'Tantan'ı bakan yapma' dedim

ANAP, son günlerde karmakarışık, sancılı bir görüntü veriyor Bu, yaklaşan kongrenin sancısı mı yoksa yara daha mı derinde?
Haber: NEŞE DÜZEL / Arşivi

Neden Eyüp Aşık?
Türkiye son bir haftasını, bir başbakan yardımcısı ile bir içişleri bakanının çekişmesini izleyerek geçirdi. İşin daha tuhafı, birbiriyle çekişen bu iki politikacının aynı partiden (ANAP'tan) olması ve hatta birinin parti genel başkanı olmasıydı. İki siyasetçi de çok açık ve net konuşmadığından aralarındaki anlaşmazlığın boyutları ve derinliği çok net bir biçimde ortaya çıkmadı. Ama yakında kongreye gidecek olan ANAP'ın içinde ciddi bir sancı olduğu görüldü. Son genel seçimlerde oyları yüzde 13'e düşen ANAP'ın, bugün geldiği noktada bu oyların bile yarısını kaybettiği düşünülürse, ANAP'ın tabanında ve tavanında yaşanan sıkıntıların derinliği daha iyi anlaşılır. Biz de bu hafta ANAP'ın en kıdemlilerinden sayılan ve ANAP kurulduğundan beri aralıksız on sekiz yıldır milletvekili olan Eyüp Aşık ile konuştuk. Kendisiyle, Tantan-Yılmaz anlaşmazlığını, ANAP tabanının bu anlaşmazlığa nasıl baktığını, Mesut Yılmaz ile ilgili iddiaları, Tantan'ın siyasi kişiliğini, yaklaşan ANAP kongresini ve Türkiye'de siyasetin geleceğini konuştuk. Karadeniz Teknik Üniversitesi Makine Bölümü mezunu olan Eyüp Aşık, ANAP'ta genel başkan yardımcılığı dahil her türlü görevde bulundu. Bir dönem Mesut Yılmaz'ın en yakınında bulunan Eyüp Aşık, iki kez devlet bakanı oldu.

ANAP, son günlerde karmakarışık, sancılı bir görüntü veriyor Bu, yaklaşan kongrenin sancısı mı yoksa yara daha mı derinde?

Parti içinde sizin henüz fark etmediğiniz bir kaynama var. Parti yönetimine yönelik eleştirilerin dozu kongreye doğru arttı. Zira bu kongrede ilk kez genel başkanlık için üçten fazla aday çıkacak. ANAP kongresini Türk siyaseti için bir şans olarak görüyorum.

Hangi açıdan bir şans?
Türk siyaseti çöküşte. Halk desteğini siyaset tamamen kaybetti. Eğer bu kongrede ANAP hem genel başkanını hem de zihniyetini değiştirirse, Türk siyasetine bir soluk verir. Böylece ANAP yenilikçi eski çizgisine döner.

ANAP mevcut genel başkanıyla bir değişim sağlayamaz mı?

12 yıldır gördük ki hayır. Benim Mesut Yılmaz'a kişisel hiçbir eleştirim yok. Tahsiliyle, tecrübesiyle çıkacak
adayları geride bırakır ama Yılmaz statükoculuğuyla ANAP gibi reformcu, yenilikçi bir partiyi çizgisinden uzaklaştırdı. ANAP tekrar Özal'ın ANAP'ı olmalı. Çünkü bu sistem bürokrasisi, idari mekanizması, seçim sistemi ve partilerin yapısıyla çöktü. Biz siyasiler sistemdeki arızayı görüyoruz ama düzeltemiyoruz. Vatandaş, devletle ilişki kurduğu her noktada şikâyetçi artık.

Gelelim tekrar ANAP'ın içindeki karışıklığa... Mesut Yılmaz ile Sadettin Tantan arasında bir anlaşmazlık olduğu yazılıyor. Bu anlaşmazlık nereden kaynaklanıyor?

