'Teröre karşı ortak deklarasyon için önce Ceylanpınar TİGEM'i açın'

'Teröre karşı ortak deklarasyon için önce Ceylanpınar TİGEM'i açın'
'Teröre karşı ortak deklarasyon için önce Ceylanpınar TİGEM'i açın'
Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun dün dört siyasi partinin 'teröre karşı ortak deklarasyon imzalaması' önerisinde Cumhuriyet gazetesi yazarı Çiğdem Toker'den 'Ceylanpınar TİGEM' itirazı geldi: Açın 2012'den bu yana sivil girişlere kapatılan TİGEM'in Ceylanpınar tesislerini. Önce El Nusra, şimdi de IŞİD militanlarının "cihat" için geçiş yapmadığını, barınmadığını, yaralıların tedavi edilmediğini kanıtlayın.

RADİKAL - Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun dün dört siyasi partiye yaptığı 'teröre karşı ortak deklarasyon çağrısı'na Cumhuriyet gazetesi yazarı Çiğdem Toker'den çarpıcı bir itiraz geldi. Toker'in Suruç Ceylanpınar TİGEM üzerinden El Nusra ve IŞİD militanlarının Suriye 'ye giriş-çıkış yaptığı, barındığı ve tedavi gördüğü iddiasını gündeme getirdiği yazısı şöyle:

Varlığından çok, yokluk halleriyle anlatırız ya, “sol memenin altındaki cevahir”i.
“Yüreksiz”in korkak, “kalpsiz”in gaddar anlamına gelmesi, tam bu nedenle boşuna değildir ya.
Hem cesur, hem merhametliydi işte onlar da.
Şehirleri, ilçeleri ve köy adlarının yanına, “katliamı” kelimesi eklenen bir ülkede yaşadıklarının acı bilgisine erkenden vâkıf olsalar da kusursuz değildiler. Siyasal İslamın, ırkçılığın ardına gizlenmiş kalpsiz korkakların, Maraş’la, Çorum’la, Sivas’la, Roboski’yle, Reyhanlı’yla yazdığı kanlı tarihin, Suruç’la süreceğini düşünemediler.
Akıllarının ucundan bile geçmedi, böyle apansız ölüvermek.
Ki, nasıl bunca ümit dolu gözlerle bakılabilirler başka.
Nasıl o plastik ördekler, yeşil lego torbaları, pembe bebek patikleri özenle toplanıp şenliklerle getirilir ateş hattına başka türlü.
Barbarlığa direnen bir kentin çocuklarına yaşama sevinci taşıyacak o “cevahir”, katliam hedefi olacaklarını düşündürtmeyecek kadar naifti bir yandan çünkü.
Şans eseri hayatta kalan arkadaşlarının anlatımına bakıldığında, Emniyet güçlerinin yoğunluğuna, her noktanın kamera sistemleriyle izlenmesine güvendiler belki.
Oysa güvenilen o “Emniyet” yoğunluğu, her yere takılı o “göz”ler, bu ülkenin yurttaşlarından çok, “öfkeli çocuklar” içindi.
Çok mu iddialı buldunuz?
O zaman açın, 2012’den bu yana sivil girişlere kapatılan TİGEM’in Ceylanpınar tesislerini.
Suriye sınırının 60 kilometrelik hattını kaplayan, 1 milyon 761 bin 11 dekarlık alanda, önce El Nusra, şimdi de IŞİD militanlarının sığınmadığını, “cihat” için geçiş yapmadığını, barınmadığını, yaralıların tedavi edilmediğini kanıtlayın.
Dönemin Dışişleri Bakanı Ahmed Davutoğlu’nun, HDP’li İdris Baluken’in verdiği soru önergesine beş ay gecikmeyle 14 Mart 2014 tarihli “kaçamak” yanıtında, “Bizde böyle bir bilgi yoktur” demesi artık yetmez.
Son üç yıldır TİGEM arazisi içindeki Akçakale Süleyman Şah Dinlenme Tesisleri’nde kimlerin konakladığını kamuoyuyla paylaşın.
24 saat faal durumdaki 142 kameranın yalnızca, damızlık hayvan ve sertifikalık tohum üretimi için kayıt yaptığını ilan edin.
Tamam, Kobani’ye insanlık götürmek dışında hiçbir suçu olmayan 30’dan çok masumun katledilmesinin ardından yüzünüzde hakiki bir üzüntüyü boşuna arıyor olalım.
Kedere benzer bir ifade yerine, destekçilerinizden son kullanma tarihi çoktan dolmuş, “üst akıl”, “zamanlama manidar”, “algı yönetimi” saçmalıklarını da dinledik tamam.
Ama eğer teröre karşı “ortak deklarasyon” çağrınız varsa, önce TİGEM’in Ceylanpınar Tesisleri’nde neler olup bittiğini bilelim.
Var mısınız?
Ve katliam, kıyım dinlemeden olanca pervasızlığıyla süren şu hayatın içinde, koalisyon görüşmelerini yürüten CHP yönetimi:
Soracak mısınız bu soruları?