Tarih Vakfı'nın 'hikâyesi' var

Tarih Vakfı, Türkiye'deki insan hakları mücadelesinin son 50 yıllık gelişimini 32 sembol insanın yer aldığı 'Hikâyemi Dinler misin?' belgeseliyle anlatacak.
Haber: AHMET ŞIK / Arşivi

İSTANBUL - Birbirinden çok farklı 32 insan. Her birinin ayrı ayrı acıları ve bu acıların son bulabilmesi için yıllardan beri ayrı ayrı platformlarda, belki de birbirinden hiç habersiz olarak yürüttükleri mücadeleleri var. Çeşitli insan hakları ihlallerine maruz kalmış 32 kişi, Tarih Vakfı'nın düzenlediği 'Hikâyemi Dinler misin?' sergisinde bir araya geldi.
Elmas Eren, 1995 yılında, gözaltında kayıpların sona ermesi, kayıpların akıbetinin açıklanması için bir araya gelen Cumartesi Anneleri arasında yer aldığında, oğlundan 15 yıldır haber alamıyordu. 1980 darbesinden iki ay sonra gözaltına alınan oğlu Hayrettin Eren için başvurduğu her makamdan aynı yanıtı almıştı: 'Bizde yok'. Elmas Eren, hâlâ yaşam hakkı çiğnenen oğlundan bir haber umuduyla bekliyor.
Boray Uras, kızı Selin ve arkadaşını, 2000'de Bağdat Caddesi'nde araba yarışı yapanlara kurban vermişti. Trafikle ilgili yasaların çıkması ve yasaları çıkaracak olanların biraz daha dikkatini çekmek için Haziran 2000'de, üç hafta boyunca İstanbul'dan Ankara'ya yürüdü. Uras hâlâ yaya hakkı ihlal edilenler için mücadelesini sürdürüyor.
Şahsine Dikmenoğlu, yaşadığı Bergama'da önce siyanürle altın çıkarılacağını sonra da bu yöntemin doğayı, çevreyi, insanı yok ettiğini duyduğunda, sokaklara çıkmaya karar verdi. 1996'da Bergama'da başlayan '24 ayar direniş' eylemleri, Ankara ve İzmir'e dek ulaştı; yarı çıplak gezdiler, kendilerini Boğaz Köprüsü'ne zincirlediler. Şimdi 72 yaşında olan Dikmenoğlu suskun kalmadı, doğal dengesi tahrih edilmemiş bir çevrede yaşama hakkını ihlal edenlere karşı mücadelesini ise sürdürüyor.
'Hortum' izleri
Okşan Öztok, erkek egemenliğinin yasalara dek işlediği bu ülkede yaşamaya çalışan bir travesti. Defalarca gözaltına alındı. Her seferinde 'Hortum' lakaplı bir komiserden dayak yedi, işkence gördü. Tek neden cinsel kimliğiydi. Okşan Öztok, cinsel kimliğini özgürce kullanabilme hakkını elde etmek için, bir dönem başkanlığını da yaptığı İnsanca Yaşam Platformu'nda çalışıyor.
Evine dönmek istiyor
Osman Özdemir ise mülkiyet hakkı ihlal edilerek köyü yakıldıktan sonra ailesiyle İstanbul'a göç eden bir vatandaş. Yoksulluk içinde kıvrandığı bu metropolde, çocuklarına ne memleketindekinden daha iyi bir yaşam, ne de Kürtçe isim verebilmiş. Daha iyi bir yaşam sürebilme hakkı için köyüne dönmeye çalışıyor.



20 ilde sergi ve gösterim
Sergi, ilk olarak yarın İzmir'de, ardından Bursa, Edirne, Van, Diyarbakır, Mardin, Antalya, Mersin, Antakya, Gaziantep, Samsun, Trabzon, Çanakkale, Muğla, Denizli, Konya, Kayseri, Ankara, Zonguldak ve İstanbul'da izleyiciyle buluşacak.
32 kişinin öyküsü, 2'şer metrelik pano fotoğraflar ve metinlerle aktarılacak. Serginin danışmanlığını Orhan Silier, İlhan Tekeli, Oktay Uygun ve Yavuz Önen, tasarımını Bülent Erkmen, metin yazımını Zafer Yenal, Meltem Ahıska, Deniz Yonucu ve Enis Köstepen, uygulamasını Yeşim Bakırküre, fotoğrafların çekimini Zeynep Güzel ve Tolga Çebi yaptı. Sergi 20 ayrı kentte, toplam 212 gün açık kalacak. Sergi sırasında sivil toplum konulu 43 konferans düzenlenecek.
Can Dündar ve ekibinin, anlatılan hikâyelerden yola çıkarak hazırladığı
'Önce İnsan! Türkiye'de Sivil Toplumun, İnsan Haklarının ve Örgütlerinin Öyküsü' isimli 40 dakikalık bir belgesel sunulacak.