Tedbirsiz bekliyoruz

İki afete rağmen
1999'daki iki büyük depreme rağmen Türkiye ders almamış görünüyor: Başta İstanbul olmak üzere birçok kent büyük deprem tehlikesi altında, ama önlemler konusunda yönetim yerinde sayıyor.
Binaların hali
Uzmanlar can ve mal kaybına karşı binaların güçlendirilmesi veya yıkılıp yeniden yapılmasını öneriyor. Alınan önlemler şunlar: Çadırkent ve mezar yeri belirlemek.
Haber: TİMUR SOYKAN / Arşivi

Unutmadık unutturmayacağız
16 Ağustos 1999 günü, saatler Türkiye tarihinin en karanlık günlerinden birine doğru ilerliyordu. Her şey normaldi. Gazete sayfalarında Bursa'daki bir amele pazarında iş için kavga eden ve yaşamını kaybeden Şaban Alkan'ın dramı yer alıyordu. Kahvehanelerdeki başlıca sohbet konusu Galatasaray'ın, Trabzonspor'u deplasmanda 2-1 yenmesiydi.
Aşırı sıcağa karşın pazar gününün tadı çıkarılıyordu. Sokaklarda çocuklar oynuyordu, insanlar mesire yerlerine akın etmişti. Gece olduğunda çalar saatler işgününe kurularak yatıldı. Ancak binlerce saat, beton yığınları arasında 03.02'de durdu. Herkesin yarına ilişkin planı vardı. Yaşamını yitiren 16 bin 986 kişinin de...
Ancak artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Türkiye'nin en karanlık gecesinin üzerinden tam iki yıl geçti.
İki yıl boyunca depremin değil, binalarda yapılan hataların can aldığı konuşuldu. Peki ne değişti? İstanbul'da yaşanacak depremin yıkabileceği binlerce bina için hiçbir çalışma yapılmadı. Her şey felaket sonrasında, yani insanlar öldükten sonra yapılacaklar ile sınırlı kaldı.
Teslim tarihi sürekli ertelenen 42 bin 150 kalıcı konuttan 34 bin 184'ü bitirildi. Ancak sosyal yaşam alanları inşa edilmediği için depremzedeler konutlara uzun süre taşınamayacak. Konutlarına taşınan az sayıdaki depremzede ise özensiz yapılmış, dökülen konutlar ile karşılaşıp hayal kırıklığına uğruyor. Geçici barınma için yapılan prefabrik konutlarda yaklaşık 160 bin kişi olumsuz koşullarda yaşam savaşı veriyor. Geçici barınmadan faydalananların yüzde 7'si çadırda.
Kentlerde felaketin izleri derin. Altyapısı çökmüş olan kentler, yağmurda sular altında kalıyor, sokaklar ise toz duman.
Bölgenin ekonomisi de enkaz altında. Sakarya'da işsizlik oranı yüzde 22. Araştırmalar, işsiz ve sosyal güvencesi olmayan depremzedelerin, doktorun yazdığı ilaçları bile alamadığını ortaya koyuyor.
Çöken binalardan sorumlu olanlardan yargılanarak cezalandırılan ise yok. Özetle iki yılda alınan yol arpa boyu...
***
'İki yıl boşa geçti'
Jeofizik Mühendisleri Odası Genel Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ercan: İki yıl boşa geçirilmiştir. Depremde yıkılacak konutlar büyük ölçüde belli. Bu konutlarda bulunan insanların bir an önce inşa edilecek sağlam konutlara taşınması gerekiyor. Felaketten sonra konut yapmaktansa depremden önce yıkılacak konutların yerine binalar yapılmalı. Yıkılması muhtemel konutların büyük çoğunluğunda yoksul insanlar kalıyor. Bu insanların yeni konut yaptıracak paraları yok. Ancak bu insanlara sağlam konutlar yapılması insanlık görevidir. Çok yüksek maliyetli olduğu gerekçesiyle depremde yıkılacak yapıların yerine sağlam konutların yapılmasına karşı çıkılıyor. Depremin, Türkiye'ye 120 milyar dolar götürüsü olacağı tahmin ediliyor. Oysa depremde yıkılacak konutların yerine yeni konutlar yapmanın maliyeti 6-7 milyar dolardır, daha ucuzdur. Devletin bu konuya yatıracak parası yoksa toplumun imece usulü ile para toplaması, kampanyalar düzenlenmesi ile konut yapılabilir.