Tantan nevi şahsına mühhasır biri. Kendine özgü karakteri ve davranış tarzı var. Şeyh, lider, halk kahramanı özlemi içinde olan, mucize arayan milletimize Tantan'ın tarzı uygun. Tantan, kendi doğruları için kellesini verebilecek biri. Ben Yılmaz'ın Tantan'la çalışamayacağını baştan gördüm ve Tantan'ı bakan yapmaması için uyardım. 'Sen Tantan'la çalışamazsın. Milletvekilleri gelip sana onu şikâyet edecek. Sen Tantan'a bir şey söyleyeceksin. O da seni takmayacak. Birbirinize gireceksiniz' dedim. Hatta Yılmaz'a, 'Tantan'ı millete göstermezsek ve konuşturmazsak seçimi kazanabilir' de dedim.

Niye böyle dediniz?

Çünkü onunla Fatih belediye başkanlığı seçimlerinde 55 gün beraber çalıştım, uyumsuz olduğunu gördüm. Nitekim ANAP bugün Tantan'ın başarılarıyla övünemez duruma düştü. Halbuki tek başına Tantan'ın başarılarıyla bizim seçim kazanabilmemiz lazımdı. Ama Tantan ANAP yönetimiyle kavgalı ve bütün yaptıklarını da ANAP'a rağmen yapmış gibi oldu. Oysa bizim teşkilatlar Tantan'ı seviyor. İstanbul kongresinde ayakta alkışlandı. Ama gene de Tantan benim tahmin etmediğim bir performans gösterdi. Ben zannediyordum ki Tantan gelir gelmez birine tokat atacak ve skandal olacak.

Tantan'ın Beyaz Enerji Operasyonu'nu jandarmanın yapmasına ses çıkarmaması mı Yılmaz'ı kızdırıyor? Yoksa Tantan'ın müstakbel bir başkan adayı olarak görünmesi mi?

Tantan enerji operasyonlarında yeterince dikkatli davranmadı. Mesela jandarma hukuka aykırı olarak, Enerji Bakanlığı'nın ve Botaş'ın bütün evraklarını aldı. Bir savcı, bir suçun delilini arar. Bir savcı, bir suç var mı, yok mu diye aramaz. 'Bütün evraklarını bana ver, seni bilirkişilere inceleteyim, sende suç var mı yok mu göreyim' diyemez. Bir savcı ancak 'Şu ihaleyle ilgili bir iddia var. Onun delillerini arıyorum. Bana şu evrakları ver' diyebilir. Tantan işte bu hukuksuzluğa yol vermemeliydi. Hatta Ecevit ve Yılmaz da buna yol vermemeliydi. Yılmaz işin başında buna
itiraz etmeliydi. 'Enerji Bakanlığı'nın bir kamyon evrakını ben jandarmaya verdirtmem. Eğer iddia edilen bir suç varsa, o suçun delillerini alın' demeliydi. Şimdi haksızlıkları gördüler itiraz ediyorlar. Haksızlığa değil, baştan işin prensibine itiraz etmelilerdi.

Mesut Yılmaz'la ilgili çok ciddi suçlamalar dile getiriliyor. Yılmaz bu enerji meselesine, o anlaşma sırasında görevli olmamasına rağmen, niye bu kadar istekle karıştı?

Ben Yılmaz'ın genel başkanlığının değişmesini, ANAP'ın kendini yenilemesini isteyen biriyim. Ama Yılmaz'ın dürüst olduğuna, enerji konusunda haklı olduğuna inanıyorum. Yılmaz bunlardan şahsi menfaat sağlamamıştır. Yılmaz, Türkiye'yi en kısa sürede doğalgaza kavuşturmak için risk aldı ve 98'de başbakanlığı döneminde Ruslarla 'Mavi Akım' anlaşmasını yaptı. Çünkü Türkiye 1991'den 98'e kadar bir metre boru döşememişti. Ülkenin enerji ihtiyacı had safhaya geldi İzmir'deki Ege Seramik fabrikası doğalgaz alamadığı için kapandı. Zaten bugün tartışılan, Yılmaz henüz hükümette değilken yaptığı Rusya gezisi sırasında bu projeyi görüştü mü görüşmedi mi konusu. Ben Yılmaz'ın yerinde olsam, eğer görüşme yaptıysam çıkar bunu bizzat anlatırım. Bu kadar büyük bir projeyi Türkiye'ye kazandıran bir lider olarak Mavi Akım'la övünürüm. 2.5 milyar dolarlık bir projenin dedikodusuz bitmesi mümkün değil. Clinton da imza atsa, soruşturulurdu. Buna imza atan soruşturmayı göze alır.

