Terör mağduru iki annenin uçakta başlayan dostluğu

Terör mağduru iki annenin uçakta başlayan dostluğu
Terör mağduru iki annenin uçakta başlayan dostluğu
Çözüm sürecine destek vermek amacıyla geçen hafta İzmir'den Diyarbakır'a giden heyetin uçağında çok ilginç bir tesadüf yaşandığı ortaya çıktı.

TBMM - Balkan Anadolu Derneği'nin öncülüğünde, işadamları, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve gazetecilerin de bulunduğu yaklaşık 100 kişilik heyet, İzmir-Diyarbakır uçağında bir sürprizle karşılaştı.

İki oğlu 20 yıldır dağda olan Diyarbakır'lı Fatma Doğan da aynı uçaktaydı. Doğan, uçaktakilerin AK Parti İzmir Milletvekili Rıfat Sait'e ilgi göstermesi ve onunla konuşması üzerine yanında oturan yolcuya, o kişinin kim olduğunu sordu. Yolcunun, milletvekili olduğunu ve barış için Diyarbakır'a gittiğini söylemesi üzerine Doğan, duygulanarak ağladı.

Fatma Doğan, bunun üzerine Rıfat Sait'in yanına götürüldü ve onunla bir süre sohbet etti.

AK Parti 'li Sait, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Doğan ile uçakta karşılaştıklarını söyleyerek, "Uçaktakiler 'bu teyze seninle tanışmak istiyor' diyerek, Doğan'ı yanıma getirdi. Teyzeye Diyarbakır'a barış için gittiğimizi söyledim. O da bana 'samimi misiniz?' diye sordu. Ben de samimi olduğumuzu ve bu işin çözüleceğini belirttim. Teyze, 'benim iki oğlum da dağda' diyerek, ağlamaya başladı. Teyzeden etkilendim ve 'sen de bizimle gel' dedim. Heyecanlanan teyze de sabah yaptığımız kahvaltıya geldi, valilik ve belediye ziyaretlerimize katıldı. Çocukları terörist ama anne açısından baktığınız zaman bir şey diyemiyorsun" diye konuştu.

Fatma Doğan da "Milletvekiline 'barış olacak mı?' diye sordum, O da 'olacak' dedi. Ben de kendimi tutamadım, ağladım. Milletvekiline, 'samimi misiniz, barışın olacağı gerçek mi?' diye sordum. O da 'biz samimiyiz, barış için Diyarbakır'a gidiyoruz' dedi" ifadelerini kullandı.

Doğan, barış istediğini dile getirerek, "İnşallah barış olacak. Devlet bir adım atsa onlar da iki adım atar. Bir oğlum 15 yaşındayken 20 yıl önce, diğer oğlum da 15 yaşında iken 18 yıl önce dağa gitti" dedi.

Uçak Diyarbakır'a indikten sonra Doğan ile havaalanında kendisini karşılayan ve bir oğlu dağda olan ağabeyi Mehmet Ali Noyan, Sait ve beraberindekilerin davetiyle heyete katıldı. Doğan, AK Parti Diyarbakır Milletvekilleri Galip Ensarioğlu ve Oya Eronat'ın da dahil olduğu heyetin Diyarbakır Vali Yardımcısı Zafer Engin ve Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ile yapılan görüşmelerine katıldı. Doğan, görüşmelerde tanıtılarak, heyete nasıl katıldığı anlatıldı.

"İNŞALLAH ÇOCUKLARINA SAĞ SALİM KAVUŞURSUN"
Fatma Doğan, oğlunu PKK 'nın Diyarbakır'da dershane önüne koyduğu bombalı saldırı sonucunda kaybeden AK Parti'li Oya Eronat ile de bir araya geldi ve sohbet etti.

Oya Eronat, AA muhabirine yaptığı açıklamada, heyetin uçakta Fatma Doğan'la tesadüfen karşılaştığını anımsattı.

Tanıştığı zaman Doğan'a "Beni tanıyor musun?" diye sorduğunu ve "Tanıyorum, sen oğlunu kaybetmiştin" yanıtı aldığını anlatan Eronat, Fatma Doğan'a "Ben de şehit annesiyim, inşallah senin çocukların da dağdan iner, onlara sağsalim kavuşursun' dediğini söyledi.

Doğan'ın çok ağladığını ve "Kimse ölmesin, Mehmetçiğimiz de dağdakiler de ölmesin' dediğini aktaran Eronat, "Acılarımız aynı. Umutlanıyor ama olumlu sonuçlanmazsa diye de yüreği pır pır ediyor" dedi.

"15 YAŞINDAKİ BİRİSİ EVLADIMA KASTETSE BİLE ONDAN NEFRET EDEMEM"
Eronat, "Sizin oğlunuz terör örgütünün saldırısı sonucu öldü. Yanınızda da oğlu dağda olan anne vardı, o anda neler hissettiniz?" sorusuna şu cevabı verdi:

"O sonuçta bir anne. Onun çocukları acaba dağa bilinçli mi çıktı? 15 yaşında dağa çıkmışlar, o yaştaki bir çocuğun bilinci olur mu? 15 yaşındaki bir çocuk benim evladıma kastetse bile, ben ondan nefret edemem ki. Aklı başından alınmış, ideolojisi olmayan kandırılmış çocuklar. Ben artık geçmişi deşmek, menfi cümleler kurmak istemiyorum. Bir yola çıktık. Bu yolun hayırlı sonuçlanması için herkes elini taşın altına koysun. Acılarımızı toprağa gömebilir miyiz bilmiyorum ama en azından buzdolabında saklayabiliriz. Sürekli bunları dile getirerek, 'benim çocuğum öldü, ben bunu kabul etmiyorum' cümlelerini kuran insanları ikaz etmeliyiz. Ben çocuğumu kaybettim diye niye bir başkası çocuğunu kaybetsin? Bir anne çocuğunu askere gönderiyor ama yüreği pır pır ediyor, bunu durdurmak lazım. O anne, eskiden olduğu gibi çocuğunu artık davul zurna ile askere göndersin. Gülerek yolunu beklesin, her telefon çaldığında korkuyla telefona bakmasın.

Fatma anne ağlıyordu, 'biz niye anlaşamıyoruz, biz aynıyız, ne sorun var?' diyordu. Başkalarının evladını kullananlar artık sussun. Bırakın canı yananlar konuşsun ki canı yananlar kavga istemiyor, ölümler olsun istemiyor. Biz bencilce davranmıyoruz, biz evlat kaybettiğimiz ve içimiz yandığı halde sürece destek olurken, öbürlerinin konuşmasını abesle iştigal görüyorum. Lütfen sussunlar, sürece destek verenler konuşsun." (aa)