Tabiat kanununa 'Gezi' rötarı

Tabiat kanununa 'Gezi' rötarı
Tabiat kanununa 'Gezi' rötarı
Gezi Parkı eylemleri, 'Tabiat Kanunu'nu erteletti. İzleme Girişimi: Bu yasa korunan tüm alanları tehdit ediyor. Rafa kaldırmak yerine değiştirilmeli.
Haber: SERKAN OCAK - serkan.ocak@radikal.com.tr / Arşivi

121 sivil toplum örgütünün oluşturduğu Tabiat Kanunu İzleme Girişimi’nin sözcüsü Hüsrev Özkara, Gezi Parkı ile oluşan tepkiden çekinildiği için Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu tasarısının geri çekildiğini söyledi.
Kamuoyunda ‘Tabiatı Kanunu’ olarak bilinen Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı, Çevre Komisyonu ve diğer komisyonlarda görüşülmüş, uzun süredir TBMM gündeminde bekliyordu. Tabiat Kanunu tasarısının genel kurulda görüşüleceği sırada Gezi Parkı olayları başladı. Tabiat Kanunu’nun görüşülmesi askıya alındı. Tabiat Kanunu İzleme Girişimi’nin sözcüsü Özkara, “Eğer Meclis’te görüşülseydi, Gezi Parkı’yla başlayan tepkileri arkamıza alır, tabiatı katledecek bu kanunun önüne geçmiş, maddelerini düzeltmiş olabilirdik. Korktular. Yasayı geçiremeyeceklerini düşündüler. Askıya aldılar. Başka bir zamana bırakacaklar. Bu yasa ne kadar korunan alan varsa tamamını tehdit ediyor. Gezi Parkı, Tabiat Kanunu’nun yanında masum kalır” dedi. 

Ne yapılmalı?
 
Özkara’ya göre yasanın tabiat açısından riskli ve değişmesi gereken maddeleri şöyle:
“Yasa katılımcı olmalı, bunun yolu var. 2011’de hazırlanan tasarı metninde 3 kurul vardı. Ulusal ve mahalli ‘Tabiatı ve Biyoçeşitliliği Koruma Kurulu’ ile bilim kurulu. Bu kurullar kaldırıldı. Ayak bağı olmasın istendi. Yasada mutlaka bu kurullar yer almalı. Bir doğa statüsü belirlenirken bu kurulların görüşleri alınmalı.”
TBMM Çevre Komisyonu Başkanı AKP milletvekili Erol Kaya’nın ‘Tüm tarafların görüşlerini aldık’ açıklamasına da tepki gösteren Özkara, “Evet görüşlerimizi aldılar. Ancak yasa tasarısı hazırlanırken dikkate almadılar. Aynı yanlışı Gezi Parkı’nda da yaptılar. İnsanların görüşü alınsa ve bu görüşler de dikkate alınsa bunlar yaşanmazdı” diye konuştu.
Üstün kamu yararı adı altında korunan alanların HES’lere, nükleer santrallara açılabileceğini vurgulayan Özkara, şöyle devam etti: “Koruma değil, nasıl kullanırım amacı taşıyan bir yasa. Yasayla artık idare mahkemeleri de yapılanları durduramayacak. Korunan alanların yönetimi valiliklere verilecek. Bolu Valisi Abant’ın altını üstüne getirdi. Suni göller yaratmaya çalıştı. Havzadaki ağaçları su bastı, ağaçlar kurudu. Yeni bir tasarı metni hazırlanmalı. Doğayı katletmenin önünü açan maddeler değiştirilmeli ve muğlak ifadeler kullanılmamalı.”
Tabiat Kanunu Rize İkizdere’nin doğal sit alanı ilan edilmesinin ve 20’den fazla HES projesinin rafa kalkmasının hemen ertesinde ortaya çıktı. Gezi Parkı nedeniyle askıya alınan tasarı yasalaşırsa, Milli Park, Tabiat Parkı gibi alanların statüsü değiştirilebilecek. Doğal koruma alanlarında Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nı tek yetkili kılan tasarı, turizm teşvik kapsamındaki kıyılarda da fabrika, santralın önünü açıyor. ‘Üstün kamu yararı’ halinde ormanlar, sulak alanlar ve kıyıların imara açılmasına olanak sağlıyor.