Tam bir fiyasko

İhbarla başladı
Cumartesi günü '155 Polis İmdat' telefonuna yapılan ihbar sonrası mezarlığa gönderilen polis ekibi bir şey bulamadı. Üzeyir Garih'in cesedi ancak saat 14.30'daki 'daha detaylı' ihbar üzerine bulunabildi. Öldürülenin Garih olduğu anlaşılınca da büyük panik başladı.
Terörle Mücadele
İstanbul Emniyet Müdürvekili Hasan Özdemir olay yerine gitti. İlk olarak devreye, bu tür vakalarda uzmanlığı bulunmayan Terörle Mücadele ekipleri girdi. İlk saatler bu şekilde geçtikten sonra diğer ekipler çalışmaya başladı. Koordinasyonsuzluk her safhada gözlendi.
Arama komedisi
Polis dün hâlâ olay yerinde arama yapıyordu. Yani cinayetin öğrenilmesinden sonra olay yerine gelen ekip, aramayı gereği gibi yapmamıştı. Pazar günkü aramada bulunan 'kanlı çuval'ın 'sırrı' ise dün anlaşıldı: Polisin ilk gün cesedi örtmekte kullandığı çuvaldı bu.
Bir de tişört
Mezarlıktaki aramalar dün de devam etti ve bu kez 'kanlı bir tişört parçası' bulunduğu ifade edildi. Olayın en önemli delilleri arasında olabilecek Garih'in cep telefonu ise, 'olaydan sonra sinyal vermeye devam etmesine rağmen' polis tarafından gereği gibi aranmadı.
'Zanlı' dedikleri
Tek yerden düzenli resmi açıklamalar yerine, yetkililer rastgele konuşmayı tercih etti. Polisin 'bilgi sızdırma' alışkanlığı had safhaya ulaştı. Bu nedenle de ilk günün akşamında herkes, 13 yaşındaki çocuğun katil zanlısı olduğundan ve cinayeti itiraf ettiğinden emindi.
Susmayı bilmek
Ancak önceki gün iş tamamen tersine döndü; çocuk masumdu. Demeçler, teyit edilmemiş bilgilere dayanmıştı. Bunlara rağmen, gereksiz açıklamalar sürdü. O kadar ki, Adalet Bakanı Türk bile kamuoyuna ipuçlarını yorumladı.

İSTANBUL - İşadamı Üzeyir Garih'i kimin neden öldürdüğü üç gün geçmesine karşın hâlâ muamma. Üstelik soruşturma da baştan sona bir fiyaskolar zinciri:
İlk inceleme fiyaskosu
Cumartesi günü '155 Polis İmdat' telefonuna yapılan ihbar üzerine olay yerine giden polis ekibi cesedi bulamadı. Saat 14.30 sıralarında 155'e 'daha detaylı' bir ihbar geldi. Eyüp Sultan Mezarlığı Piyerloti çıkışı yakınlarında bıçaklanmış bir kişinin yerde yattığı söylendi. Bölgede ikinci kez yapılan aramada sonuç alındı. İlk incelemeleri, cinayet masası ya da asayişin uzman ekipleri değil, terörle mücadele birimleri yürüttü; cinayet masasının uzman ekiplerinin geç devreye sokulması birkaç saatlik gecikmeye yol açtı.
Bölge ekibinin telsizden bıçaklanan kişinin öldüğünü anons etmesi üzerine olay yeri inceleme ekibi mezarlığa gitti. Kimlik ve kredi kartlarından ölen kişinin Üzeyir Garih olduğu anlaşıldığında ise İstanbul Emniyet Müdürvekili Hasan Özdemir ve birimler mezarlığa gitti. Cenaze olaydan iki saat sonra Adli Tıp Kurumu Morgu'na götürüldü.
Delil fiyaskosu

