Telekulak suçüstünde yakalandı

Varlığı inkâr edilen telekulak, bir cinayet davasına girdi. Savcılık istedi, TİB, 'cinayetten günler öncesinden başlayan' dinleme kayıtlarının dökümünü yolladı


İSMAİL SAYMAZ

Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek cinayet davası dosyasına giren 23 adet telefon kaydı, sıradan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına ‘cep telefonunda konuştuğu her şeyin dinlendiği, kaydedildiği ve bir gün internette elden ele dolaşabileceği’ kaygısını yaratan ‘telekulak’ın varlığının da kanıtı oldu.
8 Mart’ta işlenen bir cinayeti araştıran savcılık, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ndan (TİB) katil zanlısı ile maktül yakınlarının 15 Şubat’tan itibaren yaptıkları telefon görüşmelerinin kayıtlarını istedi. TİB, 6 Mart’tan 9 Mart’a 23 konuşma içeriği gönderdi. Bu kişilerin dinlenmesi için önceden alınmış bir savcılık emri bilinmediğine göre üç ihtimal belirdi: 1) Türkiye’de hakkında dinlenmesi için savcılık emri olsun olmasın herkesin konuşması dinleniyor veya kaydediliyor. 2) Başka bir soruşturmaya ait kayıtlar gönderildi. 3) TİB’in elinde geçmişte olmuş konuşmaları ‘yakalayıp’ deşifre edecek bir ‘uzay’ teknolojisi var!

Cinayet, 8 Mart
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iddianamesine göre; Diyarbakırlı H.E. ile A.A.’nın İstanbul’da yaşayan akrabaları N.T.’den alacağı vardı. Taraflar sorunu çözebilmek için görüşme kararı aldı. H.E. ve oğlu M.E. ile A.A. ve oğlu E.A., 5 Mart’ta 2009’da Diyarbakır’dan İstanbul’a geldi.
Dört kişi 8 Mart’ta Güngören’deki Diyarbakırlılar Kahvehanesi’nde borçlu N.T. ile oğulları O.T., V.T. ve M.T. ile görüştü. İki taraf da silahlıydı. Çatışma çıktı. A.A., 27 yaşındaki M.T.’yi öldürdü. A.A. ve oğlu E.A. yaralandı. Katil zanlısı A.A. Diyarbakır’a kaçtı.

Soruşturma, 9 Mart
Soruşturma başlatan Asayiş Şube Müdürlüğü, bir gün sonra, 9 Mart’ta Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurup firari şüphelilerle maktül M.T.’nin babası N.T. ve ağabeyi O.T.’nin cep telefonu kayıtlarını istedi. Fakat garip bir istek daha vardı. Talepte; altı kişinin 15 Şubat 2009’dan itibaren tüm arama bilgileri, aradıkları kişilerin abone kimlik bilgilerinin yanı sıra tüm ‘görüşme detayları’ sıralanmıştı.
Yasalara göre, kişiler ancak suç şüphesi doğduğu andan itibaren dinlenebilir. Geçmişe dönük dinleme kayıtları ise zaten geçmişte savcılık bir soruşturma başlatmış ve bu kişileri mahkeme emriyle dinlemeye başlamışsa söz konusu olabiliyor.
Çoğu davada, “Dinleme yetkim yok” diyerek talepleri geri çeviren TİB, geçen mayıs ayında A.A., N.T. ve O.T.’ye ait 6, 7, 8 ve 9 Mart tarihli 23 ayrı telefon kaydının içeriğini mahkemeye gönderdi. Böylelikle, adları cinayete karışmış üç ‘sıradan’ yurttaşın cinayetten önce ve sonra dinlenildiği ortaya çıktı. Üstelik, yasadışı dinlenildiği tahmin edilen bu kayıtlar iddianamede cinayet kanıtları arasına girdi.
Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek davanın ilk duruşması 31 Eylül’de... M.T.’yi öldüren A.A. ve oğlu E.A. ile H.E. ve oğlu M.E. tutuklu yargılanırken, A.A.’yı yaralayan ve ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçlamasıyla hakkında dava açılan V.T. ise firarda... Dava dosyasına giren dinleme kayıtları, cinayetten iki gün önce, 6 Mart’ta başlıyor. Bazı kayıtlar şöyle:

7 MartX Şahıs: Ne yapıyorsunuz, durumunuz nasıl?
A.A:: Vallah iyi değilim
X: İşinizi hallettiniz mi?
AA: Yok
X: Aman dayı kendinizi kaybetmeyin, dikkatli olun

8 Mart, saat 16.19
NT: Nerelerdesiniz, sen baban nerdesiniz oğlum?
X Şahıs: Biz mitingden yeni geldik amca
NT: Mitingi bırakın Abdurrahim’in düşmanları geldi Mehmet’i öldürdüler
X: Nasıl
NT: Mehmet öldürüldü

9 Mart, saat 08.26
X Şahıs: Onlar gebermiş mi?
NT: Hiçbir şey olmamış onlara.
X: Veysi’yi bırakmadılar mı?
NT: Veysi karakoldan kaçmış

TİB’in kuruluşunu ve işleyişini düzenleyen 2005 tarihli yönetmeliğe göre, kişiler ancak soruşturma veya koğuşturma aşamasında suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphelerin varlığı ve başka delil kazanma olanağı yoksa dinlenebiliyor. Bunun için hâkim kararı veya gecikme halinde savcı kararı gerekiyor. Dinleme işlemi, sadece şu suçlar için geçerli: “Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti, kasten öldürme, işkence, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, parada sahtecilik, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, ihaleye fesat karıştırma, rüşvet, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, silahlı örgüt veya bu örgütlere silah sağlama, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk.”

Her sözün kaydedilebilir!
Polis, jandarma ve MİT’in telefon dinleme yetki ve faaliyetlerini yürütmekle görevli kurum, Başbakanlığa bağlı Telekominükasyon İletişim Başkanlığı (TİB) sık sık ‘yasadışı dinleme’ suçlamalarına maruz kalıyor.

* Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek’in talebi üzerine Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi 25 Nisan 2007’de ülke genelinde iletişim araçlarıyla yapılan bütün görüşme trafiğinin emniyete verilmesini onayladı. Gerekçe, ‘terör’.

* Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ‘kayıp trilyon’ davasında yargılanabileceği kararını veren Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz, hakkında soruşturma yürüten Adalet Bakanlığı müfettişlerinin ‘ne şekilde elde edildiği belli olmayan telefon görüşmelerini kimi tanıklara sorduklarını’ öne sürdü. Şikâyetçi oldu.

* Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, bir büyük şehirde 25 hâkim ve savcının müfettişler tarafından dinlenmesi için karar alındığını öne sürdü.

* CHP Adana Milletvekili Hulusi Güvel, Adana Emniyet Müdürlüğü’nde teknik takip görevi yürüten polis M.A.’nın 29 Mart’taki yerel seçimi öncesinde bazı bürokratları, belediye başkanlarını ve başkan adaylarını savcılık veya mahkeme izni olmadan yasadışı bir şekilde dinlediği ve edindiği bilgileri bir siyasi partinin adaylarına ve medyaya aktardığını ileri sürdü. Konu TBMM’ye taşındı.

* Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt, Ergenekon savcıları aleyhine, izinsiz dinleme yoluyla hakkında delil toplandığı iddiasıyla şikâyetçi oldu. Paksüt’ün eşi Ferda Paksüt, Ergenekon davasında sanık olarak yargılanıyor.