'Tanık' Özkök anlatıyor: Şener Eruygur'a darbe girişimini sordum

'Tanık' Özkök anlatıyor:  Şener Eruygur'a darbe girişimini sordum
'Tanık' Özkök anlatıyor:  Şener Eruygur'a darbe girişimini sordum

Ergenekon savcıları, darbe iddialarıyla ilgili olarak, eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök?ün tanıklığına başvurmuştu.

Eski Genelkurmay Başkanı Özkök, Ergenekon savcılarına ifadesinde, 2003-2004 yıllarındaki darbe çalışmalarından haberdar olduğunu ama somut delil bulunmadığını söyledi

İSTANBUL - Ergenekon soruşturmasının üçüncü iddianamesinin en heyecan yaratan bölümlerinden biri eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün ‘darbe girişimleri’ konusunda ‘tanık’ olarak verdiği ifadesi oldu. Buna göre Özkök, ifadesinde 2003-2004 yıllarındaki darbe çalışmalarından haberdar olduğunu ancak bu konuda somut delil olmadığını söyledi. Dönemin Jandarma Komutanı Şener Eruygur’a darbe girişimlerini sorduğunu ve ‘olumsuz’ yanıt aldığını anlatan Özkök, hiçbir kuvvet komutanının açıkça ‘muhtıra’ talebinde bulunmadığını aktardı.
Türkiye, 2003 - 2004 yıllarındaki darbe girişimlerini emekli Oramiral Özden Örnek’e ait olduğu öne sürülen günlüklerden öğrenmişti. Örnek bu günlükleri doğrulamadı, ancak soruşturmada bu konuda ikinci iddianameye de yansıyan bilgilere ulaşıldı. O dönemde bu iddiaların sorulduğu Genelkurmay Başkanı olan Özkök, ‘Var da diyemem, yok da diyemem’ demişti. Özkök’ün tanıklığı o günden beri merak konusuydu. Ergenekon savcıları daha sonra İzmir’e giderek Özkök’ün ifadesine başvurdu. Ve bu ifadeye üçüncü iddianamede yer verildi. İddianamede Özkök’ün ifadeleri şöyle özetlendi:

Üstü kapalı mesajlar verdim
“Genelkurmay Başkanlığı yaptığım dönemde kuvvet komutanlarının bir araya gelip, toplantılar yaptığı konusunda bilgiler geldi, ancak doğrudan soruşturma yapılmasını gerektirecek mahiyette bilgiler elimizde olmadığından herhangi bir yasal işlem başlatılmadı. Kuvvet komutanları her zaman toplanabilir, bunda bir sıkıntı yok. Birçok kez ihbar, mektup, CD ve benzeri bilgiler bana ulaştı. Zaman zaman da toplantılarda bu konuları açıkça gündeme getirmeksizin üstü kapalı mesajlarla dile getirdim.”
“O günlerde, özellikle kamuoyunda Jandarma İstihbarat’ın yasal olmayan dinlemeler yaptığına ilişkin değerlendirmeler olması ve bu yönde gelen duyumlar üzerine Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur’a (2. Ergenekon davası sanığı) İstihbarat Daire Başkanı ile Teknik Daire Başkanı’nı yanına göndermesini söyledim. İstihbarat Daire Başkanı Levent Ersöz (2. Ergenekon davası sanığı) ile Teknik Daire Başkanı olan Hasan Atilla Uğur’a (2. Ergenekon davası sanığı) jandarma teşkilatının elinde teknik takip ve dinlemeler konusunda ciddi imkân ve kabiliyetlere sahip olduklarını, bu işlemlerin yasal çerçevede yapılması gerektiğini söyleyerek, kendilerini uyardım. Ayrıca bu işlemlerin nasıl yapıldığı ile ilgili kendilerinden bilgi aldım. Buradaki temel amaç, şayet yasal olmayan dinlemeler yapılmakta ise kendilerini bu konuda uyarmaktı.”

