Taksim'e AVM değil cami yapacağız

Taksim'e AVM değil cami yapacağız
Taksim'e AVM değil cami yapacağız
Gezi Parkı'yla ilgili olaylar sürerken açıklama yapan Erdoğan, Taksim'de Maksim'in arkasındaki üçgen alana cami yapılacağını söyledi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan , Taksim’de Maksim’in arkasındaki üçgen alana cami yapılacağını belirterek, oradaki kilisenin de önündeki dükkanların kaldırılmasını gündeme getirdi. Kilisenin vakfıyla anlaşılması gerektiğini ifade eden Erdoğan, “Kamulaştırma bedelini ödeyerek kiliseyi meydana çıkaralım” dedi. Erdoğan, Topçu Kışlası’nın da otel olabileceğini söyledi.
HaberTürk TV’de dün Fatih Altaylı’nın sorularını yanıtlayan Başbakan Erdoğan, Taksim Gezi Parkı ile ilgili, Gezi Parkı’nı Türkiye’de bilmeyen çok sayıda insan bulunduğunu, ancak bu durumun kullanılarak bazı şehirlerde olaylar çıkarıldığını söyledi. Erdoğan, “Bunların hiçbirinin demokrasiyle filan alakası yok. Buradaki mesele, Taksim’de, aslında Gezi Parkı olayı, AVM olayı da değildir. Buraya AVM yapılabilir mi? Ben bunu alışveriş yeri diye söylerken, üstünde otel, rezidans gibi şeylerin olabileceğini söyledim” dedi. Erdoğan, Taksim’deki olaylara ilişkin olarak, “Bütün olumsuzluklarına rağmen, MHP bu işin içine bulaşmadı hatta hatta BDP de bu işin içine bulaşmadı. CHP , ortada bu şekilde yalnız kaldı” diye konuştu. 

‘Twitter diye baş belası’ 

Her ülkenin kendine ait kültürel yapısı olduğunu dile getiren Erdoğan, bazı grupların belli yerlere yerleştikleri zaman çıkmayı da bilemeyeceklerini söylerken buna örnek olarak da Tekel işçilerini gösterdi. “Şu anda twitter denilen bir bela var” diyen Erdoğan, ‘abartının, yalanın daniskasının burada olduğunu’ savundu. Sosyal medya denilen şeyin şu anda toplumun ve toplumların baş belası olduğunu kaydeden Erdoğan, “Ben şimdi istesem onlar Taksim Meydanı’na mı çıkardı? Oraya 20 bin, 25 bin kişi; ben 200 bin kişiyi, 250 bin kişiyi, 500 bin kişiyi Kazlıçeşme’ye çıkarırım. Ben de bunu yaparım. Partimin tabanı da ‘Ne oluyor? Biz bunlara karşı sessiz mi kalacağız?’ diye, sürekli bizi onlar da aradılar. Biz hepsine sükûnet telkin ettik” dedi. Azınlığın çoğunluğa, çoğunluğun da azınlığa tahakkümüne karşı olduğunu dile getiren Erdoğan, Avrupa’da polisin daha sert müdahaleler yaptığını vurguladı. Daha önce kendisine yapılan protestoları hatırlatan bazı köşe yazarlarının da “Başbakan artık diktatör olmaya başladı” dediğini ifade eden Erdoğan, “Kusura bakmayın, siz her şeyi yazarken biz de bırakın da sesimizi çıkaralım. Siz her türlü şeyi yazacaksınız, biz de sessiz duracağız. Ben dilsiz değilim. Tabii ki konuşacağız” diye devam etti. 

Otel mi yapılacak? 

İstanbul’un AVM’ye doyduğunu dile getiren Erdoğan, şu anda en büyük sıkıntının rezidans ve otel olduğunu vurguladı. Topçu Kışlası’nın büyük ihtimalle otel olacağını belirten Erdoğan, “Altı da şehir müzesi olur büyük olasılıkla. Buraya insanlar geleceği için alışveriş mağazaları da olmalı. Halı mağazası vs. Ama bunların modern olması lazım. Rastgele değil” dedi. “Benim adım Tayyip Erdoğan. Biz bu yola çıkarken aldatan olmayacağız dedik” diyen Erdoğan, AKM’nin de yerine uluslararası bazda gösterilen olacağı bir yer yapılacağını bildirdi.
Gezi Parkı eylemcileri ile ilgili Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek’in ‘Tükürüğümüzle boğarız’ sözlerinin hatırlatılması üzerine Erdoğan, ifadeyi tam olarak bilmediğini belirterek şöyle devam etti: “Yıllar yılı bu ülkede ezilen biz ve bizim gibiler oldu. Bize çok zulüm ettiler. Suadiye’de bir kız Kur’an Kursu ve aynı zamanda pansiyon var. Bu kızlar sabah dükkana gidiyorlar ve orada terbiye dışı ifadeler kullanılıyor. Bir anda bakıyorsunuz belli yerlerde çirkin el kol hareketleri yapıyorlar. Biz bu ülkenin başbakanıyız. Bana o el kol hareketlerini yapamazsın. Hele bir bayan olarak yapamazsın. Bu parti yüzde 50 oy almış, halen birileri gelip diyor ki ‘Biz sizi ezmeye devam edeceğiz’. Ben yüzde 50 ile ezmeyi düşünmüyorum, ama sen yüzde 7 ile, yüzde 13 ile, yüzde 21 ile ezmeye çalışıyorsun.”
Erdoğan, olaylar sırasında televizyonlara reklam vermeyen kuruluşlarla ilgili de “Hangi kuruluşlar şirketlerin reklam vermelerine ambargo uyguluyorlar. Gereğini yaparız. Başı boş bırakmayız” dedi. 