Yılmaz'la ilgili iddialar ANAP tabanında ne tür etkiler yaratıyor?

ANAP tabanı yolsuzluk iddialarından bunaldı. Siyaset bu kadar başı eğik yapılmaz. Demiyorum ki hiçbir şey olmadı. Gayet tabii çok şey oldu. Her dönemde, her iktidarda, her partide olan şeyler oldu ama ANAP her konuda bu kadar itham edilmeyi hakk etmedi.

Siz bir zamanlar Mesut Yılmaz'ın çok yakınındaydınız. Türkbank skandalında birlikte suçlandınız. Yılmaz ve ANAP bu ihale işlerinde niye bu kadar aktif?

Türkbank'a skandal diyenler, bana şu sorunun cevabını vermeliler. Yılmaz, uzmanların 300 milyon dolar değer biçtiği Türkbank'ı o gün 600 milyon dolara satmak için pazarlık etti diye suçlandı. Ben soruyorum şimdi Türkbank kaç dolar? Yılmaz doğru olanı yaptı. Yılmaz 'Ben risk aldım. Padişahlık yapmak istedim ama çalmadım' diyebilirdi. Zaten Türkbank'ta Yılmaz'ın pahalı bir bankayı ucuza sattığını söylemedi. Halkın bir kısmı padişah gibi başbakan seviyor. Yani pratik, hata yapmayı göze alan, usule uymayan ama sonuç alan, iş bitirici insanı seviyor.

Bir başbakan haksız rekabet yaratabilir mi? İhalelerde devreye girerek kendi sermaye grubunu oluşturabilir mi? Mafyanın karıştığı bir olayda başbakanın ne işi var? Jandarmanın operasyonları usule aykırı da, Yılmaz'ın bir ihalede başbakan olarak pazarlık yapması hukuka, usule aykırı değil mi?

Size bir olay anlatayım. Trabzon'da Grand Hotel diye beş yıldızlı bir otel var. Bu yatırımı, 84'te ANAP'lı belediye, İl Özel İdare ve Kalkınma Bankası ile başlattı. Bina on yıl karkas halinde bekledi. Sonra otele Galatasaray'ın eski yöneticisi Ergun Gürsoy ortak oldu. Ama otel 98'e kadar şehrin merkezinde bir mezbelelik olarak kaldı. Trabzon'daki bütün politikacılar, seçilirsem bu otelin işini halledeceğim dediler. Sonra ben bakan oldum. Kalkınma Bankası bana bağlıydı, genel müdüre işi hallet dedim. Param yok dedi. Neyse sonra Ahmet Zorlu'yu bulduk. Ama Gürsoy, Kalkınma Bankası'ndan üç milyon dolara aldığı hisseleri Zorlu'ya 6 milyona satmak istedi. Ben Başbakan Yılmaz'a Zorlu'yla Gürsoy'u bir araya getirip, bu işi halletmesi için rica ettim.

Halletti mi?

Saatler süren pazarlıklardan sonra Zorlu'yla Gürsoy'u anlaştırdık. Kalkınma Bankası'yla, belediyenin ve İl Özel İdare'nin hisselerini de aynı fiyattan sattık. Zorlu, Trabzon'un sorununu çözdü ve sekiz ayda otel bitti. İtiraf ediyorum biz yaptık bu pazarlığı. Yılmaz ve ben devletin malını pazarladık. Eğer bizim toplantımız kasede alınsaydı biz Yüce Divan'lıktık. Ama biz bu pazarlığı yapmasaydık, hâlâ o mezbelelik orada duracaktı. Bu yüzden ben Yılmaz'ı Türkbank pazarlığı yaptığı için takdir ediyorum. Siz usüle uygun davranan bir başbakan istiyorsunuz, ben ise risk alan, usul dışına çıkan ve iş bitiren bir başbakan istiyorum. Salt kuralcı olursanız hiçbir iş yapamazsınız

Yılmaz, Tantan tartışmasına geri dönersek... ANAP'lılar Tantan'ın tutumu hakkında ne düşünüyor?

