişen göç politikalarını anlattı:

YABANCI İLE GÖÇMEN FARKLI

Türkiye’de yabancı ve göçmen diye bir ayırım yapılıyor. Türk kökenli ve Müslüman olanlara göçmen deniyor. Göçmenler “kardeş” ya da “bizden” kabul ediliyor.

Dünyada bir ülkeden başka bir ülkeye yerleşmek için göç eden herkese göçmen denir. Türkiye’de ise örneğin ben göçmen olarak kabul edilmiyorum. Yıllardır Türkiye’de yaşamama karşın, ismim Barbara olduğu için ve Müslüman olmadığım için sonuna kadar yabancı olarak kabul edileceğim. Bunu bir eleştiri olarak söylemiyorum ama böyle bir ayırım var. Göçmenler çok daha kolay vatandaşlığa geçerken, 1930’lardan 2003 yılına kadar geçerli kanunlar yabancılar için 72 iş koluna yasaklama getirmişti.

GÖÇMEN POLİTİKASI DEĞİŞİM SÜRECİNDE

2003, Türkiye’nin göçmen politikasında bir dönüm noktasıdır. AB’ye uyum sürecinde yasal düzenlemeler yapıldı. Tabii güncel şartlar da bu değişiklikleri gerektirdi. 2000’li yıllara gelindiğinde pek çok şey değişmişti. Türkiye daha çok yabancı yatırım çekmek istiyordu; turizm sektörü gelişiyordu. Türkiye’nin çevresinde çatışmalar arttı. Gelen göçmenlerin çeşitliliği arttı. Yaşlanan toplum ve kadınların istihdama daha çok katılmasıyla, çocuk ve yaşlı bakımı için yabancı kadın istihdam edilmeye başlandı. Yabancı kadınlar için çalışma izni almak çok zordu, 2012’den beri çalışma izinlerinde büyük bir artış var. Öte yandan 2003 sonrası yapılan değişiklikler de güncel şartlarla başa çıkma konusunda yetersiz kalınca 2013’te yabancılar ve uluslararası koruma yasası çıktı. Bir de çalışma izniyle ilgili bir taslak kanun var.

İLK KEZ DAİMİ İKAMET İZNİ

Türkiye’nin göçmen tarihinde ilk kez daimi ikamet izni tanındı. Şimdiye kadar yabancıların böyle bir hakkı yoktu. Ama geçiş döneminden kaynaklanan bazı sorunlar var. Geçmişte bazı yasalar vardı ama sistem doğru dürüst işlemediği için pek çok şeye göz yumuluyordu. Yaşa dışı yapılan bir şey yoktu ama insanlar gri alanlardan yararlanıyordu. Ama uzun süredir bu sistemle yaşayan insanlar  birdenbire kendilerini büyük bir bürokrasi dağıyla karşı karşıya buldular ve her şeye sıfırdan başlama durumuna geldiler.

Örnek vermek gerekirse; eskiden kısa dönemli ikamet izninin yenilenmesi, başvuru, izin tarihi bittikten çok sonra da yapılmış olsa mümkündü. Yani pek çok insanın oturma izinlerinin süreleri arasında kesintiler var. Şimdi bu insanlara, bu kesintiler nedeniyle daimi ikamet izni alamayacağı söyleniyor. Halbuki geçmişte daimi ikamet izni diye bir şey olmadığı gibi, insanlar daimi ikamet izni almak için kısa süreli ikamet izinlerinde süreklilik olması gerektiği kuralını önceden öngöremezlerdi.

Üstelik eskiden kısa dönem ikamet iznini beş yıllığına alırken şimdi bir yıllık alınabiliyor. Yani neredeye 20 yıldır Türkiye’de yerleşik yabancılar her yıl izinlerini yenilemek için başvuru yapmak zorundalar.

1 yıllık ikamet izni alanların Türkiye dışında bulunma sürelerine de sınırlama getirildi. 120 gün. Düşünün emekli bir Alman Noel’de Almanya’ya gidiyor; ama hastalanıp tedavi görmeye başlayınca, daha önce Türkiye’de bulunmadığı günler de eklenince 120 günü aşıyor. Bu durumda ikamet izni iptal oluyor ve yenileme hakkı da bulunmuyor. Halbuki bu kişi Türkiye’den ev almış.

Özellikle güney sahillerinde yaşayan Almanlar dezavantajlı duruma düştüklerini ve burada artık istenmediklerini düşünüyorlar. Bazıları geri dönme planı yapıyor. Bunun Antalya bölgesi için muhakkak bazı etkileri olacaktır.

YASANIN ODAĞINA SURİYELİLER YERLEŞİNCE...

Hükümetin kasıtlı bir yaklaşım içinde olduğunu düşünmüyorum. Yasa hazırlanırken kafalarda tek konu vardı o da Suriyelilerdi. Yasa ilk kez Türkiye’ye gelenler için dizayn edilmiş, daha önceden burada yerleşik olanlar için bir geçiş süreci öngörülmemiş. Yasanın diğer gruplar üzerindeki yan etkileri üzerinde fazlaca düşünülmemiş. Ama geçiş döneminde bazı esneklikler tanınabilirdi.

Zaten bu gruplar sorun yaratan gruplar da değildi. Mesala Almanların sayısı 90 bin ila 120 bin arasında olduğu tahmin ediliyor. Ama yine de Türkiye’deki en büyük AB grubu ve kimi azınlıklardan daha büyük bir grup.

YENİ YASA, YENİ KURUM, DAHA ÇOK KAOS

Bir başka sıkıntı da şu. Yeni yasayla birlikte yeni bir kurum kuruldu. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü. Eskiden bu işe poliste yabancılar şubesi bakardı. Ancak yasa yürürlüğe girdikten sonra gelen Suriyelilerin sayısı beklenenin de üstüne çıktı. Tamamen yeni bir kurum var, yeterli eleman yok, olanlar da tecrübeli değil. Çok zor durumlara. Buna diğer konular da eklenince ortaya geçiş dönemindende kaynaklanan bir kaos çıkıyor.

ULUSLARARASI PRATİKLERE UYMUYOR

Daimi ikamet izni almak için son beş yılda Türkiye dışında geçirdiğiniz sürenin 350 günü geçmemesi gerekiyor. Bu sınırlama ile nasıl bir globay oyuncu olabilirsiniz. İşi nedeniyle çok sık seyahat etmek zorunda olan bir işadamını yada bir profesörü düşünün; üstelik Türkiye dışında yaşayan aile üyelerini ziyaretler de sözkonusu.

Çalışma izinlerinin çoğu belirlenmiş bir süre için veriliyor. Bir, İki ya da üç yıllık. Ama en önemli borun, çalışma izni bir iş türü ve bir şirket için veriliyor. Bir sekreter şirket değiştiremiyor yada aynı şirket içinde başka işe geçemiyor. Zaten daimi çalışma izni az veriliyor: 2013’te sadece 94 tane verilmiş; belirli süre için verilen izin ise 45 bin. Bu da “yabancılar” için uzun dönemli katılımcı bir bakış olmadığını gösteriyor.