@ismailsaymaz

Tekme atmamış, dürtmüş!

Tekme atmamış, dürtmüş!
Tekme atmamış, dürtmüş!
Ali İsmail Korkmaz'ın ölümüyle ilgili dava Kayseri'de başladı. Sanık polislerin tümü kendi dövdükleri kişinin Ali İsmail olmadığını iddia etti. Sanık polislerden Mevlüt Saldoğan, "Tekme atmadım. Sadece ayağımla dürttüm" derken, Şaban Gökpınar ise eli sopalılara "Onları polis sandığı için" müdahale etmediğini söyledi. Sanık polislerin o gece 'hiç kimseyi' gözaltına almadığı ortaya çıktı!
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

Eskişehir’de Gezi Parkı gösterileri sırasında dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz’la ilgili dava dün Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Kayseri Valiliği salon yetersizliği nedeniyle davayı eski Adliye binasına aldı. Bu arada adliye çevresi polis barikatıyla örüldü. Barikatta 2 bin polis görevlendirilirken bazı binalara polis yerleştirildi. Bir polis helikopteri de sürekli binanın üzerinde uçtu.

Davaya katılmak üzere Kayseri’ye gelen 300 civarında avukat Korkmaz ailesinin savunmasını üstledi. Duruşma başladıktan sonra anne Emel Korkmaz baba Şahap, oğlu Gürkan, kızı Melike ve diğer aile bireyleri ellerinde Ali İsmail Korkmaz’ın resimleriyle salona girdi. Ali İsmail’in fotoğrafını sanıklara gösteren anne Emel Korkmaz, “Ne yaptı size, ırzınıza mı girdi, çocuklarınızı mı dövdü? Çocuklarınızın ve annenizin yüzüne nasıl bakıyorsunuz?” dedi ve ağladı. Duruşmada önce biri tutuklu polis sanıklar dinlendi.

‘Oğlumun gözlerine bakın’
Duruşmada, anne Korkmaz oğlunun resmini sanıklara göstererek, “Oraya değil, gözlerine bak” diye bağırdı. Salondaki ilk gerginlik uzman çavuş İbrahim Karaman’ın içeriye silahla girdiği yönündeki iddia üzerine çıktı. Avukatların üzerinde silah olduğunu söylediği Karaman daha sonra hâkim huzuruna alındı. Karaman tutuklu sanık Mevlüt Saldoğan’ın teyzesinin oğlu olduğunu ve davayı izlemek için geldiğini, üzerinde silah olmadığını öne sürdü. Kayseri Valiliği de “Silah değil, cep telefonu” açıklamasında bulundu. Gerginlik sonrası ilk ara verildi.

Gezi müdahilliğine ret Aradan sonra Korkmaz ailesine davaya katılıp katılmayacağı soruldu. Anne Emel Korkmaz da “Ali İsmail’le beraber katılacağım” dedi. Gezi Parkı gösterileri sırasında Ankara ’da hayatını kaybeden Ethem Sarısülük, Hatay’da öldürülen Abdullah Cömert, İstanbul ’da hayatını kaybeden Mehmet Ayvalıtaş’ın aileleri ile ÇHD ve ÖHD ise müdahillik için başvurdu. Ancak bu talepler reddedildi. Daha sonra sanıkların sorgusuna geçildi. Önce polislerin ifadesi alındı.

‘Ali İsmail diye tabir edilen!
Tutuksuz yargılanan Şaban Gökpınar, Terörle Mücadele Şubesi’nden kırk civarında polis olarak şifai talimatla hareket ettiklerini söyledi. Ali İsmail Korkmaz’ın dövüldüğü Sanayi Sokak’taki olayları anlattığı sırada Gökpınar, “Ali İsmail diye tabir edilen şahısı ben görmedim” deyince salondan tepkiler yükseldi. Gökpınar kendilerine gözaltı yapıldığı takdirde onlarla ilgili gözaltı işlemleri yapma görevi verildiğini anlatınca çapraz sorguda, “Hiç gözaltı işlemi yaptınız mı?” sorusu yönetildi. Bunun üzerine Gökpınar “Benim bizzat yok” yanıtını verdi. Avukat Ümit Erdem’in, “Gözaltı mecburiyetimiz olduğu halde eli sopalı kişilere neden müdahale etmediniz?” sorusuna, “Sopalıların polis olduğunu düşündüm. O yüzden işlem yapmadım” yanıtını verdi.

Daha sonra Hüseyin Engin’in sorgusu yapıldı. Engin’e, savcılıkta sorguya gittiğinde neden bıyık ve saçlarını kestiği ve gözlük taktığı soruldu. Engin, “Görev icabı bazen bırakırım, bazen keserim” açıklamasını yaptı. Sanıklardan Yalçın Akbulut ise görüntülerde görüldüğü gibi dövülen genci kovaladığını, önüne 3-4 kişinin çıktığını belirterek, ‘‘Genç yere düştü. Yere yatınca küfretti. Ben oradan ayrıldım” iddiasında bulundu. Kovaladığı gencin bir başka genç olduğunu öne süren Akbulut’a Avukat Ayhan Erdoğan, “Gencin önünü kesenleri salonda gösterebilir misiniz?” sorusunu yöneltti. Sanık Akbulut da “Sahıslar burada ama gösteremem. Biz o gencin Ali İsmail olup olmadığına yoğunlaştık” dedi. Birden kimi kastettin sorusu üzerine de polis sanıkları kastettiğini söyledi.

