Susurluk kararı 11 Aralık'a kaldı

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Başsavcı'nın 8. Ceza Dairesi'nin bozma kararına yaptığı itirazın incelenmesini, 11 Aralık'a bıraktı.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih¶
Kanadoğlu'nun, Susurluk Davası'nda 8. Ceza Dairesi'nin, 'eksik soruşturma' gerekçesiyle verdiği bozma kararına yaptığı itirazın incelenmesi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nda üçte iki çoğunluk sağlanamadığı için 2. görüşmeye kaldı. 2. görüşme, 11 Aralık Salı günü yapılacak.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bugün yaptığı toplantıda, Başsavcı Kanadoğlu'nun, Susurluk Davası'nda 8. Ceza Dairesi'nin, 'eksik soruşturma' gerekçesiyle verdiği bozma kararına yaptığı itirazı görüşmek üzere toplandı.
Ceza Genel Kurulu, itirazı ilk görüşmede karara bağlayamadı. İtirazın reddi veya kabulü için katılan üyelerin 3'te 2 çoğunluk oyu sağlanamadı. Bu nedenle, itirazın karara bağlanması ikinci görüşmeye kaldı.
İkinci görüşme 11 Aralık Salı günü yapılacak. Bu görüşmede, itirazın reddi ya da kabülü için katılan üyelerin salt çoğunluğunun oyu aranacak.
Ceza Genel Kurulu'na 24 üye katıldı. Bu üyelerden 13'ü itirazın kabulü yönünde oy kullanırken, 11'i reddi yönünde oy kullandı. Herhangi bir kararın çıkması için 3'te 2 üyenin oyuna tekabül eden en az 16 üyenin oyu gerekliydi.

İTİRAZ

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 14 sanıklı Susurluk Davası'nı 'eksik soruşturma' gerekçesiyle oybirliği ile bozmuştu. Daire, eksik soruşturma olarak 'bazı sanıkların gizli celse istemleri konusunda bir karar verilmemesini ve Ömer Lütfü Topal'ın öldürülmesine ilişkin dava sürecine ilişkin bilgi alınmamasını' göstermişti.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, bu karara itiraz etmişti. Kanadoğlu, bu davanın, kazanın meydana geldiği ilçenin adıyla özdeşleşerek 'Susurluk Davası 'adıyla kamuoyuna mal olduğunu,¶Türkiye'nin temiz toplum özleminin simgesi haline geldiğine' dikkati çekmişti.
Başsavcı Kanadoğlu, duruşmaların aleniyetinin sanıkların güvencesini sağlayan bir ilke olduğunu, duruşmaların aleniyetinin¶
'asıl', yaş durumu dışında
gizliliğin 'istisna' olduğunu vurgulamıştı.
'Gizliliğin ihlali' gibi bir kavramın Ceza Usul Hukuku'nda bulunmadığına işaret eden Kanadoğlu, "Yüksek Daire'nin bozma ilamına¶
dayanak yaptığı 'savunma hakkı' ve 'olayların aydınlanması' ölçütlerine göre gizlilik kararı verilmesi kanunen mümkün değildir' demişti.

ZAMANAŞIMI

Kanadoğlu, davanın zamanaşımına uğrayacağına da dikkati çekmişti. Ömer Lütfü Topal'ın öldürülmesine ilişkin davanın bu davayla bir ilişkisinin bulunmadığını ifade eden Kanadoğlu, sanıklar hakkında suç işlemek için teşekkül oluşturmaktan dava açıldığını, bu suçun oluşması için ayrıca bir suç işlenmesinin aranmayacağını belirtmişti.
İstanbul 6. No'lu DGM, sanıklardan İbrahim Şahin ve Korkut Eken'i TCK'nın 313/ 2-3-4. maddeleri gereğince 6'şar yıl, diğer sanıklar Oğuz Yorulmaz, Ayhan Çarkın, Ercan Ersoy, Enver Ulu, Mustafa Altunok,
Fevzi Bir, Sami Hoştan ve Haluk Kırcı'yı da 4'er yıl ağır hapis cezasına mahkum etmişti.
Bu arada, Susurluk Davası'nın bazı sanıklarının da aralarında bulunduğu Ömer Lütfü Topal'ın öldürülmesine ilişkin dava, geçtiğimiz günlerde karara bağlanmış ve bütün sanıklar, 'delil yetersizliğinden' beraat etmişti.