TEGV ile büyüyen umutlar

Türkiye'nin 84 noktasında eğitim parkı, öğrenim birimi ve gezici öğrenim birimi olan 'ateşböcekleri'yle ilköğretim çağındaki çocuklara okul dışı zamanlarında eğitim desteği veren...
Haber: UMAY AKTAŞ SALMAN / Arşivi

İSTANBUL - Türkiye'nin 84 noktasında eğitim parkı, öğrenim birimi ve gezici öğrenim birimi olan 'ateşböcekleri'yle ilköğretim çağındaki çocuklara okul dışı zamanlarında eğitim desteği veren Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), dokuz yıl sonra emeklerinin karşılığını görmeye başladı. Vakıf, Türkiye genelinde şimdiye kadar 400 bin çocuğu eğitti. Çocukken vakfa gelip hayatlarını şekillendiren, kişiliklerini bulan öğrenciler, şimdi kendinden emin ve birey olmanın mutluluğunu yaşıyor.
Kardeşlerini yetiştiriyorlar
TEGV'in eğitim birimlerine altı- yedi yaşlarında gelen çocuklar, vakıfla kendilerini geliştirerek, dokuz yıl sonra bugünün umut dolu gençlerini oluşturdu. TEGV Beykoz Öğrenim Birimi'nde yetişen Harun Doruk, Turan Selçuk Öztürk, Abdül Süsler, Fatma Sevim Kuru, Burçin Erol ve Erdinç Güneş bu gençlerden altısı.
Beykoz'daki eğitim birimine dokuz yıl önce başlayan çocuklar şimdi büyüdü ve aynı yerde gönüllü olarak ilköğretim çağındaki çocuklara eğitim veriyor. Vakıf sayesinde geleceğini şekillendirebilen gençlerin ortak görüşü: "Eğitim sistemi TEGV'deki gibi olsa herkes bilim adamı olur."
'Burada özel birisiniz'
1995'te faaliyete geçen Beykoz'daki birime kurulduğu yıl başlayan altı genç, İngilizce ve bilgisayarla ilk kez vakıfta tanışmış. İlk kez TEGV'de tiyatro sahnesine çıkmış. Şimdi gençlerden Harun Doruk, lisede bilgisayar bölümünde okuyor. Turan Selçuk Öztürk, gönüllü İngilizce dersleri veriyor ve konservatuvara hazırlanıyor.
Abdül Süsler ise, Haliç Üniversitesi'nde ideali olan tiyatro okuyor. Gençler aldıkları eğitimin hayatlarını değiştirmelerini ise şöyle açıklıyor: "TEGV'de özel biri olduğunuzu fark ediyorsunuz. Bireymişsiniz gibi davranıyorlar ve sevgi veriyorlar."
Aslında bu altı genç TEGV'in eğitim verdiği binlerce kişi arasındaki örneklerden sadece birkaçı. Gençlerin kendine güvenleri hemen anlaşılıyor. Kendilerini çok iyi tanıyor, neler yapabileceklerini biliyorlar.
Öztürk: Sevgiyle geliyorlar
TEGV dokuz yılda verdiği alternatif eğitimle arkasındaki 10 bin kişilik gönüllü ordusuyla yıllar önceki çocukları bugüne kendine güvenli, bilinçli bireyler olarak yetiştirmiş.
Lise son sınıf öğrencisi Turan Selçuk Öztürk, ilkokulda başladığı TEGV ile hâlâ bağlarını koparmamış. Yetiştiği birimde şimdi beşinci sınıflara gönüllü ağabeylik yaparak İngilizce öğreten Öztürk, "Burası ayrı bir pencere. Kendimin de bir şeyler yapmam gerektiğine inanıyorum. Burada yıllar önce benim bilgisayarla tanıştığım gibi, ilk kez bilgisayar kullanan çocuklar var. Onlara faydalı oluyorsam ne mutlu bana" diyor.
Gönüllü katılımın yanı sıra TEGV ile çeşitli etkinlikler düzenleyen Öztürk, oluşturdukları tiyatro grubunda rol alıyor ve Fransızca derslerine giriyor. Öğrenim birimine herkesin 'sevgisiyle' geldiğini belirten Öztürk, vakıftan oldukça memnun: "Okulda öğretmenler, öğrencilerin adlarını bilmez. Burada ise isminiz söylendiği zaman sevinç duyuyorsunuz. Ben ilk tiyatro oyunuma burada çıktım. Konservatuvarda okumak istiyorum. TEGV bize ciddi anlamda yön verdi."
