Taksim Gezi Parkı mikro-politikası

Taksim Gezi Parkı mikro-politikası
Taksim Gezi Parkı mikro-politikası
İktidarın ve siyasi partilerin ikili karşıtlık olarak kurduğu iktidar ve muhalefet ikiliğine karşı çıkıyorlar. Aynı tip bir iktidar şekli yaratan ikili karşıtlıklara mania çeken arzunun kolektif bir mikro politik oluşumunu yaşamaktayız.
Haber: ALİ AKAY / Arşivi

Siyasi Partiler üzerine kurulu politikaların sonuna mı gelmekteyiz? Arzunun mikro politikası duygular, etkiler ve başa gelen olaylarla başbaşa direniyor. Partilerin hepsi, iktidar veya muhalefet birlikte bu direnişi kendilerine mal etmeye çalışmasınlar. Kesişmeler olmasına rağmen büyük bir çoğunluk gerçek maddi parti politikası yapılmadığı için başkaldırıp, direnmeye başladı. Gençler arzularını meydanlara ve sokaklara koymaktalar, arzularının siyasi partiler tarafından kapılmasını istemiyorlar. Taksim için direnişe destek gerekiyor elbette, ama partiler tarafından ele geçirilip kapılmak istemiyorlar.
Bugün arzu söz konusu edildiğinde bir felsefi öznenin arzusu değil, kolektif bir ifadenin arzusundan söz ediliyor. Olay karşısında, "bıkkınlığın" başkaldırısından bahsediyoruz. Bu, bir bireyin kendi zevki veya arzusu değil; eğer öyle olsaydı bu, siyasi partiler tarafından kapılan arzu olabilirdi olsa olsa. Ama, kolektif bir bireyleşme süreci arzu ile karşı karşıya gelmektedir. Psikanalizin analiz ettiği gibi bastırılmış kendinde bir arzu yok bu olaylarda; tersine arzu ve bastırma gerçek bir sosyal alanın gerçekliğiyle karşı karşıya geldiğinde patlama ve billurlaşma ortaya çıkmakta. Gezi Parkı, kolektif bir arzunun billurlaştığı yer olarak bir sembol değil, gerçek bir mücadele alanı olarak karşımızda duruyor. Halbuki siyasi partiler bu sembolik üzerinde durmaktalar, hangi yerden gelirlerse gelsinler. Sembolik siyasi partiler tarafından toplumsal gerçeğin aşkınlığında işletilmeye çalışılıyor. Tam da buna karşı çıkıyor gençlik ve yatay geçişli bir mücadele biçimi: Gençler 5 gün sonra, sadece Taksim’deki yapılmakta olan inşaatın karşısında değil artık. Kırılmaya ve engellenmeye çalışılan yaşamlarını korumaya çalışıyorlar. Polislerin şiddetini ve iktidarın tavrını eğlence ile direnişi birleştiren kolektif yaşamlarına karşı işlenen bir hakaret olarak görmekteler. İktidarın vurdumduymazlığına karşı daha çok direnmek ve kolektif arzularını sokaklara dökmekteler. Direnme hareketi arzunun bir mikro politikası haline geldi.
Siyasi partilerin arzuyu kapmaya çalıştıkları makro politikalara karşın gençlik, bugün, birçok şehirde billurlaşan ve gerçek bir arzu politikası olan arzunun mikro politikasını yollara sermekteler. Kendiliğinden, etkilenerek örgütlenen arzu, bürokratik bir neo-faşizme karşı bir mikro politikayı işleme koymakta. Devlet iktidarına, polis iktidarına, hükümet ve valilik iktidarına, aile iktidarına, töre iktidarına, dilbilim iktidarına, okullardaki iktidara, bürokratik siyasi partilerin merkezliliğinin iktidarına, fallüsün iktidarına ve maço erkekliğin iktidarına karşı bıkkınlık saçan mikro arzularını ve minör oluşlarını sesleniyorlar sokaklarda. Polisin şiddetine karşı şarkılarla cevap vermeye çalışıyorlar; herkes, sokaktakiler ve evlerindekiler tencerelerle ve cezvelerle müzik yapıp, şarkılar söylüyorlar ve evlerinde olanlar sokaklardakilere eşlik ediyorlar.
İktidarın ve siyasi partilerin ikili karşıtlık olarak kurduğu iktidar ve muhalefet ikiliğine karşı çıkıyorlar. Aynı tip bir iktidar şekli yaratan ikili karşıtlıklara mania çeken arzunun kolektif bir mikro politik oluşumunu yaşamaktayız. İnsanları dizi haline sokan ve siyasi olarak sloganları bilen bir makro siyasete, her şeyi sınıfsal ikiliklere, burjuva sermayesi ve işçi sınıfı, ezenler ve ezilenler, işçiler ve işsizler, gençler ve yaşlılar, kadınlar ve erkekler gibi teorik ikili karşıtlıklara karşı kolektif olarak, genç, yaşlı, erkek kadın, işçi veya işsiz, patron veya çalışanı gibi ayrımlarla kesişen arzunun mikro politikası Gezi Parkı ve Taksim alanında billurlaşıyor. New York’dan Köln’e, İzmir’den Adana ve Antalya’ya, Ankara ’dan Bursa’ya sadece Türkiye ’nin gençliğini ve yaşlılarını değil, dünyayı yatay bir mücadelenin direnme alanının içine katıyorlar.
Hepsi birlikte mikro politik arzunun beraber yankılanmakta olduğunu tınlatıyor.