@ismailsaymaz

Tekinalp'ın cinayet şüphelisi polis dinlediği halde yakalanmamış!

Tekinalp'ın cinayet şüphelisi polis dinlediği halde yakalanmamış!
Tekinalp'ın cinayet şüphelisi polis dinlediği halde yakalanmamış!

Eski Suruç Belediye Başkanı Salih Tekinalp saldırıda yaşamını yitirmişti.

Eski Suruç Belediye Başkanı Salih Tekinalp ve oğlu Sinan Tekinalp'in öldürülmekten yargılanacak firari sanık Mehmet Emin Elçi'nin cinayetten sonraki en az yedi gün boyunca Türkiye'de bulunduğu ve telefonu dinlendiği halde gözaltına alınmadığı ortaya çıktı.
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL - Eski Suruç Belediye Başkanı Salih Tekinalp ve oğlu Sinan Tekinalp’in öldürülmesine ilişkin biri tutuklu, sekizi firari sanık olmak üzere altı kişiye "iki kez tasarlayarak öldürme", "tasarlayarak öldürmeye teşebbüs" ve "örgüt üyeliği" iddiasıyla dava açıldı. İddianamede, Tekinalp’leri öldürdüğü ileri sürülen firari Mehmet Emin Elçi’nin cinayetten sonraki en az yedi gün boyunca Türkiye içinde bulunduğu ve telefonu dinlendiği halde gözaltına alınmadığı ortaya çıktı. 

Eski Suruç Belediye Başkanı Salih Tekinalp ve oğlu Sinan Tekinalp, geçen yıl 19 Ekim’de Aligör mevkisine yakın bir noktada silahlı saldırı sonucunda araçlarında öldürülmüştü. Yarış atı sahibi de olan Salih Tekinalp’a yönelik ilk silahlı saldırı, 18 Haziran 2014’te yapılmıştı. Tekinalp, saldırıdan yaralı kurtulmuştu. Tekinalp, savcılıkta alınan ifadesinde, saldırıdan iki üç gün önce kendisini Gaziantep’ten, ‘Diyarbakırlı Reşit’ diye tanıtan bir kişinin aradığını ve “Yarış atı bulabilir misin?” dediğini anlattı. Bunun üzerine Reşit ve yanındaki bir kişiyle Aligör’de buluşup yemek yediklerini ve kendisine ait Karadut Köyü’ndeki at çiftliğine gittiklerini söyledi. Çiftlikte gezerken, bu iki kişiden birinin başına sert bir cisimle vurması üzerine yere düştüğünü anlatan Tekinalp, “Ben yere düştükten sonra 40-45 yaşında olan şahıs üzerime bir el ateş etti. Yerden toprak alarak yüzüne attım ve eve koşmaya başladım. Eve girdim, av tüfeğimi alıp çıktığımda kimse yoktu” dedi.

Tekinalp, iki saldırgandan birinin, “40-45 yaşlarında, 1.70 boylarında, esmer, Kürtçe şiveli” diğerinin de “30 yaşlarında, 1.60 boylarında” olduğunu söyledi. Saldırıya anlam veremediğini kaydederek, “Kimseyle bir sorunum, alacak verecek meselem ve husumetim yoktur.  Neden olduğunu bilmiyorum” dedi.

Salih Tekinalp’ın avukat oğlu Fikret Tekinalp, saldırıdan sonra savcılığa dilekçe sunarak, kullanılan aracın Mehmet Dal’a ait olduğunu vurguladı; Dal ve saldırganların yakalanmasını istedi. Mehmet Dal, 24 Temmuz 2014’te ifadeye çağrıldı. İfadesinde, 18 Haziran’da Suruç‘a gitmediğini, aracının 13 Haziran-24 Haziran tarihleri arasında tamirde olduğunu söyledi. Dal ya plakasının benzerinin yapıldığını ya da yanlış plaka alındığını savunarak, saldırıyla ilgisinin olmadığını öne sürdü. Sonra tamirci Veysel Ertaş’ın ifadesi alındı. Ertaş, Dal’ın zaman zaman aracını tamire getirdiğini ancak o tarihte aracın tamirhanede olmadığını kaydetti. Ailenin 15 Eylül 2014 tarihli dilekçesinde, Kaymakam Abdullah Çiftçi ile görüştüklerini, Çiftçi’nin “Olaydan çok büyük üzüntü duydum. Olayın aydınlatılmasına yardımcı olacağız” dediği anlatıldı. Bütün bu girişimlere rağmen ikinci saldırı önlenemedi.

DİLEKÇEDEN 34 GÜN SONRA...