'Sağlam yapı şart'
TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Naci Görür: Tehlikenin yeri, boyutu ve geniş bir aralıkta da olsa zamanı tespit edildi. Depremin en fazla nerelerde hissedileceği ve bu çerçevede nerelere öncelik verilmesi gerektiği gibi veriler
ışığında İstanbul depreme hazırlanabilir. Ancak Marmara Bölgesi'nde güvenilir yapıların yapılması ve tehlikedeki binaların iyileştirilmesi için hiç birşey yapılmadı. Buralardan işe başlamak en akıllıca yol. Bu büyük bir problem gibi görünüyor. Ne kadar büyük problem olursa olsun insan hayatı değerlidir. Bir yerden başlamak gerekir ve kaybedeceğimiz her güne yazık olur. Zemin bakımından en zayıf olan alanlar, sosyoekonomik yönden az gelişmiş semtlerdir. Buralar en fazla zararı görecektir. Buraların yapılaşmasını iyileştirmekten
tutun, tahliyesine kadar düşünülebilir. Depreme yakalandığımız zaman epey hazırlık yapmış olmak için bir an önce ciddi çalışmak lazım.
'Tedbirler sınırlı'
İstanbul Teknik ÜniversitesiAvrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aykut Barka: İstanbul'un bugünkü durumuna güveniyorsanız sadece deprem sonrası için çalışmalar yapmanızı açıklayabilirsiniz. Ama bugünkü duruma güvenmememize karşın alınan tedbirler çok sınırlı. Deprem riskini, yıkılacak binalara kadar ortaya çıkararak projeler bir an önce tamamlanmalı. Ve ortaya çıkan resme göre yapılacaklar belirlenmeli. Bundan sonra takviye edilecek, yıkılıp yenisinin yapılması gereken binalar için bir an önce harekete geçilmelidir. Şimdiden okulların, hastanelerin, kamu binalarının, köprü ve viyadüklerin güçlendirilmesi zorunludur. Bilim adamları çalışmalarının çok büyük bir kısmını dış destekler sayesinde yaptı. Bizim yaptığımız projelerin yüzde 90'ı dış destekli, bir kısmını da özel şirketler destekliyor. Bu konuda devleti anlamak mümkün değil. Devlet, bilgiye bilime önem vermiyor.
'Hiç ders alınmadı'
İnsan Yerleşimleri Derneği Başkanı Korhan Gümüş: Bugün depremden hiçbir ders alınmadığı ortadadır. Sadece depremden sonrası, yani insanlar öldükten sonrası için çalışmalar yapılıyor. Bugün karanlıktayız. Depremin üzerinden 2 yıl geçti, hiçbir şey yapılmadı. Depremin bir doğa olayı olmadığı, binaların insanları öldürdüğünü bununda siyasi bir sorun olduğunu yaşayarak öğrendik. Yerel yönetimlerin yapısı gözden geçirilmeli. Depreme karşı hazırlıklarda yerel yönetimlerin, muhtarların en önemlisi toplumun katılımcı olması lazım. Yapı stokunun tekrar kaliteli hale getirilmesi için yapıların gözden geçirilmesi gerekiyor. Depremde yıkılacağı bilinen konutlarda yaşayanlar için sağlam konutların deprem olmadan, insanlar ölmeden önce yapılması fikrine katılıyorum. Bir İstanbul eylem planı oluşturulmalı ve İstanbul depreme hazır hale getirilmelidir. Vatandaşlar bu hazırlıklara katılırsa başarılı olunur.