‘İki ayyaş’ polemiği 

Erdoğan son günlerin polemik konusu olan ‘iki ayyaş’ sözü için de ‘laf ola’ söylenen bir söz olduğunu dile getirdi: “İki kişinin hazırladığı diye söylenen bir şeydir. Zaten iki kişinin imzasıyla çıkmaz ki. Bu kanun çıktığında Gazi Mustafa Kemal meclis başkanıydı. CHP’nin şu anki yöneticileri çok büyük talihsizlik. Bunlar siyaset de bilmiyor. Büyük ihtimalle Gazi’nin de imzası yoktur.” 

Dinin emriyse kötü mü? 

Alkolün insan sağlığına zararlı olduğunun bilimsel olarak ortada olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Trafik kazalarının en önemli nedeni alkol. Bize düşen nedir? Gitsin istediği gibi intihar etsin, kendini bıçaklasın mı? Ona müdahale etmeyi yöneticiler nasıl kendisi için telakki kabul ediyorsa ben de bu konuda kendime görev telakki ediyorum. Biz anayasanın amir hükümlerini yerine getiriyoruz” dedi. Erdoğan sözlerine şöyle devam etti:
“Dinin emrini yerine getiriyor diyorlar. Din, toplum için, insan için hayırlı bir şey emrediyorsa bunun gereğini yapmak zararlı ve kötü mü? Biz bu arada muhafazakâr demokrat bir partiyiz. Burada bizim ifadelerimizden rahatsız olanlar varsa, özür de dilerim ben. Ama ben onları düşünerek bunları söylüyorum” 

Bana oy veren alkolik değil 

Programı sunan gazeteci Fatih Altaylı ile alkolik tanımı üzerinde karşılıklı konuşan Erdoğan, “İçkiyi içiyorsa alkoliktir. Bunun tanımı odur” dedi. Kırk yılda bir içenler olduğunun ifade edilmesi üzerine Erdoğan gülerek, “Ya onlar bile bana oy veriyor. Onlar zaten alkolikler arasına girmemiş oluyor” dedi.
Alkolik olması için düzenli içilmesi gerektiğini dile getiren Erdoğan düzenlemeyi şöyle savundu:
“Benim oy tabanımda böyle ayda yılda bir içenler var. Alkolünü içenler alkolünü de alıyor. Rakısını, şarabını, votkasını alıyor. Biz bu düzenlemde cami ve okulların yakınında satışını yasakladık. Karayollarında ve benzin istasyonlarında kaldırdık. Alkol yasağı gibi bir hedefimiz yok. Bu tamamen gençliğe yöneliktir.”

Devletin metrosunda ahlak kuralı

Erdoğan, Ankara metrosundaki ‘ahlak’ anonsu için de şunları söyledi: “Her yerin kendine ait kuralları vardır. Devletin metrosunda da ahlak kuralları vardır. Bu kurallar aşılırsa anons yapılmasının nesi yanlış? Sonra da bir grup geliyor, ellerinde alkoller. Soruyorum, bir anne-baba kızının afedersin birinin kucağına oturmasını ister mi? Diyoruz ki buna dikkat edin. Birisiyle bir bankta oturursun sohbet edersin, bunu saygıyla karşılarsın. Tayyip Erdoğan olarak ben bunu saygıyla karşılamam ve toplumun büyük kesimi de saygıyla karşılamaz. Ben Dolmabahçe’de ofisimin önünde, Kadıköy’den gelenlerin durumunu görüyorum. Ama saygı gösteriyorum. Giyimine karışmıyorum. Ama aynı saygıyı benim eşim, kızım gibi giyinenlere de göstermeliler.”