Susurluk'ta soğuk duş

Susurluk çetesiyle bağlantılı 'kayıp silahlar' davasında 15 sanıktan 10'u zamanaşımı, dördü de afla kurtuldu. Verilen tek ceza ise paraya çevrilerek ertelendi.
Haber: ADNAN KESKİN / Arşivi

ANKARA - Ankara 6. Asliye Ceza Mahkemesi, Susurluk çetesiyle ilişkili 15 sanıklı
'kayıp silahlar' davasını cezasız sonuçlandırdı. Mahkeme, davanın Özel Harekât Şefi İbrahim Şahin'in de aralarında bulunduğu 10 sanıkla ilgili bölümünü zamanaşımı, dört sanıkla ilgili bölümünü ise suçun af kapsamına girmesi nedeniyle ortadan kaldırdı. Davada tek bir sanık ceza aldı,
onun cezası da paraya çevrilip ertelendi. Sanıklar mahkemeye teşekkür etti.
1994'te bedelinin örtülü ödenekten
ödendiği ortaya çıkmasına karşın kayıtlara hibe olarak giren 10 adet 22 kalibre Baretta marka ile bunlara ait susturucu, 10 adet 9 mm. Micro Uzi ile 10 adet 9 mm. Micro Uzi SMG marka tabancanın kaybolmasıyla ilgili dava 7.5 yılda bitirilemeyince, sanıkları sevindiren sürpriz kararlarla sonuçlandı.
İlk yargılamada Baretta marka tabancalardan birinin 3 Kasım 1996'da Susurluk'ta meydana gelen trafik kazasında DYP Milletvekili Sedat Bucak'ın Mercedes marka arabasında ele geçirildiği, diğer silah ve malzemenin ise bulunamadığı tespiti yapılan davaya, dün Ankara 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Duruşmaya iki sanıkla avukatları ve İçişleri Bakanlığı avukatı katıldı. Sanık avukatları 'görevi ihmal etmek' suçunun (TCK 230.md) Af Yasası kapsamına girdiğini belirterek davanın ertelenerek bitirilmesini istedi.
'Görevi ihmal var' ama...
Mahkeme Başkanı Oktay Saday, bunun üzerine Emniyet Özel Harekât Dairesi eski Başkanvekili İbrahim Şahin, dönemin Antalya Özel Harekât Kursu Depo Sorumlusu Mustafa Büyük ve dönemin Özel Harekât Dairesi Depo Sorumlusu Uğur Çevik, Operasyon Şube Müdürü Lütfi Eraslan, dönemin Emniyet Müdürü Şemsettin Canpolat, Sayım ve Muayene Komisyonu Başkanı Sezai Boran ve komisyon üyeleri Niyazi Pek, Arif Yıldız, Hasan Kozan ve Ali Durmuş hakkındaki davayı, 'bugüne kadar 7.5 yıllık yasal zamanaşımı süresi dolduğu' gerekçesiyle ortadan kaldırdı.
Başkan, eski Emniyet Genel Müdürlüğü İkmal Dairesi Başkanı Necmettin Ercan, eski Dış Tedarik Şube Müdürü Mustafa Tekin Hatipoğlu, eski Akreditif ve Gümrük İşleri Büro Amiri Nazmi Kara ile aynı yerde görevli polis memuru Ömer Aydoğan'ın suçunu, TCK'nın 230. maddesinde düzenlenen görevi ihmal olarak gördü. Ancak daha sonra bu suçun 4616 sayılı Af Yasası kapsamına girdiği gerekçesiyle davayı bu sanıklar yönünden erteledi.
Sanıklardan teşekkür
Mahkeme davada yalnızca eski İkmal Dairesi Depo Şube Müdürü Musa Teber'i önce TCK'nın 240. maddesi uyarınca görevi kötüye kullanmaktan cezalandırdı, ancak daha sonra bunu da para cezasına çevirerek erteledi.
Böylece hapse girme tehdidinden kurtulan sanıklar ve avukatları, mahkeme başkanına 'çok teşekkür ediyoruz' diyerek memnuniyetlerini ifade etti.
Mahkeme ilk yargılamada 14 sanığı beraat ettirirken, yalnızca İbrahim Şahin'e 'görevi ihmal suçundan' 1 yıl hapis cezası vermişti. Ancak karar Yargıtay 4'üncü Ceza Dairesi'nce
"Şahin'e daha ağır ceza verilsin, diğer sanıkların durumu da yeniden tartışılsın" denilerek bozulmuştu.
Çete suçları hep cezasız
Mahkemenin dünkü kararı, Susurluk Çetesi davasında mahkûm edilen Özel Tim şefi Şahin'e ikinci iltimas oldu. Şahin'le birlikte sekiz üst düzey emniyetçi hakkında 'İranlı uyuşturucu kaçakçısını korumak için zincirleme sahtecilik yapmak' suçundan açılan dava da, zamanaşımına uğratılarak düşürülmüştü.
Umutlar zayıfladı
Bu kararlarla, temiz toplum için çete ve suçlarına ceza umutları büyük ölçüde zayıfladı. Çete suçları birer birer zamanaşımına uğratılırken, ortada yalnızca ana Susurluk davasında çete kurmak ve yönetmekten verilen cezalar kaldı. Anayasa Mahkemesi çete suçunu af kapsamına alırsa, devlet içindeki çeteleşmeler tümüyle cezasız kalacak.