Vatandaşa havale!
İstanbulVali Yardımcısı Ali Cafer Akyüz: Depremde yıkılması muhtemel konutlarda yaşayanlar için yeni konutlar inşa edilmesi imkânsız. Parayı nereden bulacaksınız. Böylesi bir yatırım için gerekli kaynak bulunmuyor. Binaların güçlendirmesinde görev vatandaşlara düşüyor. Bir binanın maliyeti 100 milyar lira ise onarımı için 30 milyar lira gerekiyor. Ev sahipleri bu parayı vermiyor. Bu bedelleri devletin karşılaması mümkün değil. Biz resmi binaların sağlamlaştırılması çalışmalarının yüzde 95'ini tamamladık. Üç yıl sonra risk haritaları belirlenecek. Bu risk analizlerinin ardından farklı uygulamalar gündeme gelebilir. Yapılan çalışmaların depremden sonrasına yönelik olduğu doğru değil. İmkânlar ölçüsünde çalışmalar yürütülüyor. İstanbul'daki sivil savunmada bulunan araç gereçler, kalite ve sayısal bakımdan ABD'de, hatta Japonya'da bile yok. İdare olarak olası bir İstanbul depremine kısmen hazırız.
***
Valiliğin 'afetin ardından' planı

  • Afet Yönetim Merkezi kuruldu.
  • Çadırkent, mezarlık olacak alanlar, helikopter pisti olarak kullanılacak alanlar belirlendi.
  • Arama-kurtarma ekibi oluşturuldu ve koordineli hale getirildi.
  • Deprem anı ve sonrası yapılacakların belirtilmesi için Afet FM radyosu açıldı.
  • İlçelerdeki yollar, alternatif yollar ve hastanelerin yerleri tespit edildi.
  • Sivil savunma ekiplerinin kullanması
    için kesintisiz iletişimi sağlayan uydu haberleşme sistemi kuruldu.
  • Felaket sonrası gıda ihtiyacıhazırlıkları yapıldı.
  • 37 ilçede Afet Yönetim merkezleri kuruldu.
  • İl Afet Planı yenilenerek, en küçük detaylarına kadar afet sonrası yapılacaklar planlandı.
  • 750 milyar lira harcanarak arama-kurtarma ekipmanları alındı.
    Belediye önlemleri
  • Afet Koordinasyon Merkezi kuruldu.
  • Afet Kurtarma ve Yıkıntıları Kaldırma Birliği kuruldu.
  • 'Risk Analizi' çalışmasıyla,
    İstanbul'daki yapıların 250 metre aralıklarla kontrolleri yapılıyor.
  • İstanbul'un Büyükşehir sınırları içinde kalan kısımlarının, 1/5.000 ölçekli yerleşime uygunluk etütleri tamamlandı.
    İtfaiyeden yangın riski haritası
  • 39 istasyonda 570 kurtarıcı hazırlandı. Gerekli araç gereç ile donatıldı.
  • Afet Müdahale merkezleri kuruluyor.
  • 20 adet kurtarma aracı, 13 adet su tankı aracı, 14 adet merdivenli araç alınarak, hizmete girdi.
  • Yangın riski haritası çalışmaları devam ediyor.
    İGDAŞ'tan gaz kesme önlemi
  • Deprem anında bina girişlerinden gazı otomatik olarak kesecek olan 'deprem duyar cihazları'nın takılması deneme uygulamaları sürüyor.
  • Olası bir depremde çelik hattın gazını kesmek için otomatik vanalar yerleştiriliyor.
  • İGDAŞ Acil Eylem Planı hazırlandı.
    İSKİ'den acil durum depoları
  • Depremde su ve atıksu hatlarından İstanbulluların zarar görmemesi için müdahale edilecek noktalar tespit edildi.
