TBMM'de tarihi buluşma

İsrail ve Filistin liderleri, Ortadoğu sorununun çözümü için son yıllarda gerçekleştirilecek en iddialı toplantı olması beklenen Annapolis Barış Konferansı öncesinde TBMM çatısı altında biraraya geldi ve barış mesajları verdi.

ANKARA - İsrail ve Filistin liderleri, Ortadoğu sorununun çözümü için son yıllarda gerçekleştirilecek en iddialı toplantı olması beklenen Annapolis Barış Konferansı öncesinde TBMM çatısı altında biraraya geldi ve barış mesajları verdi. İsrail Devlet Başkanı Shımon Peres ile Filistin Ulusal Yönetimi Başkanı Mahmoud Abbas muhtemelen Annapolis'te ortaya koyacakları "barış şartları"nı birbirlerine ve dünya kamuoyuna TBMM'den duyurdular.

TBMM'deki tarihi buluşmaya milletvekilleri büyük ilgi gösterdi. Kürsüye ilk Peres, ardından da Abbas çıktı.

Atatürk vurgusu

TBMM'de bulunmaktan büyük kıvanç ve huzur duyduğunu belirterek konuşmasına başlayan Peres Atatürk'ün 'kendi hayatlarımızda mutluluğa ulaşmanın tek yolu kendimizin değil, bizden sonra geleceklerin çıkarlarını gözetmektir' sözüne de atıfta bulunduğu konuşmasında şu mesajları verdi:

"TBMM geçmişte tarih yazdı, gelecekte de tarih yazmaya devam edecek. Türkiye son 100 yılda bir devrim yaşadı. Eski bir imparatorluktan güçlü bir cumhuriyete dönüştü. Benim milletimin de tıpkı sizinki gibi binlerce yıla yayılan bir tarih havzasına sahiptir. İnanç hafıza ve umut Yahudi halkının var oluşunun temelleridir. Büyük acılar çekerek yaklaşık 2 bin yıl sonra anavatana dönmüş olmak bunun bedelidir. Atalarınızın atalarımıza nasıl el uzattığını hatırlıyoruz. Fakat Avrupa ülkelerinin çoğu onları kolları açık beklemiyordu. Sadece Osmanlı imparatorluğu topraklarında yerleşmelerine geçit verdi.

İran şikayeti: Tahrik ve terör vasıtasıyla İslam kültürünün gerçek imajını bozmaya çalışanlara karşı Türkiye en ön sıralarda durmaya devam ediyor. Burada saklayamayacağım. İran ise diğerleri üzerinde kendi hegemonyasını kurmayı amaçlamaktadır. Türkiye inanca, İran ise endişeye yol açmaktadır. O nedenle Türkiye hem Ortadoğu için hem Avrupa için gereklidir. Avrupa’nın Türkiye’ye ihtiyacı, Türkiye’nin Avrupa’ya olan ihtiyacından daha az değil.

Terör mesajı: Buraya Filistinliler ile aramızda bir barış anlaşması yapma çabalarına katkıda bulunmak ve Suriye’den Yemen’e kadar tüm bölgede barış imkanlarının araştırılması için fikir alışverişinde bulunmak; sadece dinlenilmek değil dinlemek için geldik. Terörü kınamak konusunda da birleştik. Terörün ahlaki temeli yoktur. Terör bir yıkımdır ve mesajı kandır. Türkiye Gazze şerdinin terörden kurtarılması, kaçırılan İsrail askerlerinin iadesine, Filistinlilerin normal hayatına dönmesine de katkıda bulunabilir. Türkiye’nin mevcut liderliği altında siyasi barışın tesisi ve ekonomik, yerel ve bölgesel barışın inşası için imkanlarını kullanmaya hazır olması çok önemlidir.

Tarihte örneği yok: İsrail devletinin bu anlaşmazlığa son vermeye kararlı olduğunu beyan etmek istiyorum. Türkiye Anapolis konferansında bir ortak olacaktır. Farklı dualar okusak bile, gözlerimiz aynı semaya ve aynı Ortadoğu’ya çevrilidir. Bu siyasi ufuk İsrail devletinin yanı sıra bir Filistin devletinin kurulmasına yol açacaktır. Demokratik İsrail’in yanındaki demokratik bir Filistin Devleti hepimize zarar veren düşmanlığın son bulmasını mümkün kılacak. Barış geçici bir menfaat değil, kalıcı bir amaçtır. Yeni bir yola giden üç ortaklı bu toplantının tarihte bir örneği yoktur. Bu yeni bir umut birleşimidir. Ankara forumu umarım ki barış için kalıcı bir rüzgar estirecek.

