Susurluk davasında karar 24 Ekim'e kaldı

Susurluk davasının temyiz duruşması Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nde yapıldı. Karar, 24 Ekim'de açıklanacak.

Susurluk'taki trafik kazasından sonra ortaya atılan iddialarla ilgili olarak yargılanan Özel Harekat Dairesi eski Başkan Vekili İbrahim Şahin ile MİT eski görevlisi Korkut Eken'in 6'şar, özel harekatçı eski polis memurlarının da aralarında bulunduğu 12 sanığın da 4'er yıl ağır hapis cezasına çarptırıldığı davanın temyiz duruşması Yargıtay'da yapıldı. Yargıtay 8. Ceza Dairesi Başkanı Naci Ünver, temyiz istemine ilişkin kararın 24 Ekim 2001'de, saat 09.00'da açıklanacağını
bildirdi.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin temyiz incelemesini yaptığı davanın duruşması, dairenin salonunun küçüklüğü nedeniyle ceza genel kurulu salonunda gerçekleştirildi. Duruşmaya sanıklardan sadece Ayhan Çarkın katılırken, sanık Yaşar Öz'ün avukatı dışındaki tüm sanıkların avukatı hazır bulundu. Davanın diğer sanıklarından Sami Hoştan ile Oğuz Yorulmaz'ın Yargıtay'a geldikleri, ancak duruşma salonuna girmedikleri görüldü.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi Başkanı Naci Ünver, duruşma başlamadan önce avukatlara, savunmalarının hukuki sınırlar içinde kalması uyarısında bulundu. Daha sonra, sanık Korkut Eken'in avukatı Önder Barlas, savunmasını yaptı. Eken'in 'Basit, aşağılık bir çete yöneticisi olarak nitelenemeyeceğini, uzun yıllar Türk Silahlı Kuvvetleri'nde görev
yaptığını, hep ilklere imza attığını' söyleyen Barlas, Eken'in terör örgütü PKK'ya karşı verilen mücadelede 'büyük bir rol' oynadığını kaydetti.
Sanık Ali Fevzi Bir'in avukatı Adnan Uçar da müvekkilinin suçlu olduğuna ilişkin herhangi bir bilgi ve belge olmadığını, suçlamaların anlatımlara dayandığını ve Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 313'üncü maddesindeki suçun unsurlarının oluşmadığını savundu. Sanık Sami Hoştan'ın avukatı Hüsamettin Nişancı ise yargılamanın tamamen usule aykırı olarak yapıldığını söyledi. Aynı davada yargılanan Mehmet Ağar hakkındaki işlemler durdurulurken müvekkili hakkında yargılamaya devam edilmesinin usule aykırı olduğunu savunan Nişancı, Tarık Ümit'in kaçırılması ve öldürülmesi olayının müphem olduğunu belirtti.
Davanın sanıklarından Haluk Kırcı'nın avukatı Hüseyin Ayan da savunmasında basını suçladı. Sanığa raporlu olmasına rağmen son sözü sorulmadan karar verilmesinin tek başına bozma nedeni sayılacağını iddia eden Ayan, "1980 öncesindeki kanlı terör eylemlerini yapan sol örgütlerden özellikle 68 kuşağından olanlar, 1980 sonrasında medyayı ele geçirdiler. Bu dava ve Topal davası, bunların baskısıyla açıldı" dedi.
Sedat Bucak'ın korumalığını yapan sanıklar Enver Ulu, Oğuz Yorulmaz ve Ercan Ersoy'un avukatları da sanıkların terörle mücadelede 'sıcak' olarak yer aldıklarını, devlet tarafından verilen koruma
görevini yerine getirdiklerini, Susurluk'ta meydana gelen kazadaki aracın içinde bulunan silahlarla bir ilgilerinin bulunmadığını ileri sürdü.
Sanıklardan Ayhan Çarkın'ın avukatı Yadigar Gürbüz ise Çarkın'ın terörle mücadelede önemli rol üstlendiğini, ancak 'terör yaratan' konumuna getirildiğini ileri sürdü. Gürbüz, iddiaların müphem ve soyut olduğunu savundu. Sanık Ayhan Çarkın da "Bu davayla hukuk devleti katledilmektedir" diye konuştu.
Sanık İbrahim Şahin'in avukatı Uğur Önder, müvekkili hakkında varsayımlara dayalı bir senaryo üzerine mahkumiyet kararı verildiğini, bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu öne sürdü. Şahin'in, resmi görevi nedeniyle Özel Harekat Dairesi'nde çalışan polislerle biraraya geldiğini ifade eden Önder, "Müvekkilim ve polisler, kendi iradeleriyle değil, resmi bir görevle bir araya gelmişlerdir. TCK'nın 313/2-4'üncü maddelerine dayanılarak müvekkilim hakkında hüküm kurulamaz. Bu yönde dosyada hiç bir delil yoktur" dedi.
Son sözleri sorulan sanık avukatları, davanın esastan ve usulden bozulmasını istediler. Sanık Çarkın ise beraatini talep etti. Yargıtay 8. Ceza Dairesi Başkanı Naci Ünver, temyiz istemine
ilişkin kararın 24 Ekim 2001'de, saat 09.00'da açıklanacağını bildirdi.