Baba Tekinalp dilekçeden 34 gün sonra, 19 Ekim 2014’te oğlu Sinan’la seyir halindeyken, Aligör mevkisine yakın bir noktada silahlı saldırı sonucunda öldürüldü. Savcılık aylar önce serbest bıraktığı Mehmet Dal’ın telefonunu takibe aldı. Ardından Dal gözaltına alındı. Dal, 22 Kasım 2014’teki ifadesinde Tekinalp’e yönelik iki saldırının PKK ’da faaliyet gösterdiğini söylediği ağabeyi Sabri Dal ve arkadaşı Mehmet Emin Elçi tarafından gerçekleştirildiğini öne sürdü. Talimatın Irak’ın Kürdistan bölgesinde bulunan Nimet Aşut, Esat Malkuç ve Siphan Esim’den geldiğini savundu. Dal, Tekinalp’ın AKP için çalıştığı gerekçesiyle vurulduğunu iddia etti. Dal, “Ağabeyim bana ‘Vurduğumuz şahıs partiye (örgüte) çok zarar vermişti. Kendisi AKP yanlısıydı. Kırsaldan öldürülmesi konusunda talimat geldi. Biz de bu talimat gereği Mehmet Emin Elçi ile birlikte onu vurduk ancak öldüremedik. İlk olay sonrasında örgüt bizi sorguladı ve yarım bıraktığınız işi bitirin’ dedi. Biz de onu ve oğlunu öldürdük” dediğini savundu. İki saldırıda da kendi aracının kullanıldığı anlatan Dal, “Olay sonrası abim aracı getirdiğinde, Emniyet’in ifade alacağını, ‘Aracı tamire verdim, kesinlikle olay yerine gitmedim, sahte plaka takılarak kullanılmış’ diye ifade vermemi istedi” dedi. Dal, ifadeden sonra tutuklandı.

Savcılık tarafından yapılan araştırmada, Tekinalp’i 18 Haziran’da yaralayanlardan birinin “0531”li bir numara kullandığı saptandı. Bu numaranın 10 Haziran’da Suriyeli bir kişinin adına satın alındığı ve Tekinalp’ın vurulduğu gün kapatıldığı belirlendi. Kapatılmadan önceki son görüşmenin de Tekinalp ile yapıldığı tespit edildi. Ancak telefonun kim tarafından kullanıldığı belirlenemedi. Cinayette kullanıldığı ileri sürülen aracın Mehmet Dal tarafından 14 Şubat 2014’te satın alındığı, HGS’sinin ise 26 Şubat’ta Mehmet Emin Elçi tarafından Adana Ceyhan’da çıkarıldığı anlaşıldı. Keza 34 FNC 04 plakalı aracın 18 Haziran 2014’te saat 11.28’de Adana Doğu Otobanı’ndan giriş yapıp saat 12.35’te Gaziantep Kuzey’den çıktığı, saat 14.59’da Gaziantep Kuzey’den girip saat 15.38’de Suruç’tan çıktığı, saat 22.03’te Birecik’ten girip saat 23.40’ta Adana Doğu gişesinden çıktığı belirlendi. 

Ne var ki savcılık, Mehmet Dal dışındaki hiçbir sanığa ulaşamadı. Ancak Dal’ın suçladığı Elçi’nin en az 25 Kasım 2014’e kadar Türkiye’de olduğu, yaptığı görüşmelerinde, cinayetten habersiz olduğu yönünde konuştuğu görüldü. Ancak Elçi’nin bu tarihten sonra Irak’a gitmiş olabileceği düşünülüyor. Sabri Dal ve Elçi’ye cinayet talimatını verdikleri iddia edilen Esat Malkuç’un da telefon görüşmesinde, suça karıştırılmasına anlam veremediği anlaşılıyor.

Mehmet Dal’ın ifadelerine istinaden soruşturmayı tamamlayan savcılık, Dal ile Irak’ta bulunduğu düşünülen beş sanık hakkında dava açtı. Tutuklu yargılanan Dal’a “tasarlayarak öldürme ve iki kez tasarlayarak öldürmeye teşebbüs” suçlarından, diğerleri hakkında ise iki suçun yanı sıra “silahlı terör örgütüne üye olma” ve “ruhsatsız silah bulundurma” suçlarından dava açıldı. Davanın ilk duruşması, Şanlıurfa Ağır Ceza Mahkemesi’nde 3 Temmuz’da görülecek. Tekinalp’ın oğlu Cihan Tekinalp, babası ve ağabeyinin PKK tarafından öldürüldüğü iddiasına inanmadıklarını, örgütün bu saldırıyı üstlenmediğini söyledi. Aile olarak HDP’ye destek verdiklerini ifade eden Tekinalp, iddianın ikna edici olmadığını belirtti.