ANAP'ıların Tantan'a inkar edilemez desteği var. Tantan kamuoyunda halk kahramanı. Kamuoyunun ölçüleri değişti. Mesela bütün işadamlarını dayağa çeksen, kamuoyu bundan hoşlanır.

Tantan, Yılmaz'dan uzak duruyor. Yılmaz'ın suçlu olduğuna mı inanıyor
İçişleri Bakanı?


Tantan'ın karakteri siyasi sistemle kolayca uzlaşmaz. Mesela işbaşına geldiğinde 'Ben partilileri bakanlığa sokmam' dedi. Vatandaştan büyük takdir topladı ama partilileri çok ezdi. Herkes dedi ki, parti seni aday yaptı, parti seni seçti. O zaman parti iyiydi de, sen bakan olduktan sonra mı parti kötü oldu?

Tantan ANAP'tan bakan oldu ama hükümete
girdikten sonra artık ANAP'ın değil, Türkiye'nin bakanı olmuş oldu. Kimseye ayrıcalık yapmaması gerekmez mi zaten?


Ayrıcalık yapmak başka. Bakanlığa sokmam, diyor. Polis devleti manasına gelen uygulamalar var. Senin yanlış uygulamalarına karşı vatandaş benden bir şey isterse ve sen beni bakanlığa sokmazsan... Benim Mesut beyle ters düştüğüm bir şey daha var. Adana'da bir adamı bir binanın on ikinci katındaki odasında terörist zannettik diye vurduklarında, Mesut bey tavır koymadı. Ben 'tavır koy' dedim. Tantan'a asıl tavır koyması gereken yer orasıydı. Eğer Mesut bey bu hukuk dışı tavırları eleştirmiyorsa, kendisine karşı olan hukuka aykırı tavırları da eleştiremez.

Partilerde ciddi bir lider sultası olduğunu biliyoruz. Buna rağmen Tantan, partisinin lideriyle kamuoyu önünde çatışmayı göze alıyor. Tantan parti tabanının kendisine sahip çıkacağına mı güveniyor?

Hayır. Tantan bildiği doğrular için mücadele ederken, kaybını düşünmez.

Tantan başkan adayı olsa kongreyi kazanabilir mi peki?

ANAP delegesinden önemli bir destek bulamaz ama adaylığı ortalığı allak bulak eder. Kamuoyunun bütün dikkatini çeker ve kongre günlerce tartışılır

Mesut Yılmaz bu enerji soruşturmasında jandarma ile de çatıştı. Jandarma ihale yolsuzlukları konusunda çok hassas olduğu için mi Yılmaz'la çatışıyor? Yoksa başka bir hesaplaşma mı var işin içinde?

Bu sorunun cevabını çok aradım. Bir yolsuzluk hadisesini izlerken mi buralara gelindi, yoksa buralara gelme hedefi sırasında mı bu yolsuzluk hadiseleri takip edildi? Mesut bey , 'Beni hedef
alan bir proje yapıldı' diyor. Haklı. 'Beyaz Enerji'deki rüşvet olayının Mavi
Akımla ne ilgisi var? Ahmet, Mehmet rüşvet almış ve siz 'Beyaz Enerji Operasyonu'nda onları sorguluyorsunuz. Peki Mavi Akım'a nereden gittiniz? Trabzon'dan Rize'ye giderken bir de İstanbul'a uğrayayım mı diyorsunuz? Böyle ipuçları gözüküyor ama, askerin veya askerin içinde bir bölümün, lider tasfiyesine veya siyasete şekil vermeye yöneldiğini düşünmek istemiyorum.

