Tahliye olan OdaTV yazarları: Kalemimizi kırmadık, devam

Tahliye olan OdaTV yazarları: Kalemimizi kırmadık, devam
Tahliye olan OdaTV yazarları: Kalemimizi kırmadık, devam

Coşkun tahliyeden sonra bu kez ziyaret için Silivri deydi. Musluk (altta) Sevincimiz buruk diyor.

Nedim Şener ve Ahmet Şık'la birlikte tahliye edilen Coşkun Musluk ve Muhammet Sait Çakır, Radikal'e 'içeride' geçen bir yılı anlattı.
Haber: ŞÜKRÜ OKTAY KILIÇ / Arşivi

İSTANBUL - OdaTV yazarı Coşkun Musluk, Çağlayan Adliyesi’nden Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ne gitmek üzere yola çıkan cezaevi aracında aldı tahliye haberini. Aynı davada tutuklu yargılanan Soner Yalçın ve Barış Terkoğlu’nun da bulunduğu cezaevi aracındaki 2 metrekarelik bölmede buruk bir sevinç yaşadı. Musluk, haberi aldığında yanı başında olan iki arkadaşının neden özgürlüğüne kavuşamamış olduğuna içerlediği o anları şöyle anlattı:
“Aslında en başından beri tahliye bekliyorduk. Fakat 10 kadar duruşma boyunca özgürlüğümüze kavuşamadığımızdan umutsuzluğa kapılmaya başlamıştık. Tutukluyken fazla umutlanmak düş kırıklığıyla sonuçlandığında çok kötü olduğundan kararı kayıtsızlık içinde beklemeye gayret ediyordum. Kim tahliye edilirse edilsin hepimiz seviniyoruz. Soner Yalçın da Barış Terkoğlu da elbette bizim kadar sevindiler. Fakat illa ki buruk olan bu sevinç, bu davadan ve diğer benzer davalardan haksız yere hapiste bulunan herkes çıkana dek, asla tam manasıyla mutluluğa dönüşmeyecek.”
Coşkun Musluk, tahliyesinden 10 gün önce gazeteci Mustafa Balbay’ın tecrit koğuşuna yerleştirilmişti. 10 günde aralarında sanki ‘yılların dostluğu’ oluşmuş:
“Biz daha yoldayken, Balbay televizyondan öğrenmiş tahliye olduğumu. İçeri girdiğimde beni ayakta karşıladı, sarıldık. Büyük bir sevinç yaşadık. Hatta ben daha şaşkındım, eşyalarımı benden çok Balbay topladı. Tahliye yazısı cezaevine ulaşana kadar son çaylarımızı içtik. Vedalaşmak, Balbay’ı geride, demir kapı ve parmaklıkların ardında yeniden bir başına bırakmak üzüntü verici oldu. Kalbimin yarısı onunla kaldı.”
“Bir müddet sonra yine yazmayı düşünüyorum. Bu kadar haksızlığın olduğu bir dönemde sessiz kalabilmek pek mümkün ve doğru değil” diyen Musluk, akademik kariyerine de kaldığı yerden devam edecek.
Bir diğer OdaTV yazarı Muhammet Sait Çakır ise önceki gün kısa bir süreliğine arkadaşlık ettiği Tuncay Özkan’a destek olmak amacıyla henüz yeni tahliye olduğu Silivri’ye gitti. İkinci Ergenekon duruşmasının görüleceği salona yürürken, öğle arasına çıkmış olan gardiyanlara dikkatle bakmış: “Acaba tanıdık görebilir miyim diye bakıyorum. Onlarla çok iyi arkadaşlıklar kurduk.”
Cezaevinde tecrübe ettiklerini, okuduklarını düşündüğünde içeride kaldığı bir yılı kayıp değil kazanım olarak gördüğünü söylüyor ve ekliyor: “Cezaevinde 100’ü aşkın gazeteci var ve biz tahliyelerimizle bu sayıyı eksiltemedik. Tek burukluğum duruşmamızın yaklaşık 100 gün sonraya ertelenmesi ve çok sevdiğim dostlarımın bu süreyi cezaevinde geçirecek olması.” 

Tuncay Özkan’ın uğuru
Çakır, Tuncay Özkan’la aynı koğuşta geçirdikleri kısa sürede pek çok şey paylaştıklarını söylüyor:
“Tuncay Bey’in bir uğuru varmış. Kim yanına gelirse tahliye oluyormuş, ben tahliyeyle uğurladığı beşinci kişiymişim. Ben Tuncay Özkan’ı Nazlıcan’ın babası olarak tanıdım. En büyük üzüntüsünün kızına mektupla babalık yapmak olduğunu söylüyordu. Tahliye haberinin ardından Tuncay Bey hemen kahve yaptı ve içtik. Duygusal bir konuşma yaptık. Benim içimde, hücre arkadaşımı betondan bir mezarlıkta yalnız bırakmanın hüznü vardı.”
“Kalemimi kırmadım” diyen Çakır, yazılarına kaldığı yerden devam etmek istiyor.