@ismailsaymaz

Taşımalı adalet

Taşımalı adalet
Taşımalı adalet
20 yıl önce 6 köylünün öldürüldüğü 'faili meçhul' davasında vali ve savcılık güvenlikte anlaşamadı. Şırnak Valisi "Şehrimiz güvenli değil" diyerek davanın naklini isterken, savcılık "Gerekçelerinizi bildirin" dedi.
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

Şırnak Silopi’de 20 yıl önce 6 köylünün jandarma tarafından kaybedilmesine ilişkin yargılamanın bir başka şehre nakli sorusu, valilikle savcılığı karşı karşıya getirdi. Şırnak Ağır Ceza Mahkemesi’nin sorusuna karşılık Vali Hasan İpek, ‘Davada provokatif amaçlı toplumsal olaylar olabileceğini’ savunurken, Başsavcı Yardımcısı Semih Öztürk ise ‘sanıkların öldürülmesi veya kaçırılması ihtimalinin bulunmadığı’nı belirtti.
Dönemin 23. Jandarma Sınır Tugay Komutanı Mete Sayar’la 5 asker hakkında ‘birden ziyade kimseyi öldürmek’ suçlamasıyla açılan davanın iddianamesi, Şırnak Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edilmişti. Mahkeme, “Daha önce Şırnak’ta görev yaptığımız için can güvenliğimiz risk altında” diyen iki sanığın talebi üzerine davanın bir başka şehre nakli için dosyayı Adalet Bakanlığı’na yollamıştı.
Radikal’in eriştiği belgelere göre mahkeme, bu dosyayı göndermeden önce usul gereği valiliğe ve savcılığa soru yöneltti. Başsavcı Yardımcısı Semih Öztürk, 15 Ağustos’ta verdiği yanıtta, “Sanıkların öldürülmesi ve kaçırılması ihtimali bulunmadığını, ihtimal dahilinde ise emniyet ve asayiş kuvvetlerince önceden alınacak tedbirlerle önlenip önlenemeyeceği konularını kapsayacak şekilde gerekçeli düşüncenin bildirilmesini” istedi. Vali Hasan İpek de 1 Eylül tarihli yanıtında, “Bazı gruplar tarafından provokatif amaçlı, istenmeyen toplumsal olaylar olabileceği, şahısların duruşmaya katılım için başka ilden geliş-gidişleri sırasında güvenlik problemleri doğabileceğinin davanın naklinin uygun olacağı değerlendirilmektedir” görüşünü savundu. Davanın nakline ilişkin herhangi bir karar verilmedi. Mahkeme ayrıca, sanıkların bulundukları şehirde Sesli ve Görüntülü Bilgi Sistemi (SEGBİS) üzerinden ifade vermesini kararlaştırdı. Yasada, ancak ‘alt sınırı 5 yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren’ suçlar dışında, bu uygulamanın yapılabileceğini emrediyor. Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi iki karara itiraz etti.

İlk duruşma 5 Kasım’da

Görümlü Köyü’nü basan jandarma 13 köylüyü gözaltına aldı. Yedisi bırakılırken altısından bir daha haber alınamadı. Asker Yusuf Özdemir, dönemin 23. Jandarma Sınır Tugay Komutanı Mete Sayar’ın, “Bu şerefsizleri öldürün” talimatı üzerine köylüleri alana çıkardıklarını, içlerinden birinin boynunda haç bulunduğunu, haçı köyün imamına taktıklarını, altısının dizlerine G-3 silahlarıyla ateş edildiğini ve ölülerin taburdaki garajın arka tarafında bulunan kuyulara doğru götürüldüğünü söyledi. İlk duruşma, 5 Kasım’da görülecek.

Ali İsmail Korkmaz Davası da yolda...


Türkiye 1990’lı yıllardan beri, kamu görevlilerinin sanık olarak yargılandığı davaların ‘güvenlik’ nedeniyle başka şehre gönderildiğine ve bu yargılamaların çoğunlukla hafif bir cezayla bittiğine tanık oluyor.
Bilinen ilk nakillerden biri, Gazi Mahallesi Davası’ydı. İstanbul ’da, 12-15 Mart 1995’te meydana gelen olaylarda 17 kişi polis ateşi sonucunda hayatını kaybetmişti. Trabzon’a nakledilen bu yargılama sonucunda iki polis dörder yıl hapis cezası aldı.
Gazeteci Metin Göktepe’nin 8 Ocak 1996’da polislerce dövülerek öldürülmesine ilişkin dava önce Aydın’a, sonra Afyon’a, ardından ikinci kez Afyon’a gitti. Beş polise yedi yıl altışar ay, bir polise bir yıl sekiz ay verildi.
2004’te Kızıltepe’deki evlerinin önünde polis tarafından öldürülen Ahmet Kaymaz ve oğlu Uğur’la ilgili yargılama, Eskişehir’e gönderildi. Mahkeme, ‘meşru müdafaa’ kapsamında tüm polisleri beraat ettirdi.
Muğla’da, 2010 yılında polis kurşunuyla ölen üniversiteli Şerzan Kurt Davası da Eskişehir’e geldi. Mahkeme, sekiz yıl hapse çarptırdığı sanığı tahliye etti. Hakkâri Yüksekova’da 1995’te askerler tarafından öldürülüp cesedinin kaybedildiği iddiasıyla açılan dava da halen Eskişehir’de görülüyor. Buna karşın, Eskişehir’de Ali İsmail Korkmaz’ın 2 Haziran 2013’te bir grup polis ve sivil tarafından dövülerek öldürülmesine ilişkin davanın ise bir başka şehre gönderilmesi için dosya, Adalet Bakanlığı’na gönderildi.
Hakkâri’de, 2009’da bir çocuğu dipçikle döven polisle ilgili yargılama Isparta’ya yollandı. Sanık polise altı ay hapis verildi; bu ceza ertelendi. Mardin Derik’te görev yaptığı 1994-1995 yıllarında 13 yurttaşın öldürülmesinden sorumlu tutulan emekli Tuğgeneral Musa Çitil’in yargılaması Çorum’da görülüyor.

‘Amaç, gözlerden kaçırmak’


Avukat Fikret İlkiz: Bu davaların naklinin temel nedeni, kamuoyunun gerçekten izlemesi gerekli davaları mümkün olduğunca kamuoyunun izlemesinden kaçırmak oluyor. Özellikle kamu görevlileri hakkında açılan davalar gözlerden ırak yapılsın diye... Davanın gittiği her ildeki güvenlik daha fazla arttırılıyor. Böylece, hem yargılamanın hem de naklin yasal amacından uzaklaşılmış oluyor.
Avukat Mehmet Ali Kırdök: Yasada ‘güvenlik’ sebebi gösteriliyor. Fakat nakillerde genellikle mağdurun aleyhine atmosfer oluşuyor. Mağdur; sanık ve çevresinin baskısı altında duruşmaya giriyor. Bir de işin ekonomik altyapısı var. Ve bu durumda mağdur açısından olumlu sonuçlanmayan davalar bunlar. Sanık kamu görevlileri açısından olumlu sonuçlandığı için bu pratik işletilmeye devam edecek.