'Tabloların efendisi' Katar

'Tabloların efendisi' Katar
'Tabloların efendisi' Katar
Son dönemin en büyük 'koleksiyoneri' Katar'ın 'sanata yatırdığı' para yılda 1 milyar doları buluyor. Bütçenin idarecisi ise yeni emirin kız kardeşi Mayassa.
Haber: GÖKÇE ÇALIŞKAN / Arşivi

Güzide bir Arap atasözü vardır: Yaralı atı yaşatma, öldür. Gayri safi yurtiçi hasılası yalnızca 180 milyar ‘dolarcık’ olan Körfez ülkesi Katar, bugüne kadar öne çıktığı icraatlarıyla atalarının salığından çıkmadığını göstermiş oldu. Sözgelimi, Katar’ın devrik Mısır lideri Muhammed Mursi’ye 2 yıl önce 8 milyar dolar verdiği biliniyor. Suriyeli muhaliflere 1 milyar dolar gönderildiği de yazılanlar arasında. Katar’ın parasını yatırdığı bir diğer alan ise futbol. Nitekim Lionel Messi’nin maaşını Barcelona değil Katar veriyor. Ancak son dönemde çoktandır el attıkları bir başka alan daha ortaya çıktı: ‘Koleksiyoncu’ Katar günümüz ressamlarının tablolarına ‘parmak ısırtan’ rakamlar ödüyor.
Verilecek tepki bilinmez ama Katar’ın ‘sanata yatırdığı’ rakam tahminen 1 milyar dolar. ABD ’deki Phillips müzayede evinin geliştirme sorumlusu, “Onlar sanat piyasasının en önemli alıcıları” diyor. Zira ABD’deki müzelerin yıllık bütçeleri, Katar’ın 1 milyar dolarının yanında bir hayli sönük kalıyor: New York Modern Sanat Müzesi, 2012 mali yılında 32 milyon dolar harcadı, Metropolitan Sanat Müzesi ise 39 milyon dolar. Katar, 2007’de ABD’li ressam Mark Rothko’nun ‘White Center’ (Ak Merkez) tablosuna 70 milyon dolar saydı. Damien Hirst’ün, hapları sıra sıra raflara yerleştirerek oluşturduğu eserine 20 milyon dolardan fazla ödediler ki bu yaşayan bir sanatçının bir eserinden kazandığı en yüksek rakam. Fransız ressam Paul Cézanne’ın ‘Kart Oyuncuları’ için 2011’de verdikleri 250 milyon dolar ise bugüne kadar bir tabloya ödenen en yüksek miktarın dört katı. New York Times’a göre, Katar’ın bu ‘eli açıklığı’ piyasaya da tavan yaptırdı. Onlar ana sahneye çıkmadan önce, bir Rothko tablosu için gözden çıkarılan en büyük rakam 22 milyon dolardı. Bu, Katar’ın ödediğinin yalnızca üçte biri.
İşin ilginci ise altı yıldır sanata ‘akıtılan’ bu parayı kimin yönettiğinin yeni yeni ortaya çıkması. Tüm bu alım-satımların idarecisi; bir önceki Emir Şeyh Hamad Bin Halife el Sani’nin kızı, şimdiki Emir Şeyh Temim’in de kız kardeşi olan Mayassa. 30 yaşındaki Mayassa’yı, Economist dergisi ‘sanat dünyasının en güçlü kadını’ olarak tanımlıyor. Yeri geliyor ‘Batılılar’ gibi giyiniyor, yeri geliyor siyah çarşaflara bürünüyor. Aile mensupları arasında ABD’ye okumaya giden bir tek o. Katar Müzeler İdaresi’ni yöneten Mayassa, danışmanları aracılığıyla sanat simsarları veya müzayedelerden doğrudan tablo satın alıp ‘ülkenin çeyizini’ yapıyor. 20 farklı müze açma niyetinde. Deyim yerindeyse Mayassa, müzayedenin sonunda tam tokmak vurulacakken en yüksek fiyatı veren ve herkesin büyük bir merakla başını döndürüp kim olduğunu görmeye çalıştığı kadın . O, sanat dünyasının ‘Muhteşem Gatsby’si; ortada kocaman bir şaşaa var ama gösterilerin mimarı her şeyi gizliden takip ediyor.
Mayassa tam bir ‘halk kadını.’ Tüm bunları Katarlılar iki resim görmek için kalkıp ta New York’lara kadar gitmesin diye yapıyor. 

‘Babam der ki...’

Vermek istediği bir mesaj da var: “Babam barışı sağlamak için öncelikle diğer kültürlere saygı duymamız gerektiğini söyler. Batılılar Ortadoğu ’yu anlamıyor. Akıllarına gelen ilk şey Usame Bin Ladin.” Bu sözlerdeki gizli sitem aşikâr ancak biraz sorgulamada da fayda var: Katar’ın bu sanat aşkı ‘gerçek’ mi, yoksa büyük bir ‘cesaret’ ile Batı’ya meydan okuma çabası mı? Yoksa sanat, Katar için önyargılara karşı “Ben size gösteririm” altmetinli bir nefsi müdafaa çeşidi mi? Nitekim Mayassa 2012’de en önemli sanat taciri Larry Gagosian’ı ağırladı ama onu ana sofraya bile oturtmadı. Ya da Katar ‘tabloların efendisi’ olunca Batı’ya üstünlük kuracağını mı düşünüyor? Peki ama ‘devşirme sanatla’ nereye kadar? Neden hiç Katarlı ressam yok?