Tarlasında yasaklı bir çiftçi

Askeri yasak bölge

Iğdırlı çiftçi Nuri Güneş çok dertli: 121 dönüm arazisini sadece gün ışığında ve askeri izinle ekip biçebiliyor. İşçi çalıştıracaksa, savcılıktan temiz kağıdı alması gerekiyor; çünkü arazi askeri yasak bölgede.
Haber: MESUT HASAN BENLİ / Arşivi

ANKARA - Türkiye-Ermenistan sınırında iki parselden oluşan 121 dönüm arazisi bulunan Iğdırlı çiftçi Mehmet Nuri Güneş'in hayatı 'yasaklarla' geçiyor. Güneş, tapulu arazisine ancak kendi adına düzenlenen izin belgesiyle girebiliyor ve sadece gündüzleri çalışabiliyor. Ayrıca Güneş, arazisinde işçi çalıştırmak istediğinde işçilerin savcılıktan sabıka kaydını çıkarttırmak zorunda. Tarlada çalışırken Türk Ulusu'nun onur ve vakarına aykırı düşecek davranış, söz ve harekette bulunması da yasak. Çünkü 26 maddeden oluşan '1. Derece ve 2. Derece Askeri Yasak Bölgede Arazisi Bulunan Şahısların Uyması Gereken Talimatname' bunu zorunlu kılıyor. Güneş, mağdur olduğunu söylerek, "Alay Komutanlığına yaptığım başvuruda ya arazimin alınmasını ya da rahat çalışma imkânı sağlanmasını istedim" diyor.
İzinle girebiliyor
Mehmet Nuri Güneş, Iğdır'da yaşayan bir çiftçi. Güneş'in Türkiye-Ermenistan sınırında iki parselden oluşan 121 dönümlük arazisi var. Ancak Güneş'in tarlaları '1. ve 2. derece askeri yasak bölgede' bulunuyor. Bu nedenle Güneş, kendi arazisine gidip gelirken '1. Derece ve 2. Derece Askeri Yasak Bölgede Arazisi Bulunan Şahısların Uyması Gekeren Talimatname'sine uymak zorunda. Talimatnameye göre Güneş, sadece askeri yetkililerin verdikleri izin belgesiyle arazisine girebiliyor. Çiftçi Güneş, kendi arazisinde mutlaka gündüz çalışmak zorunda.
Çünkü talimatnamede, 'Şahıslar arazilerine gün ağardıktan sonra girebilir ve arazilerini gün kararmadan bir saat önce terk etmek zorundadırlar' deniliyor.
Güneş'in, arazisi üzerinde Türk uyruklu olmayan kişileri işçi ve çoban olarak çalıştırması da yasak. Güneş'in uyması gereken ilginç bir kural da talimatnamenin 16. maddesinde şu şekilde ifade ediliyor: "Türk Ulusu'nun onur ve vakarına aykırı düşecek davranış, söz ve hakarette bulunamaz, kılık kıyafet çalışma koşullarına uygun olup, hırpani ve şeref zedeleyici mahiyette olamaz."
Güneş, tarlasında birkaç saatlik iş için işçi çalıştırmak istediğinde bunlar için savcılıktan sabıka kaydı çıkarmak zorunda kaldığını da belirterek, "Çünkü talimatname böyle, başka türlü işçilerin çalışmalarına izin verilmiyor" diyor.
Talimatnamenin 10. maddesine göre Güneş, kendi arazisi üzerinde kamışları kesmek istese dahi Tabur Komutanlığı'ndan izin almak zorunda. Yasaklar ve kısıtlamalar bunlarla sınırlı değil. Eğer arazinizde hayvancılık yapmayı düşünüyorsanız, 'güvenlik nedeniyle' bazı yasaklamalara katlanmanız gerekecek. Örneğin, 'Hayvan sürüleri kulelere, karakol çevre aydınlatma lambalarına ve tel örgülere 200 metre, kayalık ve leçelik bölgesine 600 metreden fazla yaklaştırılmıyor.
Anahtarla giriyor
Güneş, talimatta olmayan bir uygulamayla da karşı karşıya kaldığını öne sürerek "Askerler, 2000 yılında, 'güvenlik nedeniyle' zaten tel örgülerle çevirdikleri arazinin giriş olarak kullanılan bölümüne bir kapı yaptırmamı istediler. Demir bir kapı yapmamı istediler, ben de yaptım. Karakoldan anahtarı alıyorum, araziye giriyorum, işimi bitirdikten sonra anahtarı tekrar karakola bırakıyorum. Arazinin kapısını benden başkasının açmasına izin verilmiyor. Aileden biri bile olsa açamaz. Ancak ya ben ya da benim yetkilendirdiğim biri açabilir" diyor.
'Mağdurum'
Güneş, kendisi gibi sıkıntı içinde olan 14-15 köy sakininin bulunduğunu söylüyor. 8-24 Aralık tarihlerinde güvenlik gerekçesi ile arazisine girmesine askeri yetkililerin izin vermediğini ileri süren Güneş, 12 Aralık tarihinde 5. Hudut Alay Komutanlığı'na şu yazıyla başvurduğunu belirtiyor: "Ekili bulunan elma ve kavak fidanlarıma, izin verilmediğinden, zamanında gerekli bakım ve sulamayı yapamadığım için yonca etkili alanda da hayvanlarımı otlatamamaktayım. Belirtiğim nedenlerden dolayı mağduriyetimin giderilmesini saygıyla talep ederim."
Mehmet Nuri Güneş, uygulamayla mülkiyet hakkının çiğnendiğini de savunarak şöyle konuşuyor: "Ya arazilerimizi istimlak etsinler ya da araziler üzerinde rahat çalışma koşulları sağlansın. Benzer sıkıntıları yaşayan yaklaşık 3 bin kişi var."