Çelişki üstüne çelişki
Son olarak tutuklu memur Mevlüt Saldoğan dinlendi. Vurduğu kişinin Ali İsmail korkmaz olmadığını savunan Saldoğan, ‘‘Şahıs Ali İsmail Korkmaz değil, çünkü yanımdan geçerken boyu uzundu sonradan ayağından hafifçe dürterek doğrulmasını istedim. Şahsın çevreyi tahrip etmemesi için ayağımla dürttüm. Ve zor kullanma yetkimi kullandım” diye konuştu. Hâkim bunun üzerine Saldoğan’a savcılık sorgusunda tekme attığı yönünde ifade verdiğini hatırlattı. Saldoğan ise savcılıkta baskı altında ifade verdiğini söyledi. Buna karşı Saldoğan’ın hâkim sorgusunda da aynı ifadeyi tekrarladığı ortaya çıktı. Daha sonra avukatının uyarıs üzerine Saldoğan susma hakkını kullandı ve ardından sivil sanıkların dinlenmesine geçildi.

Bayıltan ifade
Tutuklu sanıklardan fırın işçisi Ebubekir Harlar’ın ifadesi sırasında sarfettiği “Polisin vurup, öldüreceğini bilmiyordum” sözlerinin ardından Ali İsmail Korkmaz’ın babası Şahap Korkmaz bayıldı. Bu sırada, duruşma salonunda bulunan bir doktor, babaya müdahale ederek, kendine gelmesini sağladı. Tansiyonu yükselen acılı baba Şahap Korkmaz, daha sonra duruşma salonundan çıkarıldı. Harlar, zaman zaman gözleri dolarak, o geceyi şöyle anlattı: “3-4 polis koşarak birini kovalıyorlardı. Polisler bize ‘Tutun’ diye bağırdı. Biz de, o gencin önüne geçtik. O arada diğerleri de geldi ve vurmaya başladı. Polisin vurup öldüreceğini bilmiyordum. Polis Mevlüt Saldoğan ve diğer sivil sanıklar onu yere düşürdü ve en son üstündeydiler. Sonra çekildiler.”

Sanıkların ardından söz verilen Baba Şahap Korkmaz, “Oğlumun her tarafı mosmordu. Kafasında 2 kırık vardı. Sırtına boya sürülmüş gibi, 3 dişi sökülmüştü. Oğlum bana yılan öldürdüğüm için bile karşı çıkmıştır. Küfür etti onun için yaptık diyorlar, biz onun ağzından bu yaşına kadar küfür duymadık” dedi.

Polise tutuklama talebi
Anne Emel Korkmaz ise “8 aydır ağlıyordum. Yaptıkları savunma ile beni güldürdüler. Ali İsmail çevreye, doğaya insanlara hayrandı. Vatansever bir çocuktu” diye konuştu.

Mütaalası için söz alan savcı ise sanıkların anlatımları ve olaydan hemen sonra saçını keserek tipini değiştirmeye çalışması nedeniyle tutuksuz sanık polis memuru Yalçın Akbulut’un da tutuklanmasını istedi.

Sanıklar yüzlerini sakladı
Eskişehir Anadolu Üniversitesi öğrencisi 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz, 2 Haziran 2013’te Eskişehir’deki Gezi Parkı protestoları sırasında, girdiği ara sokakta esnaf ve sivil giyimli polislerin sopalı saldırısına uğradı. 38 gün komada kaldıktan sonra öldü. 5’i tutuklu 8 sanık, ‘güvenlik gerekçesiyle’ Kayseri’de yargılanmaya başladı. Tutuklu sanıklar polis memuru Mevlüt Saldoğan, fırın sahibi İsmail Koyuncu ve akrabaları Ramazan Koyuncu, Muhammet Vatanseven, Ebubekir Harlar, jandarmanın ördüğü etten duvardan yüzlerini ellerindeki dosyalarla, atkılarla kapatarak içeri girdi. Tutuksuz yargılanan polis memurları Şaban G., Hüseyin E., Yalçın A. da adliyeye, polis kontrolündeki yan kapıdan girdi.

5 bin kişi davaya koştu
Dörde bölünen ve ana parçası Eskişehir’den Kayseri’ye alınan dava için çeşitli illerden yaklaşık 5 bin kişi geldi. Kent girişinde ise GBT sorgusu yapıldı. Duruşmaya girmek isteyen 300’e yakın avukatla güvenlik görevlileri arasında zaman zaman tartışma yaşandı. Duruşma öncesi avukatlar yaptıkları ortak açıklamada, “Adaleti hangi deliğe girerse girsin oradan çıkaracağız’’ dedi. Ali İsmail Korkmaz’ın babası Şahap, annesi Emel, ağabeyi Gürkan Korkmaz ile kız kardeşleri Melika Çakırkaya ve Aylin Taktuk da adliye binasına kimliklerini göstererek girdi.

Salonda silahlı kişi gerginliği
Kayseri 3’üncü Ağır Ceza’daki duruşmada, 2 avukatın salonda silahlı bir kişinin bulunduğu ihbarı üzerine gergin anlar yaşandı. Tutuklu polis memuru Mevlüt Saldoğan’ın teyzesinin oğlu olduğu belirtilen Uzman Çavus İ.K. polisler tarafından başka bir odaya alındı. 2 avukat ve CHP Milletvekili Şevki Kulkuloğlu’nun şahitliğinde yapılan aramada, İ.K.’dan silah çıkmadı. Gelişmeye ilişkin “Korkunç bir provokasyon yaşanabilirdi” diyen Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Fezioğlu, şu açıklamada bulundu:

”Avukat arkadaşlarım, o sırada kendisine müdahale ettiklerini hatta elini bu silah olabileceğini düşündükleri kabarıklığa attıklarında kabzayı tuttuklarını, bunun üzerine o kişinin avukat arkadaşımızın eline vurarak elini bıraktırdığını ifade etti. Söylediği şey şu: Ben herhalde bir tabancayla telefonu birbirinden ayırabilirim diyor arkadaşlarımız.”