@ismailsaymaz

Taşocağından sayfiyeye

İstanbul, Kartal'daki bir taşocağı, yeraltı sularıyla gölete dönüştü. Bir mahalle sakini akvaryumunu boşaltınca gölet, sazlıklarla çevrili, Japon balığı, yayın ve sazanlarla dolu bir sayfiye yeri halini aldı.
'Balıklıgöl' 1996'da korumaya tabi 'doğal varlık alanı' ilan edildi.
Haber: İSMAİL SAYMAZ / Arşivi

İSTANBUL - Adı: Balıklıgöl. Ortasında sazlıklar yükseliyor, kenarında balıkçılar avlanıyor, sevgililer geziniyor, içinde çocuklar yüzüyor. Yanı başındaki çay bahçesi müşterilere tüm gün hizmet veriyor.
Balıklıgöl'ün kısacık geçmişi, onu benzerlerinden ayırıyor. 20 yıl öncesine kadar taşocağı olarak kullanılan göl, bir kaynak suyuyla oluşmuş. Bir mahallelinin içine bıraktığı japon ve süs balıkları gölü doğal akvaryuma çevirirken, bunu önce martı ve karabataklar, son olarak da amatör balıkçılar fark etmiş. Bir zamanlar içinde dinamitler patlayan Taşocağından zamanla Kartal Cevizli'deki Balıklıgöl doğmuş.
Cevizli'deki Balıklıgöl'ün bulunduğu bölge, adını geçmişinden alıyor: Kireç Ocakları mevkii. Taşocağı 1982 yılında yeraltından gelen kaynak sularıyla dolunca eskiden tüm mahalleyi korkutan dinamit sesleri kesilmiş. Kaynak suları taşocağını göle çevirirken tüm uğraşılara karşın sular boşaltılamadığı için işletme, ocağın kapısına kilit vurarak bölgeden çekilmiş.
Ali dayının balıkları
Rivayete göre, mahalle sakinlerinden 'Ali dayı'nın akvaryumundaki japon ve süs balıklarını gölete bırakmasıyla taşocağının yazgısı değişmiş. Japon balıklarını, yayın ve sazanlar, martı ve karabataklar, ardından balıkçılar ve gölette serinlemek isteyen küçükler izlemiş. Göl daha sonra temiz hava solumak isteyen aileler, gizlice buluşan sevgililerin uğrak yeri olmuş. Ziyaretçiler artarken, Türkiye Çevre Koruma ve Yeşillendirme Kurumu (TÜRÇEK), doğal bir akvaryumu andıran gölü fark ederek, 1995 yılında İstanbul 2. Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu'na başvurmuş. Kurulun 1996'da verdiği kararla gölet, 'doğal varlık alanı' ilan edilmiş.
Koruma kapsamına alınan gölet, her ne kadar bir dönem 'açık hava meyhanesine' dönse de mahalleli Balıklıgölü'ne sahip çıkmış. Geçen yıl, ilçe belediyesinin izniyle göletin bir kenarında, 'Gölbaşı Aile ve Çay Bahçesi' adlı kafe açılmış. Kafenin sahibi, çocukluğundan beri mahallede oturan Aziz Tuncel. 33 yaşındaki Tuncel, "Ocak zamanla gölete döndü. Bu gölette sekiz kişinin boğulduğuna tanık oldum. Burayı açtıktan sonra çevreye çekidüzen verdik" diyor. Çevresi bir metrelik surlarla çevrilen göletin içte kalan bölümü ise sokak lambalarıyla aydınlanıyor.
Göl kenarında her zaman balıkçıları görmek mümkün. Oltasını göl kıyısına sabitleyen Şükrü Çelik, beş kiloluk yayınlar ve sazan balıkları çıkardığını anlatıyor. Çelik, oltasına takılan japon ve süs balıkları ile lepistesleri geri bıraktığını söylüyor. Göl kenarında dinlenen üç emekli; Hüseyin Çılbır, Cemil Atakulu ile Enver Kara ise gölün kirli olduğunu ve temizlenmesi gerektiğini söylüyor. Surların içinde koyu bir sohbet sürerken, dışında art arda dizilen araçlar gölden taşınan sularla yıkanıyor.
Doğa eğitim merkezi olacak
TÜRÇEK Başkan Yardımcısı Aydın Atıcı, Balıklıgöl'ün doğallığının korunması için İl Çevre Orman Müdürlüğü ile anlaştıklarını kaydederek, göleti 'uygulamalı doğa eğitim merkezi' olarak hizmete açmayı planladıklarını söyledi. Atıcı, göleti kaderine terk etmeyeceklerini belirterek, "Çocuklar, göletteki suyu, balıkları ve bitkileri yerinde incelesin istiyoruz" dedi.
Dr. Okuş: Zor ama olabilir
İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü öğretim üyesi Doç. Dr. Erdoğan Okuş, japon balığı ve lepistesin tropikal iklim balıkları olduğunu belirterek, "Bunlar sıcaklığın 15 derecenin altına düşmediği sularda yaşar ve ürerler. Bu balıkların sıcaklığın
5 derece olduğu bir suda yaşaması mümkün değil. Kimi akvaryum balıkları üreyebilir. Ancak, gölette yayının bulunması ilginç. Balık yiyerek beslenen yayının olması için gölette çok sayıda balık bulunmalı. Ayrıca yayını da gölete birinin atmış olması gerekiyor. Bu tür göletler oluşturulabilir ancak kontrollü şekilde yaşamını sürdürebilir" dedi.