Tersten temizlik

Doğrudan veya dolaylı olarak denize giden çöpler günde 400 dolar ek masraf demek. Avrupa ise iki nedenle temiz: Karada çöp toplama sistemi ve bilinçli halk.
İstanbul Büyükşehir Belediye yetkilisi, "Hollanda kanallarında ördek, bizde ise pet şişe yüzüyor. Çöpü karada toplamak şart" diyor.
Haber: SELİM EFE ERDEM / Arşivi

İSTANBUL - Karada toplamayı beceremediğimiz çöpü denizden toplamak zorunda kaldığımız için cebimizden her gün 400 dolar (600 milyon lira) fazla ödeme yapıyoruz. Türkiye'de büyük soruna dönen kıyı temizliği, gelişmiş karasal altyapı sistemi bulunan Avrupa'daki sahil şehirlerinde kavram olarak bile yok.
ABD, İngiltere, Fransa, Hollanda gibi ülkelerin kıyı şehirlerinde, deniz kirliliği karada önleniyor. Katı veya sıvı atıkların denize ulaşmaması için nüfusu 10 bini aşan kıyı şehirlerinde biyolojik arıtmalı kanalizasyon sistemi, ev ve işyerlerinden konteynırlarla gelişmiş çöp toplama sisteminin yanı sıra, dere ve nehir yataklarının denize döküldüğü noktalarda çökertme havuzları kuruluyor. Çöpün toplandığı bu havuzlar periyodik olarak temizlenerek çöpün denize ulaşması engelleniyor. Akıntı ve yağışla gelen, ya da deniz araçlarının yaratacağı kirlenmeye karşı liman ve kıyılarda 24 saat görev yapan deniz süpürgeleri ve temizlik araçları, katı ve sıvı atık kirliliğine karşı görev yapıyor.
Önemli silah: İhbar
Denizdeki temizlik işleminin kendisine ek vergi olarak döneceğini düşünen bu ülke vatandaşlarının oluşturduğu ihbar mekanizması da, deniz kirliliğiyle mücadelede etkin rol oynuyor. Tüm bu önlemlere karşın, sıvı veya katı atığı denize döktüğü tespit edilen kişiye, hapse kadar uzanan ağır ceza veriliyor.
Üç tarafı denizle çevrili Türkiye'nin kıyılarında karasal atıklar nedeniyle yoğun kirlilik yaşanırken, bu kirliliği önleyecek ve mevcut kirliliği temizleyecek koordinasyonlu bir kamu kurumu da bulunmuyor. Bazı belediyeler veya sivil toplum örgütleri, deniz araçları veya kepçelerle denizi temizlemeye çalışırken, sorunun çözümü olan karasal çöpün karada toplanmasını sağlayacak altyapı neredeyse hiçbir belediyede bulunmuyor. Çöp denize akıyor, sonrasında büyük maliyetlerle toplanmaya çalışılıyor.
Yurtdışındaki deniz temizliği çalışmalarını da incelediğini, kıyı kirliliğinin bize özgü bir durum olduğunu belirten İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atölyeler Müdürü Safa Şahbatoğlu, sadece İstanbul Boğazı'ndan son beş yıl ve 2004'ün ilk dokuz ayında 16 bin 675 ton çöp toplandığını söyledi. Şahbatoğlu, "Bu kirletme kaynakları devam ettikçe, ne kadar deniz temizleme aracı alırsanız alın temizleyemezsiniz" dedi.
Pet şişe gibi karasal çöplerin kara yerine denizden toplanmasının maliyeti beş kat artırdığına dikkat çeken Şahbatoğlu şöyle konuştu: "İstanbul'da kıyı temizliğine günde yaklaşık 500 dolar harcanıyor. Hollanda'da kanalları dolaştık, ağaç yaprağından başka bir şey yoktu ve ördekler yüzüyordu. Orada denize çöp atılmıyor, atan ihbar ediliyor ve limanlarda 24 saat temizlik yapılıyor. Batı'da, bizdeki gibi kirlilik yok. Bizdeyse denizden pet şişeden otomobil lastiğine her şey çıkıyor."
İlçeler temizleyecek
Yeni yerel yönetimler yasasıyla, artık denize kıyısı olan ilçe belediyeleri, sokak ve caddeleri temizlemek için kullandığı çöp kamyonları gibi kıyıları temizlemek için de deniz araçları bulundurmak zorunda. Kapıdağ Yarımadası'nda olduğu gibi, Türkiye'de çöplerini denize döken belediyeler olduğunu belirten İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri Enstitüsü öğretim üyesi Doç. Dr. Erdoğan Okuş. "Karada toplanmayan çöpler, deniz tabanında tahribatlara yol açıyor" dedi.
Türkiye'deki toplam 3 bin 215 belediyenin sadece 225'inin atık su arıtma tesisi bulunuyor. Yüzde 60'ının düzenli çöp depolama alanı bile yok. Mevcut sistemler ise sadece sudaki kaba cisimlerin ayrıştırılarak suyun deniz dibine şarj edilmesini sağlayan ön arıtma sistemi. AB yönetmeliklerine göre, nüfusu 10 bini aşan kıyı yerleşimlerinde biyolojik arıtma sistemi kurulmak zorunda. Türkiye'de en gelişmiş atık su arıtma sistemi bulunan İstanbul'da dahi biyolojik arıtma oranı yüzde 2.