  • Bir afet halinde su ihtiyacının karşılanabilmesi için Asya ve Avrupa yakasında mevcut 61 büyük su deposunun kapasite artırımı çalışmaları son aşamaya geldi.
  • İSKİ, 70 kişilik bir afet ekibi kurdu.
    arama-kurtarma faaliyetlerinde kullanılan teknik malzemelerini aldı. 40 kişilik bir
    ekip İl Sivil Savunma Müdürlüğü'nden kurtarma temel eğitimi aldı.
  • Acil durum ekipmanları depolandı.
    Ulaşım A.Ş'den yardım yolları
  • Afet Durumlarında Acil Ulaşım ve Eylem Planı hazırlandı. Kurtarma, yardım, sağlık ulaştırılması için kullanılacak karayolları belirlendi. Havayolu ulaşım sistemi kapsamında, hava limanları ve helikopter pistlerine yönelik; denizyolu ulaşım sisteminde de limanlar, iskeleler ve yolcu taşımaya yönelik çalışmalar gerçekleştirildi.
  • Stratejik önemi olan sağlık tesislerinin ve önemli lojistik kurumların yanında helikopter pistleri yer olarak seçildi.
  • Ulaşım A.Ş. bünyesinde, yardımların ve kurtarma ekiplerinin sevk ve idaresi
    için ekipler oluşturuldu.
    ***
    Orta hasar vız geliyor
    Depremden ders almayanlar, orta hasarlı binalarını onararak içine giriyor. Felaket manzaralı sekizinci kattaki evlerinde endişe içinde yaşayan Çetinkaya çifti gibi...
    17 Ağustos ve 12 Kasım deprem felaketlerinden
    dersler alınmadığını en açık örneği Onarılan orta hasarlı konutlar. Emekli çift Nevzat ve Fatma Çetinkaya, orta hasarlı raporu verilen Gölcük'teki bir apartmanın 8. katındaki konutlarını onarttı ve iki yıl sonra tekrar evlerine yerleşti. Şimdi Nevzat Çetinkaya, 7. kattaki evlerinin balkonunda çayını içerken deprem felaketinde en çok binanın yıkıldığı, yüzlerce insanın yaşamını yitirdiği caddeyi izliyor.
    Yıkıntıların arasında
    Balkonun manzarası 17 Ağustos depremi öncesinden çok farklı. Pek çok alanda enkazın kaldırılmasından sonra kalan boşluklar görünüyor. Nevzat Çetinkaya, 2 yıl önce binaların olduğu boş arsaları göstererek anlatıyor; "Bu caddede yüzlerce kişi öldü. Tam karşımızdaki binada 25 kişi yaşamını yitirdi. Biz evdeydik. Binadan çıkan sesleri, nasıl eğilip büküldüğünü gördük. Bütün eşyalarımız kırıldı".
    Ancak alınan hiçbir ders yok. Fay hattının çok yakınından geçtiği bilinen Çetinkaya çiftinin oturduğu apartmanın, kilometrelerce çevresinde yeni yapılacak binaların 3 kattan fazla olmasına izin verilmiyor. Nevzat Çetinkaya, "Korkuyoruz ancak yapabileceğimiz bir şey yok. Yıllarca biriktirdiğimiz paralar ile bu evi aldık. Prefabrik konutlarda daha fazla yaşayamayız. Evleri orta hasarlı olanlara kalıcı konut verilse bir dakika bu evde durmam" diyor.
    Kiralık viraneler
    Deprem felaketinin ardından orta hasarlı raporu verilen 103 bin konut ve işyerinin yüzde 85'i onarıldı. Bu konutların büyük çoğunluğu tarafından kiralanıyor ya da satılıyor. Oysa 17 Ağustos depreminden sonra Düzce'de orta hasarlı raporu verilen ve insanların onararak içine girdiği yüzlerce bina, 12 Kasım depreminde yıkıldı ve binlerce insana mezar oldu.