Doruk: Çok tutuktum
Harun Doruk, 17 yaşında. Gönüllü ağabeylik yaparak çocuklara bilgisayar dersleri veriyor. Doruk'un hedefi bilgisayar mühendisi olmak: "Daha önce tutuk bir çocuktum. Buraya geldikten sonra sosyalleştim. Bazı şeyleri görünce bilinçlenmeye başladım.
Bilgisayarla burada tanıştım. Hayatıma burada şekil vermeye başladım. Şu an bilgisayar üzerine okuyorum. İleride bilgisayar mühendisi olmaya ilk kez burada karar verdim."
Süsler: Vakıf çok farklı
Abdül Süsler ise, şimdi Haliç Üniversitesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nde okuyor. TEGV tiyatro grubunu çalıştıran Süsler, TEGV'in yaşamdaki farkını şöyle açıklıyor:
"Yıllar önce buraya eğitime geldiğimizde bize, 'Sen çocuksun sus' demediler. Tam aksine konuşmamıza, fikirlerimize önem verdiler. Bize bir kişi olduğumuzu hissettirdiler. Gönüllü olmak istediğimi söylediğimde de bir şeyler yapmama izin verdiler.
Çocuklara dersten çok birtakım şeyleri sorgulayıp, onlara çözüm bularak hayata yaklaşmayı öğretiyoruz. Dersi nasıl olsa bir yerde öğreniyorlar. TEGV'in özel bir sözlüğü var. Burada öğretmen yok, gönüllü ağabey-abla var. Ders yok, etkinlik var."
Süsler, gönüllü olarak yaptığı çalışmalara TEGV'den öğrendikleri doğrultusunda şu sözlerle başlıyor: "Dünya üzerinde çirkinlik diye bir şey varsa, onlar gözlerimizdeki önyargı ve ölçeklerdir." TEGV'in, çocukların gözündeki önyargıları sonsuza kadar kaldırdığını belirten Süsler, "En büyük hayalim, çıkardığımız tiyatro oyununu Türkiye'deki tüm TEGV birimlerinde oynamak ve çocukları tiyatroyla tanıştırmak" diyor.
'Geleceğimiz şekillendi'
TEGV'in okul başarısına büyük katkı sağladığını anlatan Fatma Sevim Kuru da, sosyal yaşamı vakıfta öğrendiğini, gelecekle ilgili planlarının vakıfta oluştuğunu söylüyor. Gönüllü ablalık yapan Burçin Erol ise, TEGV olmasaydı, hayatının ev-okul arasında geçip gideceğini kaydediyor.
Lise son sınıf öğrencisi Erdinç Güneş de, vakfın kendilerine bir model olduğunu açıklıyor: "Buraya çocukken geldik. Gönüllülerimiz, avukat, doktor, mühendis gibi insanlardı. Hep onlar gibi kişileri model aldık. Ben doktor olmak istiyorum."



'Amacımıza ulaşıyoruz'
TEGV Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Solakoğlu, vakıftan eğitim alan çocukların geri dönerek gönüllülük yapmalarının mutluluk verici olduğunu söyledi. Solakoğlu, "Bu, amacımıza ulaştığımızın işareti" dedi. Solakoğlu, yola çıkış amaçlarını ve bugünkü eğitim sistemini şöyle değerlendirdi:
"İlk yola çıktığımızda eğitimin tek başımıza halledemeyeceğimiz ve yalnız devlete bırakılmayacak kadar önemli bir konu olduğunu düşündük. Ancak üzülerek söyleyebilirim ki, bu işe ilk başladığım zamanla bugünkü eğitim sistemi arasında hiçbir fark yok. Anne ve babalar, iyi okullarda okutarak çocuklarının mutlu olacağını zannetmesin.
Hayır, ne yazık ki çocuğunuz bu koşullarda mutlu olmayacak.
65-70 milyonu mutsuz olan bir ülkede, bir bireye yaptırdığınız tahsilin ve harcadığınız paranın onun mutlu olacağına yetmeyeceğini bilmemiz gerekiyor."