Susurluk çantası bulundu!

Susurluk çantası bulundu!
Susurluk çantası bulundu!

Hoştan, Çatlı?nın çantasının kendisinde olduğunu içindekileri Çatlı?nın karısına verdiğini söyledi.

Susurluk kazasından sonra arabanın bagajından alınan Çatlı'nın çantasının akıbeti Ergenekon davasında ortaya çıktı. Sami Hoştan: Çanta bende. İçinde sadece, para ve kızının kolyesi vardı
Haber: SERKAN OCAK / Arşivi

İSTANBUL - Ergenekon davasının dünkü duruşmasında söz alan Susurluk davası hükümlüsü ve tutuklu sanık Sami Hoştan 13 yıllık bir sırrı açıkladı. Susurluk’ta 3 Kasım 1996 yılında meydana gelen kazada ölen Abdullah Çatlı’nın kaybolan çantasının kendisinde olduğunu söyleyen Hoştan, “İçinde kızının kolyesi, 26 bin Mark, küçük eşyalar vardı” dedi.
Silivri Cezaevi’nde devam eden Ergenekon davasının 46. duruşmasına yıllar sonra gelen bir itiraf damgasını vurdu. Duruşmada Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bolluk’un İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde çapraz sorgusu yapılırken söz alan Hoştan, Bolluk’un savunmasında Susurluk’tan çok söz ettiğini belirterek, bu konuda bazı  şeyler söylemek istediğini kaydetti. Kazayı ilk duyduğunda olay yerine gittiğini, Çatlı’nın cenazesini alan ve gömenin kendisi olduğunu belirten Hoştan, Çatlı’nın eşyasını alıp ailesine de kendisinin teslim ettiğini söyledi. Hoştan , “Çanta da bende. Karar günü size teslim edeceğim” dedi. Bunun üzerine Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, “Çanta boş mu?” diye sordu. Hoştan da “Boş” diye cevap verdi.
Hoştan şunları söyledi: “Herkes çanta yok Veli Küçük’te yok Drej Ali’de diyor. Bunlar doğru değil. Çanta bende. Çantanın içinde (Abdullah Çatlı’nın) kızı Sevcan’ın kolyesi, 26 bin Mark, ufak tefek eşyalar vardı. Kaza anında olay yerine ilk ben gitmiştim. Arabadaki eşyaları ilk ben aldım. Çantada bilgi ve belge olsa ben bilirim. Çantayı eşine teslim ettim. Çanta bende kalsın içindekileri alın dedim. Eşi de kabul etti. Sonuçta bu sepkülasyonları duyduktan sonra dava bittiği gün karar günü bu çantayı getirip size teslim edeceğim.”

Herkesin bir çanta hikâyesi oldu
Çatlı’nın kayıp çantası Susurluk skandalının en merak edilen konularından biriydi. Gıyabi tutuklu olarak aranırken 1999 yılı Ocak ayında yakalanan Haluk Kırcı, ifadesinde Çatlı’nın kayıp çantası ile ilgili ayrıntılı bilgiler vermiş ve “Bu çanta, Abdullah Çatlı’nın sürekli yanında taşıdığı, yanından hiç ayırmadığı bir çantaydı. İçinde Mikro Uzi marka bir silah, telefon fihristi, şahsi belgeleri ve günlük benzeri bir defteri vardı. Eğer çanta bulunursa Susurluk çözülür. Çatlı bütün ilişkilerini o defterine yazıyordu” demişti.
Susurluk kazasında yaralanan Sedat Bucak’ın koruması Ercan Ersoy ise kayıp çantayı Bucak’ın özel şoförü Gani Kızılkaya’nın sakladığını öne sürmüştü. Susurluk davasında yargılanan Bucak’sa 2004’te  içinde Çatlı’ya ait çantadaki bazı belge ve fotoğrafların bulunduğunu öne sürdüğü zarfı mahkemeye sunmuştu. Burada Çatlı’nın bazı üst rütbeli askerlerle fotoğraflarının, Sakıp Sabancı tarafından imzalanmış bir kitabın olduğu öne sürülmüştü.
Genelkurmay Başkanlığı’nın Ergenekon mahkemesine gönderdiği yazıda, İP’nin Genel Merkezi’ndeki aramalarda ele geçirildiği öne sürülen ‘Karargâhevleri’ isimli belgede adı yer alan askeri personelle ilgili soruşturma yürütüldüğü belirtildi. Yazıda, söz konusu belgede adı geçenlerin askeri personel olduğu ve haklarında 31 Mayıs 2008’de soruşturma başlatıldığı vurgulandı.