Tantan dürüstlüğüyle meşhur bir politikacı. Halkın dürüstlük konusunda şu sıralarda çok hassas olduğu da bir gerçek. Yılmaz, halkın böylesine dürüst bulduğu birisiyle çatışmaktan çekinmiyor mu?

Bu çatışma yanlış. ANAP'ın kuruluşunda değişimcilik ve uzlaşmacılık diye iki temel özelliği vardı. Ama şimdi ANAP statükocu ve en kavgacı parti oldu. En kavgacı genel başkan Yılmaz. Yargıyla, askerle, medyayla kavgalı, kendi bakanıyla ve seçmeniyle de kavgalı. ANAP tabanı bundan rahatsız. Askerle çatışarak seçimde oyunu artıran hiçbir parti yok. Askeri kendine engel olarak gösteren aslında kendi aczini ortaya koyuyor. Halka 'Seni ben temsil edemem' diyor. Oysa bu hukuken yanlış. Vatandaş oyunu sivillere veriyor, askere vermiyor. Mevzuat da iktidarı askerle paylaşmayı şart koşmuyor.

Bizim anayasal sistemimizde MGK yok mudur?

MGK'nın kararları bile tavsiye niteliğindedir. Mevzuat bütün yetkiyi ve sorumluluğu hükümete veriyor. Ama liderler gidiyor bu yetkiyi askerle paylaşıyor. Oradan gelen telkinleri bazen emir kabul ediyor. Sonra da şikâyet ediyor. Eğer siz askeri sizin üzerinizde bir kuvvet olarak görür ve size verilen yetkiyi kullanmazsanız, sizin üzerinize başka kuvvetler de gelir. Medya, Odalar Birliği, sendikalar da gelir, mafya bile gelir. Eğer siz yetkinizi kullanır ve bunun riskini alırsanız asker size ne yapacak? Ya doğru bulduğun kanunu çıkar ya da asker çıkarttırmadı deme. Bir kanunda askerin onayı yok ki...

Askere rağmen bir karar çıkarsa siyasetçinin başına bir şey gelir mi?

Bir kanunu askere rağmen çıkarırsam başıma iş gelir diye korkan, devleti yönetmeye talip olmasın. Çünkü korkmaya başladın mı sınırı yoktur bunun. Askeri, yapamadığın işlerin engeli olarak halka şikâyet etmek hukuken ve ahlaken yanlıştır. Erbakan ve Yılmaz yanlış bir çizgideler. Demokrasi mücadelesi askerle kavga ederek olmaz. Kendi yetkilerini kullanarak olur.

Siz, adınız Türkbank skandalına karıştığında yeterince size sahip çıkmadığını düşündüğünüz için mi Mesut beyden uzaklaştınız?

Hayır, Mesut beyle hiçbir konuda anlaşamıyoruz. Ben af, memur kararnamesi ve ekonomik programa karşı çıktım. 'Bu program çökecek, siz ithalatı sübvanse ediyorsunuz. 850 bin liralık doları 650 bine nisan ayına kadar satarsınız' dedim. Yılmaz doğru, dedi. Şubat krizinin olacağını ben de, Yılmaz da biliyorduk. Yılmaz, nisanda çıkmasını bekliyordu.Rakamlar ekonominin ancak nisana kadar dayanacağını gösteriyordu. Ama Yılmaz'a hükümetten çekilmeyi kabul ettiremedim.

Yılmaz iyi bir lider mi size göre?

İyi özellikleri var ama değişimci değil. Sonuç da ortada zaten. Mesut bey 'Değiştim, benim yeni projelerim var' dese bile ANAP'ı cazibe merkezi yapmak mümkün değil. Halbuki bir partinin cazibe merkezi olması için bugünkünden daha büyük fırsat olamaz. İnsanlar harıl harıl rey verebilecekleri, azıcık beğenebilecekleri bir parti arıyorlar. Bugün en ufak bir pırıltı bile prim yapıyor. Hiç projesi olmayan insanlar bile prim yapıyor. Bir parti için bundan daha büyük şans olamaz.