Taş atan çocuğa bir de 'baba cezası'

Taş atan çocuğa bir de 'baba cezası'
Taş atan çocuğa bir de 'baba cezası'
16 yaşındaki Hebun, Diyarbakır'da polise taş attığı iddiasıyla tutuklanan ve 37 yıl hapsi istenen çocuklardan biri. Hakkında istenen cezanın ağırlığıyla özgürlük umudunu yitirirken gardiyanlarla tartışan babasının görüşlere gelmesi de yasaklandı



YONCA CİNGÖZ
İSTANBUL - Taş attığı için örgüt üyesi sayılan çocuklarla ilgili çocuk ve insan hakları örgütleri isyan etse de durum değişmiyor. Diyarbakır’da 14 Temmuz’da bir basın açıklaması sonrasında ‘polise taş attığı’ gerekçesiyle üç çocukla beraber gözaltına alınıp tutuklanan 16 yaşındaki Hebun Hakan Akkaya’nın hayata dair umutları, hakkında ‘örgüt üyeliği’ ve ‘örgüt adına eylem yapmak’tan 37 yıl hapis cezası istenen iddianamenin açıklanmasıyla azalmıştı. Üstüne görüş gününde ailesine zafer işareti yaptığı için babasıyla gardiyanlar arasında tartışma çıktığı gerekçesiyle bir yıl babasını görmeme cezası verildi.

Oğlum işe gitmişti
Babası Arif Akkaya, 14 Temmuz’da yaşananları şöyle anlatıyor: “Bir gün önce sevinçle gelip ‘Okul açılmadan üç aylığına iş buldum. Bu yıl sana ihtiyacım kalmayacak’ demişti. Olay günü Hebun film izlediği için evden çıkmaya üşeniyordu. ‘Hadi hadi kalk, tembellik etme’ diye kaldırdım, birlikte çıktık, o ofise biz alışverişe gittik. İş için dışarı çıkmış. Caddede sıkışmış, koşarken yakalamışlar. Gece 11.00’e kadar bekledik. Gelmeyince karakola gittik. 16 yaşında, okulda olması gerekirken cezaevinde. Taş attı diyorlar, kendimden beklerim o çocuktan beklemem. Ama atmış olsa bile... Yasin Hayal Mc Donalds’a bomba atıyor, beş ay yatıp çıkıyor. Bir taşın bedeli bu kadar ağır mı olmalı?”

Gelecek umudunu yitirdi Ablası Necla Akkaya kardeşinin hayat dolu ve çevresindekileri de neşelendiren bir çocuk olduğunu anlatıyor: “Okulda notları çok iyiydi. İlk başlarda cezaevinde derslere çok çalışıyordu, bırakmıyordu. Cezaevine girmeden önce, tiyatroyla ilgili bir şeyler yapmak istiyordu. Sonra yaşadığı hukuksuzluklar üzerine ‘Ben hukuk okuyacağım’ demeye başladı. Ama savcı mütalaasını okuduktan sonra ‘Artık dışarı çıkma şansımız yok. Ne diye ders çalışalım?’ diyor. Hapse girdiğinde çocuktu ama artık değil. Büyük bir insan gibi konuşuyor. Bazen motive etmeye çalışıyor, bazen de ‘Kötü bir şey yapmadım ama bunu yaşıyorum, dünyada gerçekten haksızlık var’ diyor. İstemeyerek büyümek zorunda kaldılar.”

Zafer işaretine dayak
Kararın açıklanması beklenen 15 Ocak’taki duruşmayı bekleyen Hebun ve ailesinin umudu suçlamalar ve istenen cezanın büyüklüğüyle iyice kırılmışken, cezaevi yönetiminin kararıyla üzüntüleri artmış. Ailenin iddiasına göre, açık görüş günü olan 2 Aralık’ta, çocuklar ayrılırken ailelerine zafer işareti yaptı. Gardiyanlar da çocukları tartakladı. Bu duruma sözle müdahale eden büyüklerin arasında baba Arif Akkaya da vardı. Gardiyanlarla ailelerin tartışması yönetime yansıyınca, yönetim Hebun’a ‘disiplinsizlik’ten iki hafta, babasına ise bir yıl görüş yasağı getirdi. Ceza TCK’nın ‘Görüşme hakkına sahip özel kişilerin kurum güvenliğinin korunması amacıyla alınan tedbirlere aykırı davranışları ve istekleri nedeniyle görüşme hakları, kurumun en üst amirince bir aydan bir yıla kadar kısıtlanabilir’ hükmüne dayanıyordu ve en uzun süre seçilmişti. Baba Akkaya, açık görüş için “Annesi gitti, ben gidemedim” derken sesi titriyor, sonra “Demek ki bu da gelecekmiş başımıza” diyerek susuyor.

Çocuk haklarına aykırı
Hebun Hakan Akkaya’nın avukatı Meral Danış son cezaya itirazlarına cevap beklediklerini söylerken, taş attığı için tutuklanan çocukların örgütü ne kadar bildiklerine dair bile ciddi şüpheler olduğu söylüyor. TCK’nın açık hükümlerine göre taş atmanın cezasının bu kadar ağır olamayacağını belirtiyor: “Hebun ifadesinde taş atmadığını söyledi. Bu davanın Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Çocuk Koruma Kanunu’na aykırı yürütüldüğü kanaatindeyiz. Çocuk Mahkemesi’nde yargılanmalıyken Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyorlar” diye konuşuyor.