Türkiye aktif manivela: Filistin halkı için Filistin devleti, Yahudi halkı için Yahudi devleti. Burada yeni bir safhayı yaşıyoruz. Bu eşi görülmemiş tabloda Türkiye kendi sistemini oluşturmuş, bu tarihi süreçte siyasi, ekonomik barışın, gelenek ve bilimin birleştirilmesine eşsiz bir katkıda bulunarak aktif bir manivela görevini üstlenmektedir. Türkiye artık hem ortak hem de yapımcıdır. Hem global bir mimar hem de yerel bir mühendistir. Gerçek dostluk, azim ve kararlılıkla, Doğu Akdeniz havzasındaki halkların barışı, kardeşliği ve ortaklığı için çalışacağız. Türkiye İsrail ve bölge ülkeleri arasındaki dostluk çok yaşasın. Tanrı dostluğumuzu daim etsin.

Abbas Hamas'ı şikayet etti

Türkiye'yi örnek aldıklarını belirten Filistin Devlet Başkanı Abbas da şunları söyledi: "Meclisiniz, sağlam demokrasinin kalesidir. Bize de örnek oluşturmaktadır. Türkiye bu yüce Meclisi ile Cumhruyetin gücüne güç katarak idame ettirmiştir. Biz de Filistin de demokrasinin yerleşmesini arzuladık. Seçimlere dayalı yeni bir siyasal sistemi oluşturmak istedik. Bu gayretlerimiz bağımsız Filistin’e yöneliktir. Yönetimin sandık aracılığı ile el değiştirmesini istedik. Sizin uygulanamızı takip etmeyi arzuladık. Ama bazı ulusalrarası baskılara maruz kaldık. Ambargolara hedef olduk. Ayrıca içimizde de bazı güçler demokrasi yolundaki gayretlere inanmadılar. Kuvvete başvurma, siyasi ve askeri devrimlere öncelik verdiler ve halka gidilmesini reddettiler. Türkiye’yenin coğrafi konumu müstesnadır. Tarihin çeşitli dönemlerinde insanlara birlik ve beraberlik tablosu sunmuşlardır. İnsanlık bunu görmüştür. Türkiye’ye takdirlerimizi sunuyoruz. Filistin davasına olan desteğinizden dolayı da teşekkür etmek istiyoruz.

Barış tarafındayız: Annapolis Konferansı arifesindeyiz. İki taratan biri kazanacaktır; ya barış ve itidal tarafları ya da şiddete başvuran, işgali devam ettiren, savaş taraftarı olan... Bizler Filistin ve Türkiye, aynı kampta yer alıyoruz. Barışçıl tutum izliyoruz, aşırıcılığı reddediyoruz. Hiçbir zaman başka bir ulusun halkına karşı düşmanca davranmak, haksız yere zulüm yapmak, toprağını işgal etmek; ne insanlığımız ile ne de dini inancımızla bağdaşmaktadır.

Tek başkentimiz Doğu Kudüs: Halihazırdaki durumun devamı, emrivakinin kabul ettirilmesi gayretleri, hiç kuşkusuz olumsuz neticelere yol açacaktır. Bu müstesna fırsatı muhakkak değerlendirmek lazım, başarmak için elden gelen gayreti sarf etmemiz lazım. Biz daha önce müteaddit defalar, yerleşim yerlerinin genişletilmesi, duvar inşaatının devamının, bölgede barış ve güvene altyapı oluşturamayacağını söyledik. 12 binden fazla Filistinli vatandaşımızın tutukluluk hali devam etmektedir. Köyler ve kentler arasında barikatlar sürmektedir. Doğu Kudüs, 1967’de işgal edilen topraklar içinde kalmaktadır. Filistin Devletinin, Doğu Kudüs’ten başka başkenti olmayacaktır. (Radikal)