  • Kanlı çuval: İlk gün olay yerinde hiçbir delil ve ipucu bulunamadı. İkinci günkü 'daha detaylı' aramada bulunan ve üzerinde kan lekeleri saptanan bir çuvalın olay günü başka polisler tarafından cesedin üzerini örtmekte kullanıldığı anlaşıldı. Arapça bilen bir polisin üzerine kanla 'Allah' yazıldığını 'fark ettiği' çuvalın üzerindeki kanların yapılan incelemesinde ise Garih'e ait olduğu belirlendi.
  • Tişört: Dün de uzman olduğu belirtilen 10 kişilik ekip mezarlıkta arama ve incelemeler yaptı. Aramalarda bu kez de kanlı bir tişört parçası bulunduğu açıklandı.
    Telefon fiyaskosu
  • Sinyaller alındı: Ancak cinayette en önemli ipucu haline gelen Garih'in cep telefonu bir türlü bulunamadı. Cinayet sonrasında bulunamayan telefon aracılığıyla ilerleme sağlanabilirdi. Ancak olayın üzerinden neredeyse bir tam gün geçtikten sonra cihazın şarjının bittiği ve artık sinyal alınamadığı açıklandı.
    Zanlı fiyaskosu
  • 'Faili belirledik': İlk saatlerde
    İstanbul Emniyet Müdürvekili Hasan Özdemir suskunluğunu korurken, açıklama yapmak görevi olay üzerine İstanbul'a gelen
    İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen'e düştü. Yücelen olaydan birkaç saat sonra, katilin kimliğinin belirlendiğini belirterek, "Bu olay faili meçhul değil, faili firaridir" dedi. Bakan bu açıklamaları yaparken Emniyet Müdürlüğü'nde görevli bazı yetkililer de bazı gazetecilere failin kimliğinin tespit edildiğini ve Garih tarafından da tanındığı bilgisini verdi.
    Polis faili yakaladığından o kadar emindi ki bazı gazetecilere F.N.'nin sorguda cinayeti nasıl ve neden işlediğini anlattığına dair asılsız ifadeler sızdırdı. Bilgi veren polisler F.N.'nin ifadesinde sık sık mezarlığa gelen Garih'ten para aldığını ve bu şekilde birbirlerini tanıdığını söylediğini belirterek, "O gün de para istedim vermeyince de önce sırtından sonra da diğer yerlerinden bıçakladım. Cüzdanındaki paraları da alıp kaçtım" dediğini ve uçucu madde bağımlısı olduğunu söyledi.
  • 13 yaşındaki F.N.: F.N.'nin 'zanlı' ilan edilmesinin ardında 8 yaşındaki bir kız çocuğunun ifadesi vardı. Garih'ten sadaka alan Yeşim, polise F.N.'yi Garih'in yanında gördüğünü ve bir süre konuştuklarını anlatmıştı. Üstelik F.N.'nin aynı gün 'bıçak bilettiği' tespit edilmişti. Ve F.N. yakalandı.
    F.N.'nin yakalanmasından kısa süre sonra İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, "Zanlı yakalandı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor. Ayrıntılı açıklama yarın yapılacak" açıklamasını yaptı.
  • 'Bizi kandırdı': Ne var ki F.N. bir gece Emniyet'te gözaltında tutulup ertesi gün altı zanlıyla birlikte serbest kaldı. Bir sonraki gün F.N.'nin olayla ilgisi olmadığı anlaşıldı. Daha önce F.N.'nin cinayeti işlediğini anlatan polisler bu kez, "Biz aldığımızda tiner koklamıştı. Sorduğumuz her şeyi yaptığını söyledi. Biz de inandık" dedi.
  • Siyasi mi, adli mi?: Bu arada, bir gazetede soruşturma savcısı Hasan Yılmaz'ın olayın siyasi olduğu şeklinde açıklama yaptığı ve polisin de İslami örgütlerden şüphelendiği şeklinde haber çıktı. Ancak savcı Yılmaz konuyla ilgili olarak cinayetin siyasi yönünün bulunup bulunmadığını soruşturmasının doğal olduğunu belirterek,
    "Bu olay tamamen siyasidir ya da değildir demek mümkün değil. Doğal olarak siyasi yönü var mı diye bakılıyor. Bu tür cinayetler her yönden soruşturulur" dedi.
    Hukuk fiyaskosu
  • Polis sorgulayamaz: F. N. 13 yaşında olmasına karşın zanlı olarak polis tarafından gözaltında tutulup sorgulandı. Polisin 18 yaşından küçük olanlarla ilgili hazırlık soruşturması yapmasını yasaklayan Gözaltına Alma ve Yakalama Yönetmeliği'nin 18. maddesine göre, F.N. doğrudan savcılığa çıkarılması gerekirken bir gece gözaltında tutuldu, sorgulandı.
    Açıklama fiyaskosu
    Olayla ilgili kamuoyuna tek merkezden resmi açıklamalar yerine, önce İçişleri Bakanı Kazım Yücelen, ardından İstanbul Emniyet Müdürvekili Hasan Özdemir'den sonra da Emniyet yetkililerinden bilgiler aktarıldı.
    Bu açıklamaların kısa sürede geçerliliğini kaybettiği soruşturmada her zaman sorun olan basına 'sızdırmalar' da kafa karıştırdı. Garih'in 'neden mezarlıkta olduğu' konusunda polis bir dizi ihtimal belirtirken, sonunda 'Kimin mezarını ziyaret ettiğini aileye sorun' demek zorunda kaldı.
    Sonuçta 'sızdırılan bilgilerin' aksine 13 yaşındaki F.N.'nin ne uyuşturucu bağımlısı, ne de sabıkalı olduğu ortaya çıktı.