Açıkça ‘muhtıra’ teklifi gelmedi
(Genelkurmay Başkanlığı yaptığınız dönemde görev yapan kuvvet komutanlarından dönemin yürütme organına yönelik muhtıra verilmesi yönünde telkin ya da teklifte bulunan oldu mu sorusu üzerine) 2002 yılının ağustos ayında Genelkurmay Başkanlığı görevine getirildim. Kısa bir süre sonra iktidar partisi değişti. Şura toplantıları öncesinde adet gereği orgenerallerin Ankara’ya geldiklerini ve orada çeşitli toplantılar yapıldığını, bu toplantılarda Şura’da görüşülecek konularla TSK ile ilgili çeşitli konularda görüş alışverişi yapıldığını, iktidara gelen parti ile ilgili olarak geçmişteki bazı söylemleri sebebiyle fikirlerini beyan etti. Kimse benim yanımda muhtıra verme şeklinde bir teklifte bulunamaz. Böyle bir şeye fırsat vermem. Görevde bulunduğum dönem ve daha sonraki dönemlerde de bu şekilde bir teklif gelmedi.”

Darbe planlarının slaytı geldi
“Darbe planlarından, sadece ‘Ayışığı’ ve ‘Yakamoz’ kod isimli darbe planlarından 2004 yılı baharında haberim oldu. Bu bilgiler bir slayt sunumu şeklinde geldi. Söylentilerin azaldığı zamanlardı. ‘Eldiven’ kod isimli darbe planını ve Cumhuriyet Çalışma Grubu’nu duymadım. Bu slaytlar geldiğinde isimleri geçen kişilerden bazıları emekli olacaktı. Bilgiler geldiğinde karargâhtaki arkadaşlarla dahi paylaşmadım. Çünkü bazı şeylerin şuyuu vukuundan beter.”
“19 Ekim 2003 tarihinde Jandarma Genel Komutanlığı’nda rektörlere yönelik bir brifing verildiğinden haberdar değilim. Ancak Jandarma Dinlenme Tesisleri’nde sivillerle zaman zaman yemek yendiğini duydum. Bunlar olağan şeyler. Bana ‘Genç Subaylar’ başlığı altında herhangi bir mektup gelmedi. Ancak o dönemde basın yayın organlarında bu tür mektupların gönderildiği yönünde duyumlar aldık. Emekli generallere Jandarma Genel Komutanlığı’ndan gönderilen mektuplardan haberim yok.”

Eruygur’a uyarı
“Darbe planları yapıldığı yönünde 2004 yılının bahar aylarında gelen duyum üzerine, Eruygur’a Genelkurmay makamında olduğu bir sırada ‘böyle bir plan ve çalışma olup olmadığını’ sordum. Eruygur böyle bir çalışma olmadığını söyledi. Ancak bunlara rağmen özellikle sık sık gazetecilerin, rektörlerin Jandarma Genel Komutanlığı’na çağırılarak görüşülmesinin yanlış anlaşılmalara neden olacağını söyledim. Kendisini uyardım.

Başbakan’a söylerim
(Özkök’e Örnek’in günlüğünde yer alan kuvvet komutanlarının 22 Eylül 2003’te, hükümetle ilgili sıkıntılarını paylaşıp, kararlar aldıkları toplantı soruldu) “Zaman zaman birçok konuda bana teklifler, endişeler, arzlar gelir. Bunları müzakere de ederiz. TSK’nın hassasiyeti olan konular iletildiği zaman doğrudan kamuoyu ile paylaşmak yerine bizzat Başbakan’a gidip ‘Böyle böyle endişeler var kaygılar var’ şeklinde iletirim.  (Başka bir soru üzerine) Kuvvet komutanları ile zaman zaman görüş alışverişinde bulunduk. Birçok yerde hükümetin şeriatı getireceğine inanmadığımı açıkça söyledim.

MİT’le kitapçık çelişkisi
Bu arada Özkök, kendisine MİT tarafından Ergenekon’la ilgili bir belge gönderilmediğini söyledi. MİT ise Ergenekon mahkemesine 23 Aralık 2008’de yazdığı yazıda, kendilerine gelen ihbar mektubu, CD’lerde yer alan ‘Ergenekon Lobi’ belgesi ve Tuncay Güney’in ifadelerinin 10 Temmuz 2003’te Genekurmay Başkanı’na, kitapçık olarak iletildiğini bildirmişti. (Radikal)