Taksim Dayanışması: Bu yaptığınız suçtur!

Taksim Dayanışması: Bu yaptığınız suçtur!
Taksim Dayanışması: Bu yaptığınız suçtur!
Taksim Dayanışması, 'öğrenci ve taraftarlardan terör örgütü çıkarma çabalarını, keyfi gözaltı ve tutuklamaları eleştirerek 'dayanışma' çağrısı yaptı.

Taksim Dayanışması, tutuklama ve gözaltılara ilişkin yaptığı açıklamada “Gezi Parkı süreci için ‘darbeye zemin hazırlama metaforunu’ kullananların, ev baskınları, keyfi gözaltı, çıplak arama, zorla parmak izi, kötü muamele, polis fezlekesinden iddianame, taraftar grubundan, üniversite öğrencisinden ve meslek odasından ‘terör örgütü çıkarma’ gibi darbe dönemi yöntemlerine başvurmaları son derece düşündürücüdür” dedi.

Taksim Dayanışması, Taksim Hill Otel’de basın toplantısı düzenlendi. Açıklama öncesi Taksim Dayanışması’nı oluşturan 124 parti, sivil toplum örgütü ve meslek odasında üyeler kendilerini ve kurumlarını tanıtarak, dayanışma çağrısında bulundu.

Açıklamayı okuyan Şehir Plancıları Odası (ŞPO) Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Gürkan Akgün, Taksim Dayanışması’nın varlık sebebinin daha yeşil, yaşanabilir, insani, demokratik bir kent ve ülke özlemi olduğunu dile getirdi. Akgün şöyle devam etti:

“Taksim Dayanışması’nın ‘sağlıklı kentleşme ve yaşanılır kent’ talebi, ülkenin milyonlarca yurttaşının daha fazla özgürlük ve daha fazla demokrasi talebiyle birleşmiş; Gezi Parkı ile simgeleşen bir toplumsal duyarlılık ortaya çıkmıştır.

Gezi Parkı, gençlerin yaratıcı zekasıyla, annelerin kucaklayan şefkatiyle, işçilerin emekten gelen gücüyle, kadınların gür sesiyle, LGBT bireylerin biz de varız çığlığıyla, yaşlıların yeniden canlanan hayat enerjisiyle bu ülke demokrasi tarihinde ortadan kaldırılamayacak bir iz bıraktı.

Tüm bu talepler, bu renklilik demokratik ülkelerde bekleneceği gibi karşılanmak yerine ne yazık ki, bir ‘suç örgütü’ kalıbına sığdırılmaya, gençler evlerinden alınarak, tutuklanmaya, taraftar gruplarından çete çıkarılmaya, meslek odası yöneticileri ‘suç örgütü yöneticisi’ suçlamasıyla yargılanmaya çalışılıyor.

DARBE YÖNTEMLERİ

Diktatöryal rejimlere özgü, darbe dönemlerini anımsatan ‘polis fezlekesi’ esaslı cadı avı, ülkemizin demokrasi tarihi açısından unutulmaz karanlık bir dönem olarak kayda geçmiştir.

Gezi Parkı süreci için ‘darbeye zemin hazırlama metaforunu’ kullananların, hepimizin hafızalarında yer alan ev baskınları, keyfi gözaltı, çıplak arama, zorla parmak izi, kötü muamele, polis fezlekesinden iddianame; taraftar grubundan, üniversite öğrencisinden ve meslek odasından “terör örgütü çıkarma” gibi darbe dönemi yöntemlerine başvurmaları son derece düşündürücüdür.”

Gürkan Akgün, Taksim Dayanışması’nın  tüm diyalog kurmaya çabaladığını hatırlatarak, “Taksim Dayanışması adına 5 Haziran 2013 günü Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’la ve 13 Haziran 2013 gecesi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmelere katılan meslek odası yöneticilerinin bir ay sonra evlerinin hukuksuzca polis tarafından basılması, üç güne uzatılmış gözaltı süreci yaşatılması ve ‘suç örgütü yöneticisi’ suçlamasıyla tutuklanmaya sevk edilmesi nasıl devlet yönetimi ile karşı karşıya olduğumuzun kaygı verici yansımalarıdır” dedi. 

HUKUKA SAYGIYA DAVET

Akgün açıklamaya şöyle devam etti:

“Taksim Dayanışması’ndan yasadışı örgüt çıkarmaya çalışanlara açıklıkla sesleniyoruz. Taksim Dayanışması, çağrıcıları, bileşenleri, talepleri, basın açıklamaları, etkinlikleri belli, bilinen, aleni, meşru, yasal ve demokratik bir yurttaş ve kurum dayanışmasıdır. Kentine sahip çıkan meslek odalarını, onlarla dayanışma gösteren sendikaları, siyasi partileri, mahalle ve çevre derneklerini, taraftar gruplarını, ‘suçlu’ göstermek ve ‘suç örgütü’ haline getirmeye çalışmak hukuken suçtur ve bu ilkel, çağdışı uygulamalarla ülke demokrasisi yüzyıl geriye götürülmektedir. Bu bağlamda bütün kesimleri hukuka, demokrasiye ve insan haklarına saygı göstermeye davet ediyoruz.”

( İSTANBUL DHA)